11 Aralık 2011 Pazar

Kantocu



Bugün ilk defa Çayyolu Cüneyt Gökeçer Sahnesine gittim bu güzel müzikali izlemek için. Hep, çok uzak diye buradaki oyunların diğer sahnelere gelmesini beklerdim ama bu sefer haydi gidelim nolcak dedik ve iyi ki de öyle demişiz hemen başta belirtmeliyim ki ben bu sahneyi çok beğendim, ben arkadan izlemedim ama arkalarda olsanız bile sahneye hakim olabilirsiniz, balkonu ve özel locaları da var, hoş yeni bir sahne ha ama bir de eleştirimiz oldu; koltuk numaraları keşke arkada olmasaydı daha bir hoş olurdu ama olsun yahu olur o kadar :)
Haldun Dormen'in yazıp yönettiği müzikal, 1920lerin tiyatro dünyasında keyifli bir yolculuğa çıkarıyor bizi.
"Ben bu oyunu tiyatromuza ve müzikal dünyamıza çok önemli katkıları bulunmuş Türk, Ermeni ve Rum sanatçılarımıza bir saygı duruşu, bir minnet borcu olarak yazdım. Kel Hasanların, Peruzların, Şamramların, Mınakyan Efendileirn, Naşitlerin, Mari Ferhaların, Amelyaların, Ahmet Fehim Efendilerin ve Direklerarası'nın tüm ölümsüzlerinin anıları önünde saygı ve minnetle eğiliyor, ruhları şad olsun diyorum." diyor Haldun Dormen.
 Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında sahnelere çıkması yasaklı Müslüman kadınlar. Aslında Müslüman, adı da Bihter olan Ermeni kızı Verjin'in hikayesi. Cumhuriyet için mücadele eden Cemil'e duyduğu aşk. Cumhuriyetin ilanı. Sahne sanatlarının Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'le birlikte gösterdiği büyük gelişim.
1. Meşrutiyet Döneminde Batı tiyatrosunun sahnelenme biçimiyle, Orta oyunu içeriği sentezlenmiş ve Tuluat tiyatrosu doğmuş. Bu Tuluat topluluklarının temsil programlarında, asıl oyundan önce seyircinin ilgisini çekmek için şarkılı danslı gösteriler yer alırmış işte bu gösterilere kanto denilirmiş.
 Sözcük kökeni İtalyanca, şarkı söylemek anlamına gelen 'cantare' fiilinden gelmektedir. Genellikle kadın şarkıcılar tarafından, dans edilerek söylenen kantolar hareketli şarkılardır. O dönemde Müslüman kadınlar sahneye çıkamadığı için, çoğunlukla Ermeni, Rum, ve Yahudi kadınlar tarafından icra edilirmiş. Bu sebeple söylenişlerindeki aksan farklılığı dikkat çeker. Ayrıca, hemen küçük bir bilgi daha vereyim; Afife Jale, Müslüman Türk olarak ilk kez sahneye çıkan kadın oyuncu olarak tarihe geçmiştir.


Bu müzikal için beklentilerimi çok fazla tutmuştum, o sebeple mi bilmiyorum ilk perdeyi çok fazla beğenmedim. Evet güzeldi ama ben sanki daha fazla şeyler bekliyordum. Fosforlu Cevriye'de rol alan birçok oyuncu bu müzikalde de karşımıza çıkıyor. Ben Fosforlu'yu çok beğendiğim için hep onla karşılaştırdım ama ikisinin büyüsü tamamen farklı. İkinci perdenin başlamasıyla birlikte daha da keyifli oldu her şey, karşılaştrıma yapmayı bıraktım ve gerçekten çok eğlendim, çok beğendim. Cumhuriyet'in ilanını simgelediğini düşündüğüm dans sahnesi en çok beğendiğim sahne oldu. Mari, Minnoş ve Satenik üçlüsüne bayıldım. Mari'yi Fosforlu'nun Güllü'sü Kader İlhan oynuyor, yine gülmekten kırıp geçirdi beni, ben bu kadının oyunculuğuna hayranım. Çığırtkan rolünde Ali Hakan Beşen de çok başarılıydı. 


Kantocuların elbiseleri, danslar, şarkılar her şey çok güzeldi. Ve o orkestra, ilk başta onlar çıktı sahnenin en önüne sonra aşağı indi yavaş yavaş onların bulunduğu kısım. Baterinin, darbukanın, kemanın o muhteşem sesleri güzel bir Pazar günü geçirmemi sağladı hepsi. Onları ayakta alkışlarken duygulandım, gözlerim doldu, hepinizin emeğine sağlık güzel sanatçılar!


4 yorum:

  1. hu huuuu komşu nerelerdesin pazardan beri??

    YanıtlaSil
  2. Çok merak ettiğim oyunlardan biri. Hain sevgili izledi beni kıskandırıp duruyor. Sırf bu oyuna olan merakımı gidermek için turneyi falan beklemeyip Ankara'ya gelebilirim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buyrun bekleriz, gerçekten izlenilmesi gereken güzel bir oyun :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...