23 Ekim 2012 Salı

Küçük Prens


Çok sevilen bir film tekrar tekrar izlenilebilir, keza tiyatro da aynı şekilde beğenimizi fazlaca kazandıysa bir defadan fazla izlenebilir. Müptelası olduğumuz dizileri hiç sıkılmadan tekrar tekrar izleyebiliriz. Çok sevdiğimiz şarkıları bıkmadan usanmadan başa sara sara büyük bir zevkle dinleyebiliriz ama iş kitaba gelince, nedense bu tekrar etme alışkanlığımızı pek gerçekleştirmeyiz.
Sanırım, kitap okumak uzun soluklu bir eylem olduğu için zamanımızı aynı kitabı tekrar okumaya ayırmaktansa yeni bir kitabı keşfetmeye ayırmak daha cazip geliyor çoğumuza.
Ben de beğenerek okuduğum bir kitabı tekrar tekrar okumayı tercih eden kitapseverlerden değilim ama kitaplığımda bazı kitaplar var ki, onları bir kez daha bir kez daha okumaktan hiçbir zaman vazgeçmiyorum.
Bu kitapların en başında da Küçük Prens geliyor. 
Küçük Prens'i okumayan ya da duymayan yoktur sanırım. Ben kitabı ilk okuduğum zamanı tam olarak hatırlamasam da, muhtemelen ilkokul çağlarındaydım. O zaman bende ne duygular uyandırdığını da tam olarak hatırladığımı söyleyemem. Hatta lise yıllarına kadar tamamen unutmuşum ben bu buğday saçlı bilge çocuğu. 
Sonra benim hayatıma bir prens girdi ve aklıma Küçük Prens yeniden düştü. Kitaplığımı talan etsem de bir türlü bulamadım Küçük Prens'i ve gidip şu görmüş olduğunuz kim bilir kaçıncı baskısı olan kitabı aldım bundan beş ya da altı yıl önce.
O zamandan bu yana okuduğum kitaplardan sıkılırsam, canım hiç kitap okumak istemezse, kendimi kötü hissedersem alırım kitaplığımdan Küçük Prens'i ve okumaya başlarım ilk defa okur gibi. Ve her seferinde farklı anlamlar çıkarırım. 
Küçük Prens, çocuk kitabı görümünün altında çok büyük anlamlar ve duygular barındırır. Her yaştan okuyucunun beyninde apayrı düşünce baloncukları oluşturur. Ama bu kitap, bence en çok çocukluğunu unutan büyükler içindir. Küçük bir çocuğun gözünden dünyaya bakarken hiç de farkında olmadıkları hallerini gösterir tüm büyüklere.
İleride hepimiz bir kendini beğenmiş, bir iş adamı, bir coğrafyacı, bir fenerci, bir sarhoş, bir kral olabiliriz ama çocukken sahip olduğumuz masumiyete hiçbir zaman erişemeyiz.
Çoğu zaman unuttuğumuz iyilik ve güzelliği hatırlamak için bile tekrar tekrar okunur bu güzel kitap.
Kitaplığınızda mutlaka bulunması gereken kitaplar başlığı altında kitap isimleri sıralanır ya, ben bir sıralama yapsam sanırım Küçük Prens benim listemin en başında yer alırdı.
Yirminci yüzyılın en iyi 100 kitabı listesinde de dördüncü sırada bulunuyor zaten bu kitap. Yani öyle, çocuk kitabı bu ya, diyerek hafife almayın bu küçük çocuğun kocaman duygularını.
Zaten biz küçükken yüreğimiz daha büyük değil midir, bedenimiz büyüdükçe unuturuz tüm güzel duyguları, önemsiz gelir bir kuzunun bir çiçeği yemesi ve güllerin neden dikenlerinin olduğu...
Her yaştan insanın okumasını ve kitaplığınızda mutlaka bulunmasını tavsiye ederek herkese çocukluğunda sahip olduğu duygular kadar güzel günler dilerim...

8 yorum:

  1. Küçük Prens,
    Küçük Kara Balık ve
    Bir Şeftali Bin Şeftali...
    Bunlar da benim sıkılmadan defalarda okuduğum ve okuyacağım kitaplar!
    :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah Düş Kızı'm Küçük Kara Balık'ı zorla ağlaya ağlaya okuduğum ilkokul günlerim hala aklımda ama bitirince pek bir sevmiştim Bir Şeftali Bin Şeftali'yi de hatırlıyorum cidden hiç unutulmayacak ve defalarca okunacak kitaplar bunlar :)

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. kesinlikle katılıyorum size :)

      Sil
  3. küçük kara balık küçük kara balık..

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...