29 Mayıs 2013 Çarşamba

Ladurée


Her ne kadar İstanbul deniziyle, boğazıyla, martılarıyla gönlümü fethetmiş olsa da şehrin alışveriş merkezi çılgınlığını da görmezden gelmek olmaz. Artık en ufak şehirler de bile alışveriş merkezleri almış başını giderken elbette ki İstanbul'da da adım başı avm olayı had safhada. 
İstanbul'un en son gezdiğim alışveriş merkezi İstinye Park oldu. Şimdi burada size uzun uzun İstinye Park'ı anlatacak değilim. Ben oldum olası bu avmlerden pek haz etmemişimdir zaten. Alışveriş yapacaksam giderim yoksa gideyim gezeyim mantığında değilimdir. Neyse efendim, avmlere olan hırsımı siz sevgili okurlarımdan çıkarmadan hemen sadede gelyim. İstinye Park'a ilk gidişimde dünyaca ünlü macaron markası olan Ladurée gözüme çarpmıştı. Paris'in bu ünlü macaroncusunun İstanbul'da şubesi olduğunu bilmiyordum. Hemen gidelim de bir deneyelim diye düşünürken alışverişten sonra unuttum gitti. Sonra da Ankara'ya döndüm, tabii böylece gitme fırsatı bulamadım.


Geçen haftaki İstanbul kaçamağımda, boş vaktim olunca haydi gidip deneyeyim gerçekten methettikleri kadar güzel miymiş dedim ve tek başıma soluğu İstinye Park Ladurée'de aldım. 


Mini minnacık bir dükkan önünde dört tane ufak masadan oluşan etrafta Paris esintileri estiren şirin mi şirin bir cafe Ladureé. Dediğim gibi macaronlarıyla ünlü fakat şampanya, mum, kitap, çanta ve reçel gibi çeşitli ürünleri de bu hoş mekanda bulabilmeniz mümkün. 
Ben macaronlarını merak ettiğim için hemen macaronların olduğu bölüme gittim ve binbir çeşit macaron içinden her zamanki gibi çikolata, fıstık ve farklı bir tat olsun diye ahududuyu seçtim. Masamdaki yerimi aldım ve macaronlarımın gelmesini bekledim. 


Seçtiğim üç macaronu afiyetle yemeden önce sizler için fotoğrafladım ve instagramda güzelleştirdim, yukarıda görmüş olduğunuz gibi huzurlarınızda. 

Üç dakika içerisinde bitirdiğim macaronların maalesef daha önce yediğim macaronlardan pek de bir farkı yoktu. Hiçbirini ayıla bayıla yemedim, çok güzelmiş birkaç tane daha alayım demedim.

Yüzümün düşmesinin ardından hemen hesabı istedim ve asıl sürprizle burada karşılaştım. Üç tanecik minik macarona 18 lira ödedim. Şaşkınlığım fiyatları bilmememden değil, tanesini 5 lira olarak bildiğim macaronların meğer servis olursa 6 lira olmasıymış. Ne gerek var bu Fransız oyunlarına. Hem küçücük hem de çok da bir lezzetli olmayan macaronlara 18 lirayı verip Ladureé'den ayrıldım.

Büyük beklentiler içerisinde olduğum Ladurée ne yazık ki benim için bir hayal kırıklığından öteye geçemedi. Şimdi Ladurée tutkunları bana, sen ne anlarsın ki macarondan, diye serzenişte bulunabilir ama çok bir iddiam olmasa bile az çok bir macaron kültürüm olduğunu düşünüyorum. Belki Paris'te yemiş olsam böyle düşünmezdim ama Türkiye'de Ladurée'yi beğenmedim. Ankaram'ın sevimli macaroncusu Macarons d'antoinette'nin macaronları bence buradakilerden çok daha güzel hem de sadece 2 lira :) Benim şimdiye kadar yediğim en güzel macaronlar ise tatlı ustası yakın arkadaşımın macaronları onlar da bana ücretsiz ve kocamanlar :)

Tadını övemiyorum, fiyatlar da bahsettiğim gibi. Hadi lezzetine değse önemsenecek bir para değil ama maalesef verdiğiniz paraya değmiyor. Sadece hoş bir ortamı var. Ha bir de unutmadan içeride fotoğraf çekmek yasakmış, sadece dışarıdan çekebiliyorsunuz.
Anlayacağınız üzere Ladurée pek bir kaprisli, fazlayla donuk ve mesafeli. Paris'e yolum düşerse bir de orada denerim ama bir daha burada Ladurée ile işim olacağını düşünmüyorum :)
Ve ilk defa yazdığım bir mekanı size önermeden huzurlarınızdan ayrılmak zorundayım.
Herkese mutlu akşamlar :)

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Gelincikler



Yoğun günlerde boyanın kokusuna ve renklerin keyifli dünyasına da epeyce bir süre ara vermek zorunda kaldım. Sonra çok özlediğimi fark edince aldım hemen elime fırçayı. Resmin hemen bitmesini istediğim zamanlarda olduğu gibi sabırsız ve aceleci davranarak hemen bir çiçek eskizi seçtim kendime. Kafamın meşgul olduğu, çok fazla yorulmadan kendimi mutlu etmek istediğim zamanlarda çiçek resimleri en büyük kurtarıcım olmuştur. Bu sefer de hemen imdadıma koştular. 
İlk başta sarı ve turuncuyla gökyüzünde yavaş yavaş dans ederken sonrasında eskizi unuttum gitti. Sonuç olarak da ortaya bu özgün gelincikler çıktı.
Güneşe başını çeviren kıpkırmızı gelincikler gibi ben de umutla diktim gözlerimi göklere.
Boyalar kadar renkli hayallerin tuvaldeki güzel yansıması gibi tüm umutların gerçekleşmesi dileğiyle...

26 Mayıs 2013 Pazar

Aklımdaki Kadınlar


Devlet Tiyatroları bu sezona perdelerini kapattı. Ben de geçtiğimiz haftalarda Aklımdaki Kadınlar oyunuyla, devlet tiyatroları sahneleriyle önümüzdeki sezon tekrar buluşmak üzere vedalaştım. 


Sezonun bitmesine çok az bir zaman kala prömiyerini yapan Aklımdaki Kadınlar, Jake adında takıntılı bir yazarın hayatındaki tüm kadınlarla kurmak isteyip de bir türlü başaramadığı dengeyi hayaller aleminde arama çabasının hikayesi. 


Evden hiç çıkmayıp çalışma masasında gün boyu kitabını yazan, bu sırada da sorun yaşadığı eşi, unutamadığı ölmüş eski eşi, kızı, kız kardeşi ve psikoloğunu hayal ederek kendi lehine diyaloglar kuran Jake, halinden memnun olsa da aklındaki kadınlar bu durumdan pek memnun değillerdir.


Jake yaşamdan uzaklaşıp tüm sorunları aklında çözmeye çalışırken, farkında olmadan hayatındaki kadınları kaybetmek üzeredir.
Delirdiğini düşünse de, aklındaki kadınlar tarafından böyle olduğu düşündürülse de Jake, hayatını aklında yaşamaktan vazgeçemez.


Oyun ilerledikçe Jake'in durumun altında yatan anne gerçeği seyirciye yansıtılıyor. Çok küçük yaşta yaşanılmış güvensizlik ve aldatılmışlık hissi belki de Jake'in hayatındaki kadınlarla ilişkilerini aklında yürütmesinin temel nedeni.
Ayrıca oyun, kendinizi affetmeniz için önce sevdiklerinizi affetmeniz gerekir, mesajıyla da tüm salona adeta haykırıyor.


Hem duygu dolu hem çok eğlenceli hem de yaşamı ve sevdiklerimizle olan ilişkilerimizi sorgulatan bir oyun. Çok bir beklentim olmamasına rağmen oyun boyunca çok keyifli iki saat geçirdim. Başta Levent Şenbay ve Zeynep Ekin Öner olmak üzere tüm oyuncular çok başarılıydı. Tüm ekibi bir de buradan alkışlıyorum.
Eğer önümüzdeki sezonda da bizlerle birlikte olmaya devam edeceklerse, tüm tiyatroseverlere bu güzel oyunu seyretmelerini öneririm.
 Şimdiden herkese iyi seyirler...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...