23 Temmuz 2012 Pazartesi

The sun goes down...

Herkese kocaman bir merhaba!
Pamuk prenses beyazlığında terk ettiğim Ankara'ya bu sabah çingene karalığında geri döndüm. Soğan misali, önce hafif bir pembeleşme ve acı veren kızarıklıklar ardın da yanma sonucu oluşan karalık. Ne yapayım bronzlaşmayı seviyorum. Bittabi güneşi de seviyorum, kararttığı tenimin yanında sararttığı kirpiklerim ve saçlarım da cabası...
Evet efendim, tatili bitirdim. Aslında tatilden ziyade yine bir kaçamaktı bu yok oluş. Tamamen bir dinlenmece. Biraz kendimle, biraz arkadaşlarımla, biraz kardeşimle, biraz büyük ailemle vakit geçirmece. On günün ardından Didim'deki yazlıktan tekrar döndüm Ankara'daki evime, yaz okuluma. Anneciğimi, babacığımı, pisiciğimi, arkadaşlarımı pek bir özledim doğrusu.
Buralardan da uzak kaldım, kim bilir neler neler olmuştur ben yokken. En kısa zamanda arayı kapatmayı diliyorum...
Sizlere anlatacak o kadar çok şey biriktirdim ki; gezip gördüğüm yerler, kitaplar, filmler, hele hele duygular öyle bir kabardı ki, bu yazı şimdilik sadece bir giriş olsun. İlerleyen günlerde hatta saatlerde hiç susmayacağıma emin olabilirsiniz.
Yine gezdim, tozdum, daldım, yüzdüm, koştum, zıpladım, yoruldum, okudum, güldüm, kahkahalarla güldüm, heyecanlandım, eğlendim, dinlendim, güneşlendim, yedim, içtim, kızdım, sevdim, sevindim, özledim, hayal ettim, mutlu oldum, musmutlu oldum, güneşi batırdım ve geldim...


Bugünün diğer bir önemine gelirsek; geçen yıl bu tarihte güzel bir ses bir daha şarkı söylememek üzere dudaklarını birleştirmiş, ağzını kapamıştı. Bu karar büyük bir şaşkınlık yaratmıştı bende ve kocaman bir üzüntü eklemişti benliğime. Çünkü ben, onun aldığı bu kararı öğrenmeden önce onun çok sevdiğim sesini  İstanbul'da canlı canlı dinlemeyi hayal ediyordum. Onun hayalininse, benim ve benim gibi onu sevenlerin hayalinden çok  farklı olduğunu öğrenmiş olduk bu tarihte. Bir yerlerde görsem, bu ne basit kadın, dedirtecek cinstendi saçı, makyajı, dövmeleri, üstü başı hiç sevmeyeceğim türden hep abartılıydı ama o Amy'ydi ve her şeyi hoş görülebilirdi, enfes bir sesi, soyadına yaraşır bir hayatı vardı.... Evet, bugün Amy Winehouse'un birinci ölüm yıl dönümü. Şimdi ben susayım ve onun güzel sesiyle sonlansın yazım...



6 yorum:

  1. Oncelikle hos geldin,ben Amy'i gec kesfedenlerdeni, simdi dinleyip dinleyip bu ses daha cok sarki soylemeliydi diyerek uzuluyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hoşbulduk Lulucum :)
      seninle aynı fikirdeyim :(

      Sil
  2. bronzlaşmak güzeldi gretam!

    ve amy'yi herkesler unutmuş bi sen unutmamışsın.

    ne tatlısın!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben bu yaz bronzlaşmaaaak ;)
      evet ya hiç kimsede görmedim bir yazı hafiften üzüldüm ben de

      Sil
  3. dönmüşsün, hoş geldin :)

    ne uzun tatil yaptın ama :) dinlenmişsindir :)

    didime de gitmişsin, ben de ordaydım ama senin kadar çok uzun kalmadım ve sanırım o yüzden çok bronzlaşamadım :)

    keyifli dönmüşsün :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çalıkuşum hoşbuldum :)
      şöyle bir göz attım gördüm yazının içinde Didim'i, kendi Didim yazımı yazayım da Çalıkuşu'nu okuyup ona yorum yapıyım dedim hatta :)
      bu kısaydı bile Çalıkuşum ya birazdan yazımı yazınca anlarsın :)
      evet keyifle döndüm, iyi geldi bu tatil :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...