28 Kasım 2012 Çarşamba

Mirasçılar


Dün girdiğim sınavımın ardından haftaya kadar sınavımın olmamasını fırsat bilip akşam soluğu hemen tiyatro salonunda aldım.
Biletlerinin açılmasını kollamadan, konusu hakkında pek bir fikrim olmadan, sadece salı akşamı tiyatroya gitmek istediğim için almıştım biletleri.
Mirasçılar, İzmir Devlet Tiyatroları'nın Ankara'ya turneye gelmiş bir oyunu ve Altındağ Sahnesi'nde seyircilerle buluşuyor.

Öncelikle size biraz Altındağ Sahnesi'nden bahsetmek istiyorum. Tiyatro müdavimleri tarafından çok fazla tercih edilmeyen, öyle biletleri ilk açıldığı anda dolmayan bu sahneyi ben pek bir severim. Yıldırım Beyazıt Lisesi'nin hemen yanı başındadır. Her gidişimde bu okulda okuyan öğrencilere imrenirim. Dersleri dinlerken, bir duvar yanımda oyuncuların prova yapmasını ben de isterdim. Çok büyük değildir, koltukları epeyce bir eskidir ama fazlasıyla içtendir. Hiçbir salonda göremeyeceğiniz otantik eşyalarla süslüdür duvarları. Belli bir seyirci kitlesi vardır bu sahnenin, genellikle ailecek gelinir bu sahneye ve genelde de ailecek izlenebilecek oyunlar sahnelenir. 



Buna binaen, önceden hiçbir fikrim olmadan Mirasçılar'ın ailecek gidilip keyifle izlenilecek neşeli bir oyun olduğunu düşündüm ve ailece hep birlikte gittik oyuna. 
Fakat neşeli bir oyun olduğu konusunda yanılmışım. Oyun, çok hüzünlü bir hikayeyi anlatıyor. Konusuyla, sahne geçişleriyle, her bir şeyiyle fazlasıyla ağır. Ama normalde böyle oyunları pek sevmesem de ben bu oyunu çok sevdim. 



Kazak dramaturg Dulat İsabekov'un Türkçe'ye çevrilen ilk oyunu Mirasçılar. 
Hikaye de Kazakistan'da geçiyor.
Bir adama annelik yapmış yaşlı bir kadın ve adamın ölümünün ardından ortaya çıkan abla ile enişte.
Bir savaş ve savaşta yitirilenler; güven, insaf, merhamet...
Daha doğmamış askerdeki bir çocuk.
Acımasızlık ve çıkar ilişkileri.
Miras, gideni unutturan en büyük gerçek...



Tek perde, bir buçuk saatlik oyunun özellikle son yarım saati tüm kırılma noktalarının göstergesi. Geçmişte yaşananlar, mecbur kalışlar, hep bir çıkar, hep bir bencillik. Yani sadece miras konusuna değil daha birçok şeye değiniyor oyun.



Başrollerdeki Meltem Ertürk ve televizyondan aşina olduğum Şebnem Doğruer'in performansları görülmeye değer. Başta da bahsettiğim gibi, geçişler çok ağır ama çalan müzikler o kadar güzel ve etkileyici ki bu durumdan hiç rahatsız olmadım. Sahnedeki ışık oyunlarını da çok beğendim. 



Benim yüreğime dokundu bu oyun. İlk başta sıkılsam da sonrasında çok etkilendim. İlk alkışı başlatmanın mutluluğuna da eriştim yine. Tüm ekibi bir kez daha tebrik ediyorum.
Turne bitmeden Ankaralı izleyicilere ardından da tüm İzmirliler'e iyi seyirler dilerim...

2 yorum:

  1. merhabalar; bu oyunu dün izmirde izleme imkanı buldum. Çok beğendim ve beni çok etkiledi. Size birşey sormak istiyorum, oyunun başında ve sonunda bir şarkı söylendi, o şarkının adını biliyormusunuz? Görüşmek üzere

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten İzmir devlet tiyatrolarının oyunu ve oyunu beğenmenize çok sevindim sizin gibi beni de çok etkiledi. Şarkı hala kulaklarımda ama maalesef şarkıya dair bir bilgi yok elimde sadece oyunun müzik direktörünün Cumhur Bakışkan olduğunu biliyorum belki bu isimden ulaşabilirsiniz. Yorumunuz için teşekkür ederim.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...