2 Kasım 2011 Çarşamba

Sergi

Bugün, Kasım aynın etkinlik bültenini almak için Çağdaş Sanatlar Merkezine uğradım ama henüz çıkmamış. Sergi gezmek gibi bir niyetim yoktu, eve gidip ders çalışmayı planlamıştım ama hazır gelmişken bir baksam mı acaba, zaten iki hafta boyunca yeterince ders çalışcam diye kendimi ikna etmeye çalışırken bir anda o güzel tablolara hayran hayran bakarken buluverdim kendimi.
Bugün bloga uğrama gibi bir niyetim de yoktu aslında ama sergilerin yarın son günü olduğunu görünce hemen yazayım dedim.
Öncelikle, Ekim Geçidi 10 Çağdaş Sanat ve Tasarım Sergisini gezdim.
 

  
 Bu fil resimlerine bayıldım, harika görünüyorlardı, büyük tuvallere çalışılmış, çok gerçekçi duruyorlardı. Ben bu sanat harikalarını uzun uzun incelerken bir kadın geldi salona; Berrin Duma, bu güzel fil resimlerini o yapmış. Bunu öğrenince o kadar mutlu oldum ki, resimlerini çok beğendiğimi ilettim hemen kendisine. Tanışıp sohbet ettik. Emekli olduktan sonra resme başlamış, 6 yıldır yağlı boya yapıyormuş, şimdilerde ise sulu boyaya  merak sarmış, yağlı boyadan sonra biraz zor gelmiş ama ben eminim ki sulu boya resimleri de en az bunlar kadar harikadır. Aynı zamanda yaşlı bir amca da katıldı sohbetimize. Ben her Çağdaş Sanatlara gittiğimde böyle tek başına sergi gezen ton ton amcalar görüyorum şansıma hep böyle denk mi geliyor bilmiyorum ama onları bir resmin karşısında resmi merakla incelerken, fotoğraflarını çekerken görünce mutlu oluyorum.
Bugünkü amca resim öğretmeniymiş, her defasında Kızılay'dan Çağdaş Sanatlara yürüdüğünü ama her buraya gelişinde asansörlerin çalışmadığını söyleyerek sitem etti en üst kattaki sergi salonunda. O, rahatsız olduğu durumdan yakınırken bense, onun bu yaşta ve tüm zorluklara rağmen sanata olan sevgisini takdir etmekle meşguldüm içimden. 
Berrin Duma'ya neden filler? diye sordu. Bir nedenden dolayı seçmemiş Berrin Duma, sadece filleri resmetmeyi seviyormuş. Bu resimleri fotoğraflardan çalışmış ve iyi ki de çalışmış gerçekten çok güzel olmuş tablolar.
Sonra bana resimle olan ilişkimi, nerede okuduğumu, bölümümü sordular. Ben de yağlı boya yaptığımı ama bunun sadece hobi olduğunu, tamamen farklı bir bölümde okuduğumu söyledim. Amca da, hayatın beni okuduğum bölümün yönüne savurduğunu ama demek ki içimde güzel sanatların var olduğunu söyledi bana. O da önce başka şeyler okumuş, başka şeyler yapmış ama sonra bulmuş kendini. Belki ilerde bir gün sen de tamamen güzel sanatlara yönelirsin dedi ve ayrıldı yanımızdan. Şu an için böyle bir düşüncem yok ama resim yaptığım zamanlardaki mutluluğumu, huzurumu, hiç bir şeyi düşünmeyişimi düşününce neden olmasın dedim kendi kendime...
Berrin Hanımla biraz daha sohbet ettikten sonra, tesadüfen yanımda olan sergimin davetiyelerinden bir tane de ona verdim ve iyi çalışmalar dileyerek diğer resimleri incelemeye devam ettim.
Evet, bugünkü sergi turumun en beğendiğim ressamı Berrin Duma oldu. Diğer çalışmalarını da görmek isterseniz http://www.berrinduma.trart.net/ adresinden resimlerine bakabilirsiniz.

Ümmühan Yılmaz'ın şehir manzaralarını da çok beğendim.


Eski paralar ve jetonlarla yapılan bu çalışma da çok hoşuma gitti.

Emine Ermiş'in bu tablolarında DNA sanatla buluşmuş gibi geldi bana :)


İkinci olarak gezdiğim sergi, Saküder Plastik Sanatlar Çizgilerin ve Renklerin Buluştuğu Resim Sergisi


Bu sergide en çok beğendiğim tablo       




    
              
Göz kapaklarımın ağırlığını hissettiğim şu anda, bir daha eve akşam 10'da geldiğim günlerde yazmayacağım diye söz veriyorum kendime, bakalım tutabilecek miyim. 
Turkuazım Polonyalarda göbiş yapmış, yiyip içip geziyormuş en son Pragla Viyana'ya gitmiş, bana da kendini çok çok özletmiş. Yeme bak o sağlıksız şeyleri, bol bol dans et clublarda erit hemen o göbişi. Yolladım havaya öpücüklerimi camdan dışarı bak yakala hepsini...
Ben yarın yine yorucu bir güne uyanmak üzere kapatıyorum şimdi gözlerimi...
Herkese ve Turkuazıma iyi geceler...
    

2 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...