21 Nisan 2013 Pazar

Fantastik


Devlet Tiyatroları'na çok önem vermeme rağmen maalesef  Devlet Opera ve Balesi'ne aynı özeni gösteremedim hiçbir zaman. Sezon boyunca DOB'tan izlediğim temsil sayısı iki ya da üçü geçmez genellikle. Ama bunun nedeni operayı, baleyi ve müzikalleri sevmemem değil kesinlikle, bilakis büyük bir zevkle izlerim hepsini. İhmal etmemin nedeni, temsillerin az sayıda olması ve uzun süreli aralıklarla seyircilerle buluşması olsa gerek. 

Bu arada DOB'un çok sevdiğim bir uygulaması olduğundan bahsetmeden geçemeyeceğim. Temsilin bileti satışa çıkacağı zaman mail adresinize haber geliyor, böylece biletinizi alabiliyorsunuz. Çoğu zaman bu maillere bakma fırsatım olmuyordu ama geçtiğimiz günlerde Fantastik biletlerinin satışa çıktığı haberi gelince hemen biletimi aldım.

Uzun süredir bekliyormuşum gibi bahsettim fakat, aslında hiçbir bilgim yoktu sadece adı ilgimi çekti, müzikal olduğunu görüp, bir de ilk temsili olduğunu okuyunca konusuna bile bakmadan bu temsili izlemek istedim.


Lusia ve Matt adında iki genç birbirlerine deli gibi aşıktır ama bu aşka engel, birbirine düşman babaları ve bahçelerine koydukları sınırdır.


Fakat kısa sürede, aslında babalarının çok iyi dost olduğu ve çocuklarını evlendirmek istedikleri gerçeği  anlaşılır. Sadece "çocuklar her zaman söylenenin tersini yapar" düşüncesinden hareketle birbirlerine düşman görünüp, bahçelerine sınır çekip çocuklarının konuşmasını yasaklamışlardır.


Sonradan babalar olaya çözüm getirmek için kız kaçırma planı yaparlar. Kendi tuttukları adamlar kızı kaçıracaktır, esas oğlan kızı kurtaracaktır ve oğlan kahraman ilan edilerek babalar barışacaktır.


Plan işler ve babalar çocuklarını bağrına basar, herkes mutlu olur. Ama hikayeler hep mutlu mu biter?
Tüm bu olaylar 1. perdede ay ışığında geçmektedir. İki genç gün ışığında birbirlerini hiç görmemiştir. 
2. perde gün ışığında geçer ve gençler arasında birbirine kusur bulmalar, babalar arasında tartışmalar başlar. 
Bu arada babalarını onlara yaptıkları oyunu da öğrenince düş kırıklığı ve kavgayla birbirlerinden ayrılırlar.



 Birbirlerinde ayrı kaldıkları süre içinde her ikisi de hayattan ders alarak olgunlaşırlar ve tekrar birbirlerine geri dönerler. Birlikte olmanın mutluluğunun verdiği düetle de oyun son bulur.


Konu hafif, anlaşılır ve keyifliydi. Şarkılar da aynı şekilde. Ben bu opera sanatçılarının seslerine bayılıyorum. Harika orkestrayla da birleşince gerçekten çok keyif verici bir iki saat geçirdim.

23 Nisan ve 5 Mayıs tarihlerinde tekrar Ankara Operet sahnesinde olacaklar. İzlemenizi tavsiye eder, şimdiden iyi seyirler dilerim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...