13 Nisan 2012 Cuma

Şahane Misafir

Dün akşam büyük bir merakla gittim Şahane Misafir'i izlemeye. İlk dikkatimi çeken salonun boşluğuydu, koca salonda bir avuç meraklı seyirciydik.
İtiraf edeyim, ben de Cem Yılmaz filmi olduğunu düşünmüştüm ama bu konuda benim hatam yok çünkü her yerde reklamları böyle yapıldı hatta izlediğim sinema salonunun kapısında sadece Cem Yılmaz'ın resminin olduğu  bir afiş vardı. Hemen belirteyim, Cem Yılmaz konuk oyuncu olarak şereflendiriyor filmi. Ferzan Özpetek'in böyle bir şeye ihtiyacı olmamasına rağmen Cem Yılmaz'ın adını çok ön plana çıkararak seyirci çekmeye çalışmalarına bir anlam verebilmiş değilim.
Türkçe dublajlı izlememden mi olsa gerek bilmiyorum ama ilk andan itibaren bir türlü ısınamadım filme, dublajları hiç başarılı bulmadım. Şahane Misafir bir İtalyan filmi, orijinal dili İtalyanca olduğu için Cem Yılmaz'a dahi Türkçe dublaj yapılmış, o bile çok eğreti duruyor.
"Sicilyalı Pietro'nun tek hayali ünlü bir aktör olmaktır. 28 yaşındaki Pietro oyunculuğu kafasına o kadar çok takmıştır ki amacına ulaşmak için bin türlü çılgın yolu denemekte sakınca görmez. Roma'ya gelir ve önce bir pastanede çalışmaya başlar, aynı zamanda da aktörlüğe giden yolları aşındırır." diye anlatılıyor filmin özetinde ama asıl konu gibi gösterilen bu oyunculuk ideallerine dair filmde hiçbir sahne yok, tek tük havada kalan şeyler hepsi. 
Film başladığı andan itibaren, Pietro'nun yeni taşındığı evinde esrarengiz konuklar ortaya çıkana kadar filmin moduna giremedim ama sonra gerilimle birlikte keyifli sahnelerin tadını çıkardım.
Yıllar öncesinin bir tiyatro topluluğu olan bu güzel insanlar Pietro'ya oyunculuk konusunda yardımcı olmaya çalışırlar. Pietro da, kendilerini hala yıllar öncesinde yaşadığını zanneden  bu insanların kim olduğu,  neden yıllardır bu evde hapis kaldıklarını, olayların arkasındaki esrarengizi çözmeye çalışır.
Özellikle bu oyuncu topluluğuyla olan sahneler çok güzeldi ama diğer taraftan popüler bir film havasındaki sahnelerle arasındaki tezatlık hoşuma gitmedi benim. Mesela Pietro, yıllar öncesine gitseydi film tamamen o dönemde geçseydi, tüm sahneler bu kadar güzel olsaydı sanırım daha çok keyif alırdım.
İkinci yarı çok daha keyifli geçti. Filmin en çok beğendiğim kısmı sevgili Sezen Aksu'nun da katkısının olduğu harika müzikler, gerçekten çok güzeldi.
Bir de, "sinemaya Greta geldi" diyerek sevgili Greta Garbo'ya gönderme yapıyorlar ki gönlümü fazlasıyla fethettiler :)
Bana göre film, çok acı bir hikayeyi anlatıyor ne Pietro'nun oyunculuk tutkusu ne de başka bir şey. Yılların oyuncularının tiyatro uğruna çektiği dayanılmaz acılar.
İkinci yarıdaki güzel sahnelerle film hakkındaki düşüncelerim biraz daha yumuşadıysa da çok beğendiğim bir film olmadı, sadece müzikler beni çok fazla büyüledi ve izlemeyi düşünenlere tavsiyem kesinlikle filmi İtalyanca izleyin eminim çok daha keyifli olacaktır.
Şimdi filmden çok daha güzel olan fragmanla sizi başbaşa bırakıyorum, iyi seyirler sevgili sinema severler :)


6 yorum:

  1. Keşke dublajsız izleyebilseydin çok daha fazla keyif alabilirdin bence.
    :) filmi izlemeden benim yazmış olduğum postu okumuş muydun bilemiyorum ama bende filmdeki o nüansı görünce direkt sen düştün hatırıma :)mim için de teşekkürler yanıtlandı :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. dublajlı olduğunu bilmiyordum aslında filmin öyle bir talihsizlik yaşadım
      okumamıştım ama hemen okuyorum şimdi :)
      mim için de rica ederim ne demek :)

      Sil
  2. bu filme karsi bir onyargim var malesef, gidesim gelmiyor, halbuki Ferzan Ozpetek filmlerini cok severim

    YanıtlaSil
  3. ne yazık ki önyargıları doğrular nitelikte, ben de çok beğenemdim

    YanıtlaSil
  4. Yanıtlar
    1. evet bu güzel tesadüf mutlu etti beni :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...