20 Ocak 2012 Cuma

The Secret Of The Nutcracker


Uzun süre önce izleyip de yazmaya bir türlü fırsat bulamadığım bir filmle karşınızdayım şimdi.
The Secret Of The Nutcracker yani Fındıkkıran'ın Sırrı, Hoffman'ın klasik eseri ve Tchaikovsky'nin meşhur Fındıkkıran balesinin çağdaş yorumunun vizyona aktarılmış hali. İkinci Dünya Savaşı yıllarında küçük bir kız olan Clara'nın babası savaşa gider, annesi ve iki erkek kardeşiyle birlikte yaşayan Clara, uzun süre babasından haber alamayınca endişelenmeye başlar, tüm ümitlerini kaybettiği sırada karşısına Drosselmayer adında yaşlı bir adam çıkar. Sihirli güçlere sahip olan bu yabancı, küçük kızın en zor zamanlarında yanında olur ve onun mucizelere inanmasını sağlar.
Aslında böyle sihirli, büyülü filmler pek ilgimi çekmez ama sihrin Fındıkkıran balesiyle harmanlanması beni büyüledi ve filme çekti. Müzikler ve danslar, hepsi birbirinden harikaydı.
Filmi izlerken aldığım minik notları da paylaşmak istiyorum sizlerle;
düşler kurup hayal etmek...
hiç kimsenin yaşlanmadığı kristal ülke... 
hayal ettiğin her şeyin gerçekleşmesi...
düşünü kurduklarımızın hiçbir zaman gerçek olmasını beklemeyiz, oysa düşünü kurduğumuz şeyler bize çok yakındır...
Şu soğuk kış günlerinde bu filmi izleyerek, kristal ülkesindeki düşlere dalıp dansın ve müziğin sıcak büyüsüyle içinizi ısıtabilirsiniz. Ayrıca çok sıklıkla unuttuğumuz inanç duygusunun da yeniden farkına varabilirsiniz.
Son olarak, fikir sahibi olmanız için filmin fragmanıyla başbaşa bırakıyorum sizi ama hemen belirteyim, fragmanda danslara çok yer verilmemiş aslında filmin çoğuna hakim olan bir dans şöleni var. İzlemek isteyenlere şimdiden iyi seyirler diliyorum...



2 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...