14 Ekim 2011 Cuma

Git Kendini Çok Sevdirmeden


 Dün gece Treme'nin o güzel müzikleri eşliğinde yüzümde gülümsemeyle uyuyakaldım. Sabah on biri geçerek uyandım, okula gitmedim ve bu ara okuduğum kitabı da yarım bırakmama neden olarak beni kendine çeken Tuna Kiremitçi'nin ilk romanı Git Kendini Çok Sevdirmeden'i camdan vuran mevsimin son gülümseyişleri arasında okudum ve bitirdim. Gazetedeki köşe yazılarını sık sık olmasa da arada okuduğum bu insanın kitaplarını hiç okumamış olmama rağmen mavi gözlerinden mi yoksa o gamzeleri nedeniyle mi bilmiyorum hep sevdim, okumadığım kitaplarını bile sevdim ama şimdi kitabını okuyup dili hakkında bilgi sahibi olmanın verdiği mutlulukla seviyorum onu.
Kitap, Tuna Kiremitçi'nin doğduğu yer olan Eskişehir ve İstanbul arasında gidip geliyor. Eskişehir anlatımları yazarın bu şehirde yaşanmışlıkları olduğu duygusunu çok güzel yansıtıyor. Arda'nın öyküsünü anlatıyor bize, henüz on yedi yaşında genç bir kız olan Arda ve kırkına gelmiş çok şey yaşamış olan Arda'nın öyküsü. Kızın isminin Arda olması     dikkatini çekiyor insanın ama çok yakışmış ona Arda ismi, ben çok sevdim Arda'yı. Arda kendi hayatını kendi dilinden anlatıyor, Tuna Kiremitçi'nin bir kız ağzıyla yazdığı bu romanda hiç ipucu vermiyor kendine dair, tüm yazılar sanki gerçekten bir kadın yazar tarafından yazılmış. Aslında Arda, Fırat ve Ert'in öyküsü bu roman. Görünür olmayan ağabey ve kız kardeşlik duygusu, ilk aşk ve tam olarak bitmeyen bu aşkın değişik yollardan tekrar ortaya çıkması. Çok şey var kitaba dair söylemek istediğim ama kitabı okumak isteyenler için çok şey yazarak büyüyü bozmak istemiyorum. Hikaye beni gerçekten içine çekti ve sonunu merak ede ede okudum, kitap bittiğinde de trendeki o 20 yıl önceki an geldi aklıma, gülümsedim... "Git artık, kendini çok sevdirmeden", Kemani Sahak Efendi'nin bir tangosundan güzel bir dize. Tuna Kiremitçi, onunla ilk defa Enis Batur'un Gri Divan adlı kitabındaki bir şiirde karşılaşmış ve ilk romanının adı olarak kullanmış. 

Kitabın arkasındaki resmi, daha çok yeni, gamzelerini bile göstermemiş haylaz bir çocuk gibi gülümsüyor. Belki ilk romanının verdiği şaşkın bir mutluluk var içinde. Bendeki kitabın 36. baskısıydı ilk baskı tarihi 2002, ama güzel oluyor böyle üzerinden zaman geçtikten sonra okumak, walkmanleri, kasetleri hatırlamak... Ve son olarak trende Arda'nın kulağında çalınan şarkıyla okumayan herkese tavsiye ediyorum bu kitabı...


2 yorum:

  1. Bu kitabı çok merak ediyorum,paylaşım için teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. rica ederim, beğeneceğinizi tahmin ediyorum güzel bir kitap

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...