3 Ağustos 2012 Cuma

Steinbeck, Gülsoy, Uzuner, Tanpınar


Temmuzu da geride bıraktık. Zaman böyle acımasızca su gibi akıp geçerken sanırım bu durumun en güzel taraflarından biri, giderek okuduğum kitapların artması. Haydi bakalım, geçtiğimiz ay boyunca hangi kitapları okuduğum kitaplar listeme eklemişim.


İlk sırada Steinbeck'ten Yukarı Mahalle var. Uzun süredir kitaplığımda duruyordu bu kitap. Kitapsız kaldığım zamanlarda elime aldığım, birkaç sayfa okuduktan sonra sıkılıp hep yarıda bıraktığım kitap unvanına sahipti kendisi. Ama bu sefer öyle olmadı, başladım ve devamı geldi. Sanırım bazı kitapları sevip okumanın da doğru zamanı var. Çoğumuz Steinbeck okumuştur, herhalde Fareler ve İnsanlar'ı herkes biliyordur. Yukarı Mahalle de yazarın diğer kitapları gibi sıcacık. Montrey'in yukarı bir mahallesi burası ve bu mahallede yaşayan, yaşamaya çalışan Danny ve onun arkadaşlarının öyküsü. Bana göre, dostluk ve arkadaşlık adına yazılmış en güzel hikayelerden birisi bu kitap. Kimi zaman insanın içini burkan kimi zaman insanı neşelendiren bir avuç insana mahalle halkının da ara ara katılmasıyla renklenen okunulası bir hikaye. Bakın pisiciğim bile çok sevdi bu kitabı :)


Maya ve ben bu kitabı okuyacak herkese keyifli okumalar ve kitabı okurken bizi hatırlamanızı dileriz :)


İkinci kitap, sahilde güneşlenirken bana eşlik eden Murat Gülsoy'un ilk kitabı olan Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul. Baba Oğul ve Kutsal Roman'ı okuyup çok beğendikten sonra yazarın tüm kitaplarını okumaya karar verdim ve ilk olarak ilk kitabıyla başladım bu işe. Bu kitap, benim en sevdiğim tür olan bir öykü kitabı. Zaten Gülsoy, esasen öykücü. Kitabın içinde 12 öykü yer alıyor. Hepsi birbirinden zekice kurgulanmış. Sıkılarak okuduğum tek bir öykü bile olmadı. Zaten ben bu yazarın zekasına hayranım. Tüm öyküler birbirinden farklı ama sanki hepsinin ortak bir sonucu var, herkes kendisiyle meşgul...
Kitabın kapağı da kitabın içinde yer alan öykülerden birinde geçen bir resim. Rene Magritte'in öyküye de adını veren Açık Çek isimli resmi. Bu resmin göz yanıltıcılığına bayılıyorum.
Daha önce yazarın bir kitabını okumadıysanız ve benim gibi öykü okumaktan hoşlanıyorsanız bu kitapla yazara bir merhaba diyebilirsiniz. Severseniz, muhabbetiniz ilerleyecektir eminim :)


Üçüncü kitap, Buket Uzuner'den Güneş Yiyen Çingene. Evet, her ne kadar popüler yazarları okumaktan hoşlanmasam da bu kitabı gördüğüm anda içimde büyük bir okuma isteği uyandı. Zaten, baskısı yeni olsa da daha ben doğmadan önce 1989'da yazılmış epey eski bir kitap. Yine bir öykü kitabı, öykü olunca dayanamıyorum sanırım. İçinde 9 öykü yer alıyor ve hepsinin kurgusu birbirinden epeyce farklı. Olaylara bir kadın gözüyle -ama asla feministçe değil- yaklaşıyor ve hikayelerini bu şekilde okurlarıyla paylaşıyor yazar. Bana göre Uzuner'in dili herkesin anlayıp sevebileceği cinsten değil. En azından bu kitap için bunu söyleyebilirim ama şunu da söylemeliyim ki, ben onunla aynı dilden konuşuyorum. Televizyonda katıldığı her programı izlesem de hayatına dair birçok anı hakkında bilgi sahibi olsam da son zamanlarda fazla popüler geldiği için hiçbir kitabını okumamıştım. Yani, Güneş Yiyen Çingene bir ilk oldu. Ayrıca ben bu yazarla aynı şehirde gözlerini dünyaya açmış, aynı okullara gitmiş hatta belki aynı sıralarda oturmuş biriyim. Ve aynı onun küçüklüğünde yaptığı gibi önüne bir dünya haritası açıp bu ülkelerin hepsini gezmek istiyorum diyen, gezmeyi seven şimdilik küçük bir yüreğim. Bu kadar ortak noktamız varken sen gel, hiçbir kitabını okuma yine önyargılı davranışıma büyük bir serzenişte bulundum. Neyse, hiçbir şey için geç değildir diyerek gelecek zamanlarda yazarın kitaplarını okuma sözü veriyorum bu kitabı da okumanızı tavsiye ediyorum.


Ve geldik son kitabımıza, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü. Uzun zamandır okumak istiyordum. Son olarak, kitaplaşma etkinliğinde sevgili Selim'e verdiğim okumak istediğim kitaplar listesindeydi. O da tercihini bu kitaptan yana yaparak beni fazlasıyla mutlu etmişti. Bir kez daha kendisine teşekkür ediyorum. Ay boyunca diğer kitapları okurken elimden hiç düşmedi. Bir çırpıda okumadım ama gerçekten keyifle okudum. Tabii bazen çok sıkıldığımı da itiraf etmeliyim. Bu sıkıldığım anlar başlarda hikayelerin çok uzadığı kısımlardı ama kitap ilerledikçe anlıyorsunuz ki, geçmişten karakterler hakkındaki bu kadar uzun bilgilerin bir nedeni var. 
Herkes farklı yorumlayabilir ama bana göre, bizim zamana ayak uyduramayan bir toplum oluşumuza mizahla dolu ironik bir gönderme bu kitap. Tanpınar'ın güzel kalemiyle, tatlı imaları ve dokundurmalarıyla da bezenince ortaya harika bir başyapıt çıkmış.
Hayri İrdal'a hak vermemek hatta acımamak içten bile değil ama durum karşısında elden ne gelir. O da bunu fark eder ve bir müddet sonra bırakır kendini bu kurmaca dünyaya. Nasıl olsa zaman her şeyi gösterecektir.
 4 bölümden oluşan romanın bu bölüm isimleri her şeyi anlatır aslında; Büyük Ümitler, Küçük Hakikatler, Sabaha Doğru, Her Mevsimin Bir Sonu Vardır...
Herkesin okuması gereken ve ardından şöyle bir kendimize bakmamız gereken bir kitap sanırım. 
Annemin antika saati de bu fotoğrafa pek bir yakıştı sanki :)

İşte temmuzda benim zihnime aldığım kitaplar bunlardı. Yorumlarım kitapseverler için aydınlatıcı olmuştur umarım. 
Ağustosta daha çok kitap okumak dileğiyle.
Herkese mutlu bir hafta sonu ve kitap dolu günler dilerim...

12 yorum:

  1. Steinbeck'e bayılırım.
    benim yazarım o.
    Gazap Üzümleri
    Bitmeyen Kavga
    Fareler ve İnsanlar allahımm :)

    bütün kitapları harika.

    fakat bu yazıdaki en sevdeğim şey en baştaki matruşkalar oldu.

    çok güzeller.. hep bir matruşkam olmasını istemişimdir :) ne zamandır alıcam ama bir türlü fırsatım olmadı buralarda da pek satılmıyor :)

    YanıtlaSil
  2. matruşkalar çok çok eskiden babam almıştı sanırım ben de şimdilerde görmüyorum hiç ama görürsem aklımda olacaksın, teşekkür ediyorum yorumun için :)

    YanıtlaSil
  3. İçlerinde en sevdiğim Steinbeck:) Bayılırım.

    YanıtlaSil
  4. herkes steinbeck seviyor sanırım, sevindim bu duruma :)

    YanıtlaSil
  5. Canım sıkılmıştı ilaç gibi geldi yazın hele de okuma listem de olan, Saatleri Ayarlama Enstitüsü'den bahsettiğini görünce daha bir sevindim. Bu arada Buket Uzuner'in Kumral Ada Mavi Tuna'sını da sevebilirsin bence. Mayanın kitap severliği de gözden kaçmıyor hani :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aaa nasıl mutlu oldum şimdi :)
      kumral ada mavi tunayı çok çok duydum, okurum belki ilerleyen günlerde eminim severim :)
      evet ya pisiciğim kitaplara kalemlere defterlere tüm kırtasiye ürünlerine pek düşkün, kime çektiyse artık :)

      Sil
  6. ne tatlısın greta bi sürü kitap okuyorsun ve çok tatlı fotolar çekiyorsun.

    bu ara hiç kiap okuyamıyorum nedense ve çok kıskandım hemen okucam bi sürü hatta dün 3 yeni kitap aldım hemen okunup biticek onlar :)

    YanıtlaSil
  7. Miacım senin yorumların nasıl mutlu ediyor beni biliyor musun :)
    çok teşekkür ediyorum :)
    bazen insan hiç vakit bulamıyor ya da okuyası gelmiyor ama kitap okumak en güzel şeylerin başında geliyor bence
    bol kitaplı günler diliyorum sana :)

    YanıtlaSil
  8. hımmm artık mayayı tanıyoruz.
    :)
    temmuz kitap açısından da iyi geçmiş gezerken güzel şeller okumuşsun.
    saatleri ayarlama çok değişikti.
    en iyi yazarlarımızdan kendileri.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet gezerken okumayı da ihmal etmedim :)
      evet ya tanpınar bir ayrı :)

      Sil
  9. ne güzel kitaplar okumuşsun tatilde greta :) murat gülsoyu senden sık sık duyuyoruz. ben henüz bir kitabını okumadım ama yaratıcı yazarlık kursları açtığını duymuştum, boğaziçi'ndeydi sanırım. deneyeceğim bir yazar olacak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. zaten kendisi Boğaziçi'nde hocalık yapıyor, ben çok seviyorum kalemini hatta dün yeni bir kitabını daha bitirdim, umarım sen de seversin :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...