2 Şubat 2012 Perşembe

Ramazan'la Cülide


Dün akşam ilk defa Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkent Tiyatroları'nda bir oyun izledim. Bu aralar reklamları çok yapılıyor, her yerde afişler, sürekli gözüme çarpıyor. Ne yalan söyleyeyim, ben de bu afişleri gördüğümde şöyle bir bakıp burun kıvırıyordum hep, tamam tiyatroya karşı saygım sonsuz ama Devlet Tiyatroları benim baş tacım, arada özel tiyatrolara da gidiyorum ama Devlet Tiyatroları'nın yeri apayrı. Bu hafta içi Devlet Tiyatroları'nda bir oyun bulamadığım için ben de Başkent Tiyatroları'ndan  bilet aldım. Bu oyunu da özellikle seçmedim, o akşam şansıma oynayan oyun buydu. Konusunu falan da okumadım sadece müzikal olduğunu öğrendim, tamam severim dedim. Daha sonra, İnternet sayfasındaki yorumları okudum, baya bir övmüşler ama ben yine de çok bir beklentim olmadan ve tabii ki içimde bulunan önyargıyla gittim oyunu izlemeye.
Nitekim haksız çıkmadım düşüncelerimde, gerçi oyun ve oyuculardan çok diğer konularla ilgili eleştirilerim. Öncelikle; seyirci profili çok kötü, bana mı denk geldi bilmiyorum ama gerçi öyle olduğunu da düşünmüyorum, sürekli fotoğraf çeken insanlar vardı salonda. Ben bile gerildim, sinirlendim, dikkatim dağıldı acaba oyuncular ne hissetti sürekli üzerilerinde patlayan flaşlar karşısında. Normalde fotoğraf makinesi yasak ama girişte ne fotoğraf makinesi kontrolü oldu ne de çanta. Hepsini geçtim, kontrol olmasa bile bilinçli bir izleyici yanında makinesi olsa dahi böyle bir şey yapmaz, sonuçta herkesin yanında telefonu var ve hepimizinki de fotoğraf çekiyor. Ukalalık etmek istemiyorum, tabii ki herkes tiyatro izlemeli hatta bu beni mutlu eden bir şey ama nasıl davranacaklarını da bilmeleri gerekiyor. Anlayacağınız, bilinçsiz seyircilerin flaşları ve sürekli konuşmalarıyla izlemeye çalıştım oyunu.
Oyuna gelirsek, aslında çok tanıdık; Romeo ile Juliet olmuş Ramazan ile Culide. Birbiriyle kavgalı iki mahallenin yakışıklı oğlanıyla güzel kızı aşık olurlar birbirlerine ve olaylar bunun üzerine gelişir. Bilindik hikayenin dışında bir de üçüncü bir kişi var bu oyunda, Barut Osman. Bu iki mahallenin de ağası kendisi, fakir mahalle halkının ağzına baktığı kişi. Kavgalı bu iki taraf arasında yılmış gibi gözükse de aslında içten içe bu durumdan kar sağlayan düzenbaz bir adam. İki düşman taraf birbirine dost olmaya karar verince, durumun farkına varmaya başlayınca paçası tutuşuyor bizim ağanın. Oyun bu açıdan toplumsal bir mesaj da vermekte seyirciye. 
İlk perdede biraz sıkıldım, gereksiz uzayan sohbetler vardı. Oyuncular hakkında pek yorum yapmak istemiyorum ama nasıl denir başarısız değil ama biraz tecrübesiz gibiydiler. Nitekim, çoğunun stajyer oyuncu olduğunu öğrenmem bu kanımı destekler nitelikte. Tabii ama çok başarılı oyuncular da vardı. Bunların en başında Barut Osman'ı canlandıran usta sanatçı, Mehmet Tahir İkiler geliyor. Oyun boyunca en çok beğendiğim oyuncuydu, gerçekten çok başarılı. 
Beni en çok rahatsız eden şeylerden biri de, salondaki ses sisteminin çok çok kötü olmasıydı. Müzikal olduğu için, şarkı söyleyen oyuncuların mikrofonları vardı ama bu mikrofonlar, oyuncu şarkıya başladıktan ya önce ya da sonra devreye giriyordu. Bu da hiç hoş olmayan bir durum oldu tabii, umarım sadece bu sefer başlarına gelmiştir.
Oyunun ikinci perdesinde daha çok eğlendim ve daha çok beğendim. Danslarla özellikle tangoyla çok çok keyifli anlar yaşattılar bana.
Her şeye rağmen, ortaya konan emekten dolayı tüm oyuncuları tebrik ediyorum. Çok sık olmasa da arada yine gidip izleyebilirim onları.
Unutmadan, arka kısımda bulunan büyük bir orkestraları vardı, onlara da büyük bir alkış güzel sesleri için.



8 yorum:

  1. tanıştığıma memnun oldum hoş blog
    bana da beklerim
    :)))))

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim, hoşgeldiniz :)

    YanıtlaSil
  3. ramazanla culide. ismi bile hoş bence.
    başkent tiyatrosu şu kavaklıdereye çıkarken iş bankasının karşısında olan yer diy mi. orda çok konser sergi oluyor.
    :)
    bi de menekşe sokakta iyi bi tiyatro var.
    :)
    bi de ast tebi.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başkent Tiyatrosu, Gençlik Parkı'nın içinde. Ben de ilk defa gittim ve yazımda da bahsettiğim gibi, seyirci profili açısından pek hoşnut olmadım.
      Kavaklıdere'nin orada Akün ve Şinasi Sahnesi var, en sevdiğim sahnelerdir ikisi de :)

      Sil
  4. onları biliyorum. benim sölediğim kavaklıdereye çıkarken iş bankasının karşısında. o da büyükşehir belediyesinin. adı neydi ya. :)

    YanıtlaSil
  5. Başkent Tiyatrosunun en öneli oyunlarından bir olmuştur bu oyun. kalabalık bir ekip harika bir kurgu başarılı bir oyun. sanırımsadece o gün olmuştur seste sıkıntı ama müzik yetersiz geldi bana da

    YanıtlaSil
  6. iyi akşamlar oyun kaç saat sürüyor ona göre uygun seansa bilet alacağımda bu arada yorumlarınız için çok teşekkürler çok yol gösterici oldu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yaklaşık 2 saat, arayla birlikte 2 saat 15 dakikayı buluyor
      ne demek rica ederim, yardımcı olduysam ne mutlu bana :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...