16 Mart 2013 Cumartesi

Rumeli Kale Cafe


Hafta sonu kahvaltısı için çok hoş bir öneride bulunacağım şimdi sizlere. Tabii önerim İstanbullular için ama yolu İstanbul'a düşecek herkese mutlaka bu kahvaltı üstadı mekana uğramasını tavsiye ediyorum  şimdiden.
Kahvaltı, benim için günün en güzel öğünü. Çoğu insan sabahın erken saatinde bir şeyler yemek istemese de ya da bu öğünü geçiştirebilecek kadar önemsiz hale getirse de kahvaltı denince benim ne iştahsızlığım olur ne de yapmasam da olur diyebilecek kadar ihmalkarlığım. Ben kahvaltı yapmadan dışarı adımımı atmam :)
İki hafta önce, hafta sonuna güzel bir başlangıç yapmak üzere soluğu Rumeli Kale Cafe'de aldık. Rumelihisarı'nda boğaza karşı enfes manzarasıyla harika bir yer burası. 


1982 yılında evlerinin altındaki dükkanlarında pastane işletmeciliği yapmaya karar veren Rezan Akoral ve Celal Ataman ustalığında Rumeli Kale Cafe ve Pastane´nin temeli olan Kale Pastanesi açılmış. Ardından 1983 yılında yandaki arazi de cafe tarzında işletmeye dahil edilmiş ve zamanla bugünkü Rumeli Kale Cafe halini almış. 
Çok mütevazi ve sıcak bir mekan hatta fazlasıyla salaş diyebiliriz ama öyle bir kahvaltı sunuyorlar ki müşterilerine sanırım bu sayede bu kadar nam salmışlar. İstanbul'da kahvaltı deyince Rumeli Kale Cafe ilk sırada geliyormuş efendim :)

Gittiğimizde ve aslında her daim tıklım tıklım olmasına rağmen şansımıza dışarıda bir masa bulduk kendimize ama ikinci katta camın kenarından da manzara bir harika hemen belirteyim.
Herhangi bir menüleri yok. Masanın üzerine açılan servis kağıdından istediklerinizi söylüyorsunuz. Biz serpme kahvaltı, sucuklu menemen ve beyaz peynirli menemen istedik. Siparişinizi verdikten sonra masanız hemen binbir çeşit ekmekler, sıcacık lavaş, bal kaymak ve harika kızarmış hellim peyniriyle donatılıyor. 


Sonra da başlıyorsunuz güzel boğaz ve deniz manzarası eşliğinde bu güzelim lezzetlerin tadını çıkarmaya. Hele bir de hava güzelse değmesinler keyfinize.
Şu an burada fotoğrafı olmayan koca peynirli menemeni harika ekmekler eşliğinde bir başıma nasıl yedim hala  inanamıyorum kendime. Ama o kadar lezzetli ki doymak nedir bilmiyorsunuz. Kızarmış hellim de bir harika. Etrafta sürekli çayınızı tazeleyen garsonların olması da ayrı bir mutluluk tabii ki :) 
Hafta sonu brunchlarını fazlasıyla seven ben, böyle bir kahvaltının brunchtan çok daha keyifli olduğunu söyleyebilirim :)


Bu güzel kahvaltı mekanı ünlüler tarafından da pek seviliyormuş. Biz oradayken de Tuğba Özay vardı içeride :)

Bu kadar çok beğendiğim ve epey bir heyecanla anlattığım mekanın tek kötü yanı, menüleri olmadığı için fiyatları da yazılı olarak göremiyor olmanız. Yani, fazla hesap ödeme riskiniz epey bir fazla ama yediğiniz şeyler o kadar lezzetli ki inanın deyiyor. Ayrıca o kadar doyuyorsunuz ki akşama kadar da bir şey yemenize gerek kalmıyor :)

Artık yarı İstanbullu olan ben, yarın sabah pazar kahvaltımı Rumeli Kale Cafe'de yapamayacağımdan dolayı, İstanbul'da olmadığıma bir kez daha üzülmek için kendime bir neden daha bulmuş oldum. Ama tüm İstanbullular'a benim yerime de harika manzara eşliğinde bu güzel kahvaltının tadını çıkarmasını tavsiye ediyorum.
Herkese afiyetler diliyor  ve kahvaltıyı hiçbir zaman ihmal etmeyin diyorum :)

2 yorum:

  1. Bogaz kenarinda kale adi gecen kahvalti veren yerler genellikle guzel.burayi denememistim.baska sefere insallah.

    YanıtlaSil
  2. diğerleri nasıl bilmiyorum ama burası gerçekten bir harika :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...