22 Şubat 2013 Cuma

Breakfast Club


Sözde tatilde bir dolu film izleyecektim. Maalesef tatilimi bu açıdan pek verimli geçiremedim. Neredeyse tatilin sonuna geldim anca bugün şöyle ayaklarımı uzatıp güzel bir film keyfi yapabilme fırsatı bulabildim.
Aslında izlemeyi düşündüğüm başka filmler vardı listemde ama geçen hafta konu nereden açıldıysa bir anda bir arkadaşımla John Hughes filmlerinden bahsederken bulduk kendimizi. Sanırım, Molly Ringwald'dan açılmıştı konu. Başta Breakfast Club olmak üzere yönetmenin filmleri üzerine konuştuk ama ben bu filmi henüz izlememiş olduğum için ve arkadaşım da pek bir överek bahsettiği için epey bir merak ettim ve vakit kaybetmeden izlemeye karar verdim. 



Film, 1985 yapımı yani tam 80'lerin gençlik filmi. Ama aslına bakarsanız bu sadece görünen kısmı. En azından ben, hiç bu kadar mesaj veren ve çıkarım yaptıran bir gençlik filmi izlemedim. Breakfast Club, diğer gençlik filmlerinden biraz farklı.



Aynı lisede okuyan, birbirinden farklı karakterlere sahip olan beş genç işledikleri farklı suçlar nedeniyle ceza alırlar ve bir cumartesi gününü sabahtan akşama kadar okulun kütüphanesinde bir arada geçirmek zorunda kalırlar. Gün boyu yapmaları gereken şey ise, kütüphaneden hiç çıkmayıp kendilerini anlatan bir yazı yazmaktır ama bunu yapmak yerine bunu izleyiciye göstermeyi tercih ederler.



Biri prenses, biri sporcu, biri dahi, diğeri çöp tenekesi, bir diğeri de suçlu... Yeme alışkanlıkları bile birbirinden farklı. Sushi, fast food, sadece karbonhidrat, dengeli bir yemek ya da sadece asitli içecek...
Yedikleri şeylerin ardında bile kişiliklerini saklıyorlar.



Hiçbir ortak noktası yokmuş gibi görünen bu beş karakter, birlikte geçirdikleri bir gün içinde aslında birbirlerine ne kadar da benzediklerini anlıyorlar. Kendi benliklerine uygulanan ailesel baskıları dile getirip birbirlerini dinliyorlar. Film, bir yandan da aile ve toplum yapısını insana sorgulatıyor. 



Film, kötü gibi görünenin sahip olduğu sevgiyi, yüzüne bakmayacağımız insanın içindeki güzelliği, kültürel baskı nedeniyle kendini cinselliğe kapamış kızın duygularını ortaya çıkarıyor. Ve bunların hepsini birlikte başarıyorlar. Sonuç olarak da, cezalarını ödüle çevirmiş olarak arkadaşça okuldan ayrılıyorlar. 



Sanırım, sinema tarihinin en iyi gençlik filmlerinden birisi Breakfast Club. İzlemek için geç bile kalmışım. Herkese iyi seyirler diliyorum...

4 yorum:

  1. İzlenilecekler listesine alındı. Teşekkür ediyoruz. :)

    YanıtlaSil
  2. Daha postunu okumadan, ilk giris kismini okuyunca uzun zamandir film izlemedigimi fark ettim ve simdi gidip 11 film aldim.postunu ise keske gaza gelip film almaya gitmeden okusaydim.konusu baya ilginc,merak ettim.bir dahaki sefere de bu filmi alirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. olsun Lulu'cum bunu da sonra izlersin, maalesef ben de hiç film izlemiyorum :(

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...