14 Haziran 2012 Perşembe

Eskişehir'de Bir Gün


Dün sabah kendimi bir anda Eskişehir sokaklarında buluverdim, geçen haftaki İstanbul kaçamağımdan sonra bu sefer de bir Eskişehir kaçamağı yaptım. Bu ara aklıma ne esse yapıyorum, canım nereye gitmek isterse oraya gidiyorum, bakalım bir sonraki sefer soluğu nerede alacağım :)
Çok sevdiğim üç arkadaşımla birlikte sabah en erken trene binerek bir buçuk saatte Eskişehir'e vardık. İlk olarak Porsuk kenarında biraz dolanıp Viva'da kahvaltımızı yaptık. Porsuk'un halini görünce üzüldük bu arada resmen kurumuş çay, susuz, kurak, hiç hoş bir görüntüsü yoktu.


Kahvaltıdan sonra tramvaya atlayıp Kentpak'a gittik. Eskişehir'e o kadar geldim ama buraya hiç gitmemiştim.  Rengarenk çiçekleriyle, gölüyle, gölündeki renkli renkli kocaman balıklarıyla çok güzel bir park. Göl kenarındaki Rosa Luna'da oturup soğuk içeceklerimizle serinleyerek bunaltıcı sıcak havadan biraz olsun kurtulmaya çalıştık.




Buraya kadar gelmişken yapay plaja da bakalım dedik ama plajdan eser yok ortada herhalde daha sezonu açmamış Eskişehirliler. Susuz, mavi, boş bir çukurluktan başka bir şey göremedik biz.

Ardından tekrar tramvayla Çarşı'ya inip biraz Espark'ta mağaza gezdik. Sıcak havada bu AVM gezintisi hepimize çok iyi geldi tabii ki :) Espark'ın yemek katında Herdem Badem diye bir yer keşfettik. Hepimiz birer macaron gurmesi olarak(!) macaronlarını hiç beğenmedik ama dönüş yolunda yediğimiz şu vanilya, tarçın ve şekerle kavrulmuş bademlere bayıldık, gerçekten enfes.


Kentpark'tan çıkıp arka kapının hemen karşısındaki Caribou Coffe'ye gittik. Buranın adını yakın zamanlarda Eskişehir'den yazan bir blog arkadaşımın blogunda görüp bir gün Eskişehir'e gidersem mutlaka gitmeliyim diye aklıma koymuştum. Cafenin ortamına tüm arkadaşlarımla birlikte bayıldık, hafta içi olduğu için çok kalabalık da değildi, çalışanlar bize tek tek her kahvenin içinde ne olduğunu anlatarak seçim yapmamıza yardımcı oldu. Hemen, Ankara'da şubeleri var mı diye sordum, henüz yokmuş ama yakın zamanda açılacakmış, bu haberle mutlu oldum. Biz, ortamı kadar kahvelerini de çok beğendik. Ben bir naneli çikolata, naneli şurup hastası olarak buz gibi bir Mint Condition denedim ve çok beğendim, hepinize öneririm. Bir de, peçeteleri çok güzel hemen birer tane alıp koleksiyonuma ekledim bile :)





Caribou'dan çıkıp biraz etrafı dolaştık, Hallere uğrayıp hediyelik eşyalara baktık. 



Hamam yoluna gidip Papağan'da çiğ börek yedik. Kendime bir günlük doya doya yeme izni vererek tabağımdaki tüm çiğ börekleri tadını çıkara çıkara yedim. 


 Hamam yolunu şöyle bir gezip Madımak'ın önünde aldık soluğu ve sıcak havada dondurmalarımızın keyfini sürdük.


Geze geze, güle oynaya tekrar Porsuk kenarına geldik. Banklarda oturup biraz soluklanıp etrafı izledik ve daha sonra Barlar Sokağı'na gidip Benzin'e oturduk, bir şeyler içtik. 


Yaklaşan tren saatimizle birlikte Barlar Sokağı'ndan ayrılıp yavaş yavaş gara doğru yürümeye başladık. Garın hemen karşısındaki babamın sürekli methettiği ama bir türlü gitme fırsatı bulamadığım Köfteci Ali'ye bu sefer gittik. Baya meşhurmuş sanırım, biz de beğendik ama ben daha güzel köfteler yediğimi de biliyorum :) Köftelerimizi yedikten sonra tüm günün nasıl geçtiğini anlamadan Ankara'ya dönüş için trenimize doğru yol aldık.


Dönüş yolunda tek kalan macaronumuzu ve bademlerimizi yiyerek yolculuğumuzu bitirdik.


Şimdi bu keyifli geziden çıkarılacak sonuçlar; ilk olarak Greta obur bir insan değil ama gezme tozma olaylarında kendine izin veriyor, bu bilinsin :) Sonra arkadaşlar iyidir, arkadaşlarla gezip tozmak daha da iyidir :) Bir de, arkadaşlarımla birlikte bu gezimizin sonunda artık kesin bir macaroncu açmaya karar verdik. Şu yazımda arkadaşımın enfes macaronlar yaptığından bahsetmiştim sizlere, onun zaten aklında olan macaroncu açma fikrine bu sefer biz de ortaklaşa bir yer açma fikriyle ortak olduk. Adını bile koyduk C'est beau olcak; Fransız rüzgarları esen, pembe beyaz, şirincecik bir macaroncu. Hep birlikte bundan sonraki ilk seyahatimizi de Paris'e yapmayı düşünüyoruz. 
Son olarak; hayat bana güzel, hayal kurmaksa her şeyden daha güzel :)

15 yorum:

  1. Eskişehire gidip ciğbörek yemeden dönülmez zaten. canı mçektiii ):

    madambfashion.blogspot.com
    beklerim bende bloguma

    YanıtlaSil
  2. Gretaa'mm, ne güzel bir gezi olmuş bu böyle :)))
    Benle dee, benle deeeee :)))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düş Kızı'm tamam, senle de kaçıp gidelim bir yerlere :)

      Sil
    2. sen böyle gezdiğin yerleri yazdıkça ben de gezmiş kadar oluyorum :)
      güzel bir gün geçirmişsin yine sevindim :))

      Sil
    3. teşekkür ederim :)

      Sil
  3. her zaman diyorum bak ir eskişehirli olarak çok sık gidemeyince en çok gidilesi yerleri senden öğreniyorum :) buradan her güzel bahsedişinde oraya gitme isteğim daha da artıyor :)
    mükemmel bi gezi olmuş enfes vakit geçirmişssiniz haydi darısı başıma diyoru kocaman öpüyorum gretacan :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ediyorum gerçekten çok keyifliydi, bu şehri seviyorum ben de :)
      en yakın zamanda gezip tozman dileğiyle benden de aynı öpücüklerden :)

      Sil
  4. ha ha ne güzel maşallah bayılırım eskişehire de makarona da çi böreke de porsuk kenarı kafelere de. öğrenci oluncak en güzel şehir.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de pek seviyorum bu şehri :)

      Sil
    2. e ikinizde seviyorsanız bi eskişehir kaçamağı yapıverelim aaa :)

      Sil
  5. iri turuncu balık.

    burdan da sölüyim sana.
    bloguna giremiyoruuuum.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de giremiyoruuuum

      Sil
    2. artık girebilirsiniz canlarım :) ben biraz ayarlarını bozmuşum da blogumun :) artık düzelttim ama :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...