31 Mart 2012 Cumartesi

Kırmızı


Sınavlar biter bitmez hemen yeni bir oyunda aldım soluğu gerçi çok önceden bileti alınmış, planları yapılmış,büyük bir merakla beklemekte olduğum bir oyundu  kendileri bunu belirteyim. Kırmızı, İstanbul Devlet Tiyatroları'nın turne kapsamında Ankara Şinasi Sahnesi'nde sahlenen bir oyunu. Oyun, ünlü ressam Mark Rothko'nun hayatının kısa bir süre zarfını izleyiciye sunarken bu kısa dönem üzerinden aynı zamanda onun tüm hayatına, resme bakış açısına göndermeler yapıyor.


Rothko'yu tanımasam da resimle ilgili biri olarak bu oyunu izleyeceğim günü sabırsızlıkla bekledim ve oyuna dair beklentilerimi çok yüksek tuttum. Son zamanlardaki alışkanlığım; yine oyunun konusunu okumadım ve resimlerine bakmadım. Evet, oyun bir ressamın hayatını anlatıyordu ama hayatının hangi dönemini? Ve bu dönem neden anlatılmak istenmişti? Bu soruların cevabını bilmeden büyük bir merakla gittim oyunu izlemeye.


Öncelikle, dekora bayıldım; boyalar, tablolar, resimler, boyalı koltuk, paspas, telefon, gramofon, dışarıdaki tüm doğa olaylarını gösteren pencere... Loş ışıkla birleşince istenileni anlatan hoş bir atölye çıkmış ortaya. 
Oyunun konusuna yani ressamın hayatının anlatılan dönemine gelirsek; Ruthko, New York'un ünlü restaurantlarından birinde sergilenmek üzere duvar resmleri siparişi almıştır ve bu resimler üzerine çalışmaktadır. Bu sırada atölyesine resme hevesli, resim yapmak isteyen , ünlü ressamın tüm kaprislerini çekmeye hazır genç bir adam gelir. Adı Ken olan bu adam da ressamdır ama Ruthko, kendi tarzıyla çakışan genci sadece resimlerinin zemin rengini hazırlamasına izin vererek yanına asistanı olarak alır. 


Bu andan itibaren birbirlerinin resim anlayışıyla çatışma içinde olan bu iki adam, aralarındaki diyaloglarıyla hayatlarına dair ipuçlarını seyirciyle paylaşıyorlar. Ölümün rengi ne peki, ya kırmızı neyin rengi? Bir tarafta tarzını oturtmuş yılların ressamı, bir tarafta geçmişin acılarını resimlerine yansıtmak isteyen genç bir adam. Ortada, düşüncelerine uyuşmayan yaptıkları duvar resimleri...


İçinde kırmızının her tonunu taşıyan ressamın çalışma atölyesinin resmini arada onlara eşlik eden gramofondan gelen hoş seslerle seyircilere sunuyor bu başarılı iki adam. Oyunun sonuna doğru resim ne içindir, kim içindir gibi sorulara da yanıt arıyorsunuz zihninizde.
Nihat İleri ve Turan Günay'ı çok başarılı buldum ama birçok sahnede oyundan koptum. Özellikle Mark Rothko'nun uzun uzun konuştuğu sahneler gereğinden fazla geldi bana. Başta da belirttiğim gibi beklentilerimi çok büyük tuttuğumdan olsa gerek, çok fazla memnun etmedi oyun beni. Sanırım bu ressamın hayatı, resimleri benim çok ilgimi çekmedi, birçok düşüncesinin benim resim anlayışıma uymaması neden olmuş olabilir buna. E, ressamın hayatı böyleyse oyuncular ne yapsın. Zaten tüm eleştirilerim bir yana, başta Nihat İleri olmak üzere böyle başarılı oyuncuları sahnede izleyebilmenin çok güzel bir duygu olduğunu düşünüyorum. Emeklerine sağlık, oyundan çok oyunculara yine alkışlarım. Son olarak, dışarıda yağmurun yağdığını gördüğümüz sahnede Rothko'nun ne elinde bir şemsiye ne de üzerinde herhangi bir ıslaklık olmadan dışarıdan içeri girmesi gözümden kaçmadı, sevgili sanat yönetmeni bilginize...
Başka bir oyun yorumuyla karşınızda olamak dileğiyle, herkese sevgiler...

8 yorum:

  1. Bu oyunu programda gordugumden beri nedense beni acmayacak bir oyun gibi geliyor ve mesafeli duruyordum, etrafimda da bu oyunu izleyen yoktu, dolayisiyla bilmeden sadece hissiyatti, simdi yazini okuyunca dusuncemi pekistirmis oldum, paylasimin icin tesekkurler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim Lulu çok etkilendiğim bir oyun olmadı maalesef ama yine de izlemeye değer bence :)

      Sil
  2. Şemsiye detayı o sırada dikkatimi çekmişti, ama unutmuşum. Çok haklısın, okuyunca hatırladım :) Bu arada Tiyatro Gerçek'in oyunu 'Van GOGH' da geliyor Akün'e... Ben de ona gitsem mi gitmesem mi karar veremedim...Bir de internet satışı ile gişe satış fiyatları farklı, onu da çözemedim bu oyunda:P Ressamların hayatından gidiyoruz, Salvador Dali'nin de sergisi mayıs sonuna kadar CerModern'de :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Van Gogh daha güzel olabilir belki bir şans vermek lazım :)
      Dali'ye de henüz gidemedim, umarım en yakın zamanda gider duygularımı paylaşırım sizlerle :)

      Sil
  3. ne mutlu turne oyunlarını da takip ediyorsun :) ellerine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim :) bu arada ben sana yorum yapamıyorum ?

      Sil
  4. iyi olmuş bak bu oyun senin için.
    :)
    rothko çok ünlüdür ki çağdaşlardan.
    :)

    YanıtlaSil
  5. ben bilmiyodum tanımış oldum :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...