3 Kasım 2012 Cumartesi

Euridice'nin Elleri


Adı pek zor okunan bir oyunla karşınızdayım :) Euridice'nin Elleri, prömiyerini yeni yapmış taptaze bir oyun ve bu nedenle resimleri de henüz yok.
Kendileri, tam bir Oda Tiyatrosu oyunu. Tek kişilik, kimi zaman interaktif, küçük ama etkili bir dekora sahip ve bana göre konudan çok oyuncunun performansının ön planda olduğu bir oyun.
 Şimdiye kadar Oda Tiyatrosu'nda izlemiş olduğum tüm oyunları beğenmiş olsam da, bir sıralama yapmam gerekirse Euridice'nin Elleri ne yazık ki üst sıralarda yerini alamayacak.
Oyunun konusu hakkında pek bir fikrim olmadan Uğur Çavuşoğlu adını görünce hiç düşünmeden gittim oyunu izlemeye.
Oyunun konusu hakkında "Aynı çatı altında yaşamalarına rağmen birbirlerini tanıyamayan insanların bencillikleri, beşeri zaafları ve anlayışsızlıklarının, evlilikleri nasıl iflasa sürüklediğini anlatmaktadır." diyor ama bir saatlik oyun başlayıp da yarılanana kadar bu adam deli mi, ne anlatmaya çalışıyor diye geçiriyorsunuz aklınızdan. 
Tek kişilik oyunların böyle bir sıkıntısı oluyor sanırım ama bu sefer oyunun genel havası içinde olan bir durumdu bu. Yani olumsuzluk değil, olması gereken.
Eşinin aşırılığından, çocuklarının saçmalıklarından sıkılan bir adamın evini terketmesi, mutluluğu Euridice'nin ellerinde bulması, tüm parasını Euridice uğruna kaybetmesi, aradan yedi yıl sonra tekrar evine dönüşü, gerçeklerle yüzleşmesi ve tahmini pek de zor olmayan bir son...
Aslında işlenen konu oldukça güzel ama bana göre fazlasıyla ağır ve izlenmesi zor olan bir oyun. Buna karşın, birçok seyircinin çok çok beğeneceğine de eminim. Oyunu izlerken, geçen sezon izlediğim Kontrabas ile kıyasladım sürekli ve ne yalan söyleyeyim Kontrabas'ı çok daha çok beğenmiştim. Gerçi ben de oyunu beğenmedim demiyorum ama bunun nedeni tamamen sevgili Uğur Çavuşoğlu'nun üstün performansı. Bu kadar başarılı olmasaydı oyunu takip etmek de epeyce zorlanırdım herhalde. Uğur Çavuşoğlu; sesiyle, mimikleriyle, vücuduyla, saçlarıyla, yüzünden akan teriyle öylesine oyuna hakim ki, ona hayran kalmamak elde değil. Dediğim gibi, tek kişilik oyunların başarısı büyük ölçüde oyuncuya bağlı ve Uğur Çavuşoğlu da bunun hakkını sonuna kadar veriyor. 
Oyunun sonunda sahnede; yüzünden gömleğine, gömleğinden yeleğine kadar terlemiş usta bir oyuncu ve bu büyük emeğin bünyemde bıraktığı  takdir etme duygusu vardı. Her ne kadar çok çok beğenmiş olduğumu dile getirmesem de, sırf Uğur Çavuşoğlu'nun bu üstün performansı için bile izlenir bu oyun.
Hepinize iyi seyirler dilerim...

4 yorum:

  1. adı pek zor okunuyor hakkaten :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet, ben de epey bir zorlandım cidden :)

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. çok oldu deeptonecum, bu oyun sezondaki 3. oyunum oldu :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...