29 Ocak 2012 Pazar

Narnia Günlükleri


Bugün ilk defa bir büyük olarak bir çocuk oyunu izledim. Sanırım küçüklüğümde bile büyükler için olan oyunlara daha çok gidiyordum. Ne zamandır istiyordum gidip de bir çocuk oyunu izlemeyi, bugün bu isteğimi gerçekleştirdim ve çok keyifli bir pazar günü geçirdim.
Bıcır bıcır çocukların olduğu bir salonda, gerçekten dikkat çekici bir sahnede, büyüleyici bir dünyayı büyük bir zevkle izledim.  

Narnia Günlükleri, C.S. Lewis tarafından yazılmış, çocuklar için 7 kitaplık bir fantastik roman serisi. Aslan Cadı ve Dolap, bu serinin ikinci kitabı. 2005 yılında sinemaya uyarlanmıştı ve o yıl en iyi makyaj dalında Oscar sahibi olmuştu. Tiyatro uyarlaması da, 2010-2011 sezonundan beri de Ankara Devlet Tiyatroları'nda sahnelenmekte. Filmini de Türkiye'de vizyona girdiğinde izlemiştim ama hemen belirteyim ki, sinemada izlediğimde bugün tiyatroda verdiği kadar zevk vermemişti bana.

Dört kardeş; Lucy, Edmundr, Peter ve Susan gezdikleri şatodaki bir odada bulunan dolabın içine girerek kendilerini bir anda hayali bir yer olan Narnia'da bulurlar.


Narnia; tüm hayvanların konuşabildiği, iyi bir aslan ve kötü bir cadının olduğu, iyiyle kötü arasında savaşın olduğu sihirli bir yerdir. Kendini kraliçe zanneden Beyaz Cadı yüzünden Narnia'da uzun zamandır kış mevsimi yaşanmaktadır, her yer karlarla kaplı ve soğuktur.
Hikaye, Narnia'ya gelen bu Adem oğulları ile Havva kızlarının iyi ve kötüyü ayırt edip tüm Narnia halkının mutluluğa kavuşma serüvenini büyülü bir şekilde anlatıyor.

Dekora bayıldım, gerçekten harikaydı. Seyirci kısmının tepesindeki örümcek ağları, yarasalar, sahnedeki kar,  hayvanların evindeki kitaplar, şömine, koltuk ve tüm arka fonlar hepsi göz alıcıydı. Çocukların Narnia'ya geldikten sonra iyilik için savaşmaya başlamalarıyla sahneye bahar geldi ve bir anda tüm dekorda çiçekler açtı, işte o anda daha da bir güzelleşti sahne. Bir de buna Cüneyt Gökçer Sahnesi'nin asansörlü sahnesi eklenince sürekli aşağı inip yukarı çıkan sahne tüm dekoru daha da bir canlandırdı. Ve tabii ki kostümler, birbirinden renkli, birbirinden güzel o hayvan kostümleri. Bu kostümlerle dans ederek oradan oraya koşuşturan oyuncular, bir an bile gözümü alamadan izlememi sağladı oyunu.



Ayrıca, çok başarılı bir orkestra eşlik ediyordu  Narnia'daki tüm bu sihirli danslara. En çok nefesli çalgılar hoşuma gitti, resmen ben de büyülendim. Irita Kutchmy tarafından bestelenen şarkılara Zerrin Çağlar tarafından adaptasyon yapılmış. O kadar güzeldi ki tüm şarkılar, hiç tereddütsüz bu sezon izlediğim müzikaller de dahil olmak üzere en güzel, en keyifli şarkıların olduğu oyundu diyebilirim.
  


Oyunu çok kalabalık bir kadrosu var. Çoğu başka oyunlardan izlediğim tanıdık yüzlerdi, böyle olunca mutlu oluyorum. Çocuk Lucy, Zeynep Yasa'yı çok başarılı buldum ayrıca tüm hayvanlar da oldukça başarılıydı ama ben en çok kimin canlandırdığını bilmediğim maymunu oynayan oyuncuya bayıldım, bir de Bay ve Bayan Kunduz, Sabri Özmener ve Aysın Işımer tüm seyircilere oyunun en komik anlarını yaşattılar.


Beyaz Cadı, Şirin Giobbi de kötülük dolu bir kalbe sahipti ama onun da şarkılara renk katan mükemmel bir sesi olduğunu es geçemem


Salonda hiç eksik olmayan bir uğultuyla izledim bu sihirli dünyayı. Minikler bıcır bıcırlıklarıyla izlediler oyunu ve pek tabii ki öyle olacak, bu oyun onların oyunu ama her çocuk kitabında, filminde, oyununda olduğu gibi bu oyunda da büyüklerin anlayacağı ince ince dokunuşlar vardı hayata dair. Bu nedenle çocuk oyunu diye bir sınıflandırma yapmak aslında yanlış, tüm büyüklerin de izlemesi gerekiyor böyle oyunları. Yani ben çok keyif aldım ve bir sonraki adı çocuk oyunu olan hangi oyuna gitsem diye düşünmeye başladım oyunun sonunda.
Bu oyundaki emeği geçen herkesi ve birazcık daha fazla olarak tüm oyuncuları tebrik ediyorum. İlgisini her an kaybedebilecek olan ve dikkatlerini dağıtabilecek olan minik tiyatroseverler karşısında, üzerlerindeki kostümlerin ağırlığıyla, hiç düşmeyen bir tempoyla salondaki küçük büyük herkesin çok güzel saatler geçirmesini sağladılar. Bir de çocuklarını tiyatroya getiren ailelere, küçük yaştan tiyatro sevgisini kazandırmaya çalışan güzel insanlara bir selam gitsin bu yazımdan.
Son olarak, ellerimin daha da çok birbirine değmesi için Bay Kunduz Sabri Özmener'in sahneye çıkmasını dört gözle bekledim ama oyunun son kısımlarında da olmadığı gibi selama da çıkmadı, umarım herhangi önemli bir şeyi yoktur.
Tüm küçük ve büyük tiyatroseverlere tiyatro dolu günler diliyorum...



4 yorum:

  1. çok çok çok uzun zamandan beri tiyatroya gitmiyorum. şimdi bunu okuyunca o kadar heveslendim ki :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben hayatımda tiyatro olmadan yaşayabileceğimi hiç zannetmiyorum, en büyük tutkularımdan biri tiyatro.
      Size de tavsiyem sık sık gitmeye çalışın, şimdiden iyi seyirler diliyorum :)

      Sil
  2. kitapları çok güzel okudum. filmlerini de gördüm. oyununu izlemedim. güzel olmalı.
    :)

    YanıtlaSil
  3. kitapta filmde harika hayatımda en ama en çok sevdiğim film narniammmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...