6 Ağustos 2012 Pazartesi

Kramer vs. Kramer


Yine bir Meryl Streep filmiyle karşınızdayım. Film kültürüne güvendiğim insan kitabını bildiğim bu filmden bahsedince, bakayım neyin nesiymiş, dedim ve Meryl Streep'i de görünce izlemeye karar verdim. Ama hemen söyleyeyim, bu filmde Meryl Streep'i hiç sevmedim. Oyunculuğundan bahsetmiyorum tabii ki, canlandırdığı karaktere hafif bir nefret besledim. Zaten bu da gösteriyor ki, Meryl Streep gerçekten iyi bir oyuncu. Kramer Kramer'a Karşı, Avery Corman'ın kitabından uyarlanan 1979 yapımı bir film. Başrollerde Dustin Hoffman ve Meryl Streep var.



Üzerinde örtü olan gece lambasının ışığının aydınlattığı, bulutların üzerinde uyuyan melek yüzlü bir çocuğa sevgi ve hüzün dolu gözlerle bakan bir annenin çaresizliğiyle başlıyor film. Daha bu sahneden annenin çocuğuyla vedalaştığını anlamak mümkün. Evet, Ted'in işine olan bağlılığına ve kendi yalnızlığına daha fazla dayanamayan Joanna, kendini bulma arayışıyla kocasını ve oğlunu terk eder. Kariyerinde adım adım ilerlemekte olan Ted bir anda küçük oğlu Bill'in sorumluluklarıyla baş başa kalır. 


Bu sahneden sonra, bir baba oğul filmine dönüşüyor film. Ama bana göre, şimdiye kadar izlediğim diğer baba oğul filmlerinden çok farklı. Hiç abartı yok, her şey çok gerçekçi. O zamanlar filmin çekimi sırasında Dustin Hoffman'ın ilk eşinden boşanma aşamasında olduğunu öğrenince filmdeki tüm sahneleri birebir yaşadığını, bu yüzden de bu kadar gerçekçi olduğunu düşündüm. 


Bill'in sorumluluğunu üzerine almasıyla hayatındaki önceliği işi olan bir baba giderek kariyerini geri plana atıyor, kişisel ihtirasından sıyrılıyor ve çocuğu hayatının en önemli parçası haline geliyor.
Akşamları okuduğu hikayeler, bisiklete binmeyi öğretmesi, sabah kahvaltılarında ona yaptığı yumurtalı ekmekler...


Tek eleştirim, sanki anne hakkında çok az bilgi veriliyor. Yazımın başında da belirttiğim gibi, belki de bu yüzden anneye karşı tavırlı olmamıza neden oluyor olaylara sadece baba tarafından yaklaşılması. Aslında annenin ailesini terk etme olayında biraz da feminizm kokusu var. O taraklarda hiç bezim olmasa da, olaylara babanın gözüyle bakıldığı için insanı feminizmden soğutur nitelikte bir film çıkıyor ortaya.


Şimdi tabii ki söylemeyeceğim ama öyle güzel bitiyor ki film, gözlerinizden yaşların akmasıyla anneye olan kızgınlığınız da yok oluyor. Anne çocuğuna ve ailesine geri döndüğü için değil ama, gerisini sizlere bırakıyorum.


Bu güzel filmi izlememe vesile olduğu için sevgili film üstadıma çok çok teşekkür ediyorum.
Filmi izlemeyi düşünenlere de iyi seyirler diliyorum.

4 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim Düş Kızı ama artık mim yazmıyorum :(

      Sil
  2. eski sanırım 20 yıllık bi film.
    ama çok iyi.
    dustin de iyi ama.
    meryl ablamız zaten her zaman inanılmaz.
    :)

    YanıtlaSil
  3. baya eski belki de eski olduğu için bu kadar iyi :)
    her ikisi de çok iyiler bu filmde :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...