24 Ocak 2012 Salı

Ölümüne Sadakat


Kitabımızın ana karakteri olan Rob, etrafta görebileceğimiz hatta çok büyük olasılıkla bir dönem bizim de canımızı bir parça acıtmış olan klasik, olgunlaşmamış, sıradan bir erkek.
 bir zamanlar... ile başlıyor Rob hikayesini anlatmaya. Tüm zamanların en unutulmaz beş ayrılığını kronolojik sırayla anlatmaya başlıyor. Bunlar Rob efendinin canını acıtan kız arkadaşları.  Rob, bu hikayeyi şu anki kız arkadaşı Laura'nın onu terk etmesi üzerine anlatmaya başlıyor ama bu listede Laura yok. Çünkü Rob şu an 35inde ve bu yaşta mutsuzluğun o günlerdeki kadar sahici bir anlamı olmadığını düşünüyor.
Rob bu unutulmaz beş ayrılığı anlatırken şu anki gözüyle bakıyor eski aşklarına ama değişen bir şey yok çünkü o hala olgunlaşmamış bir erkek. Mesela, bu beş isim içinde en iyisi olandan bahsederken hala o günkü gibi şu an değil ama belki ileride onun gibi biriyle olabilirim mantığıyla olaylara yaklaşıyor.
Kitabın baş kısmında Rob bize birbirinden farklı bu beş ayrılığı anlatırken sanki şu anki halini kabbullendirmek istiyor. Beni bu hale getiren kızlar işte bunlar der gibi bir havada.
şimdi... diyerek günümüze geliyor ardından Rob. Championship Vinyl adında bir plak dükkanı olan, insanları  müzik zevklerine göre sınıflandıran, ergence bir şekilde, onu üzen kızları sıraladığı gibi hayatındaki her şeyin ilk beş listesini yapan, 35ine gelmiş ve bir dolu sevgilisi olmasına rağmen hala evliliğe gidebilecek ilişkiyi kuramamış, pek fazla arkadaşı olmayan ve son olarak şu an sevgilisi olan Laura tarafından terk edilmiş, sefil bir adam. 
Laura'nın onu terk etmesi üzerine eski sevgilileriyle tekrar görüşüp neden ilişkilerinde başarısız olduğunu anlamaya karar veriyor ama değişen bir sonuç yok çünkü Rob zavallı bir adam.
Son cümlelerim çok sert oldu ben de farkındayım ama işte böyle bir adamın, böyle adamların neden böyle olduğunu tüm kadınlara anlatıyor bu kitap.
Farkettiğiniz üzere çok sert bir giriş yaptım. Evet, kitap da aynı bu şekilde bu tip erkelerden nefret etmemize neden olacak sebeplerle başlıyor ama  kitabın sonlarına doğru düşüncelerim yumuşamaya başladı daha doğrusu normalleşmeye. Ben de Rob'un gözüyle yani bir erkek gözüyle bakmaya çalıştım olaylara. Onlar kendince haklı biz de kendimizce. Ama yine de tam olarak hak veremiyorum böyle erkeklere. Aslında bu hiç sonuçlanmayacak bir mesele ama yazar birazcık da olsa bizim onları anlamamız için bu kitabı yazmış.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı bu 95 yılında basılmış bundan 10 yıl sonra da Türkçe'ye çevrilmiş. Kitaptaki günümüz 90lar, şarkılar o yılların ve daha öncesinin şarkıları. Kitabın en keyifli kısmı Rob'un plak dükkanı sayesinde güzel parçalar eşliğinde kadın erkek ilişkilerini okumak oldu. Kitapta geçen birçok şarkıcıyı ve şarkıyı bilmiyordum, onların sesine kulak vermek için bol bol not aldım.


Bir de Rob'un eski ilişkilerini düşündüğü sırada ben de garip düşüncelere daldım. Ne kadar garip değil mi, bir zamanlar hayatımızın anlamı olan insanlar şu an bize en yabancı insanlar. Bir zamanlar sadece onlar beğensin diye giyinirken şu an ne giyindiğimizden bile habersizler...
Sonuç olarak, biz kızlar tarafından pek hazzedilmeyen bu tip erkekleri anlamak için okudum kitabı, keyif de aldım ama anladın mı diye sorarsanız dediğim gibi sonuçlanmayacak bir mesele. Ama sadece biz değil erkekler de okumalı bu kitabı.
Kitabın son şarkısıyla noktalıyorum ben de yazımı.
 Tüm erkeklerin bir an önce olgunlaşması ve onlara fazlasıyla değer veren kadınların değerini anlamaları dileğiyle...
Herkese keyifli okumalar...

 


4 yorum:

  1. Hayatımızın anlamı diyebileceğimiz dostlarımız olmalı. Çünkü dostluk aşktan da üstün bir kavramdır.

    YanıtlaSil
  2. bence ikisinin de yeri ayrıdır :)

    YanıtlaSil
  3. ne güzeeel bi post bu. yazarı biliyom ama bunu okumamıştım bi de burke. zevklisin biliyoz biliyoz.
    :)

    YanıtlaSil
  4. :) okumanı tavsiye ediyorum deeptone

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...