2 Temmuz 2012 Pazartesi

Arefe


Kapağındaki canlı renkler dikkatimi çekince istemsizce aldım elime sonra Babalar ve Oğullar'dan bildiğim Turgenyev ismini görünce tereddüt etmeden alıp çıktım kitapçıdan. 
Arefe, 1853 yazında Rusya'da başlayıp 1859'un soğuk Venedik günlerinde biten bir hikaye. Aslında birkaç yıllık kısa bir dönem okuyucuya uzun uzun anlatılırken, sonlara doğru beş yıl aradan sonra ana karakterlere yoldaşlık eden diğer isimlerin şu anki hallerinden bahsediliyor.
İlk olarak bir dostluk hikayesi olarak düşündüğüm kitap giderek yerini aşka bırakıyor. Yelena ve Insarov'un birbirine duyduğu büyük aşk. Bunun yanında vatanından uzak bir gencin yurt sevgisi, uğruna her şeyi feda etmesi. Bunların yanında da o dönemin Rusya'sına ve o dönemdeki kadının toplumdaki yerine şöyle bir yolculuk yapıyorsunuz.
Kitaptaki en sevdiğim karakter, Şubin isimli hayatı umursamaz görünen genç heykeltıraş sanatçısı oldu. Ondan bahsedilen her satırda yüzümden gülücükler eksik olmadı. Ve kitabın en sevdiğim kısmı, inanılmaz güzel tarif edilen Venedik betimlemeleriydi. Zaten fazlasıyla gezip görmek istediğim bir yer, bir de böyle güzel anlatılınca hayranlığım bin kat daha arttı.
Bir de, ilk sayfadan son sayfaya kadar film kareleri halinde süzüldü satırlar gözlerimin önünden. Bana bu hissi yaşatan kitapları severim aslında ama Arefe'yi genel olarak çok çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Yine de kesinlikle iyi bir edebiyat eseri ve tavsiye edebileceğim bir kitap hele ki Rus edebiyatına düşkün olanların çokça beğeneceğini düşünüyorum.
Bana bu kitapta eşlik eden kitap ayracı ise resmide gördüğünüz, en sevdiğim kitap ayracı unvanına en üst sıralardan aday olan bu oğlak derisi güzellik. Bu ayracı bana, İstanbul  kaçamağımda beni yalnız bırakmayan benim için yeri hala ayrı olan o insan, o gezi sırasında hediye olarak almıştı. Bir de buradan kendisine teşekkürlerimi ileteyim.

Bu kitap, aynı zamanda haziranda okuduğum son kitap olarak listemde yerini aldı. Haziranın diğer kitapları ise;


Gogol'dan Bir Delinin Hatıra Defteri. Şu an farkına varıyorum, evet bu ay biraz Rus edebiyatından gitmişim :)
Yıllarca bilet bulmaya çalıştığım Bir Delinin Hatıra Defteri'ni bu sezon da izleyemeyince artık hiç izleyemeceğimi düşünerek bari artık kitabını okuyayım dedim. Ne yorum yapabilirim ki, gerçekten harika. Hem Gogol sevgimin hem de öykü sevgimin birleştiği bir kitap bu. 


Sevgili Kiremitçi'den Yolda Üç Kişi. Yorumunu daha önce paylaşmıştım zaten sizlerle. Tekrar bakmak isterseniz  buraya tıklamanız yeterli.

Haziran ayı kitaplar açısından çok verimli geçmedi, üç kitapla ayı sonlandırdım. Umarım bu ay daha çok kitap okurum ve sizlere de güzel önerilerde bulunurum.
Kitap dolu günler hepinize...

4 yorum:

  1. İlginç bir kitaba benziyor, ben de vakit bulursam Rus edebiyatına bir bakmak istiyorum, Arefe aklımda bulunsun:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. umarım beğenirsiniz, keyifli okumalar şimdiden :)

      Sil
  2. arefe bunu okumadım, iyiymiş konusu okurum bi ara.
    gogolun kitabını biliyon mu.
    yazdıktan sonra bi delilik anında sobaya atıp yakmışlar.
    ama bir kısmını kurtarmışlar.
    :)
    kiremitçinin kitabının kapağındaki filmi bulucaktım.
    bi bakiyim.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de duymuştum öyle bir hikaye :)
      filmi bul da söyle bana ben de baktım ama bulamadım :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...