11 Temmuz 2013 Perşembe

Püskülü tut, çevir, fırlat!


Zaman ne çabuk geçiyor. Okula kayda geldiğim ilk gün daha dün gibi aklımda. Dört yıl önce o gün ağlamıştım küçücük bir sebepten, dün de yine ağladım kepimi havaya fırlatırken ama bu sefer sebebim yüreğime fazla gelen heyecan ve sevinçten...
Duygulanmamak elde değil. Kocaman amfide heyecanlı gözlerle ailemi arayıp onlara el salladığımda onların gururla bana bakıp gülen gözlerle karşılık vermeleri belki de en büyük mutluluk. Ya da diplomamı aldığım anda göz bebeklerine dolan ışıltının yanıma geldiklerinde beni parıl parıl parlatması...
En büyük gurur ise, beni bugünlere getiren canım sevdiklerimin huzurunda ayağa kalkıp alkışların en büyüğünü onlara sunmak... 
Ya kendime kattıklarımın verdiği mutluluk... Kurduğum arkadaşlıklar, edindiğim dostlar, engin bilgilerinden yararlandığım hocalar. Farkında olmasam bile bir gün bir yerlerde çok işime yarayacak olan bilgiler...
Bir telaşla başlayıp yerini büyük mutluluklara, kocaman kahkahalara bırakan günler...
Sıkılıp bunaldığım, çalışmaktan yorulduğum, uykusuz kaldığım zamanlar...
Şimdi, dört yıl boyunca birer birer zihnime eklediğim bilgilerle ve sırtıma yüklediğim bir dolu birikimle başka semalara uçma vakti...
Her daim kepi havaya fırlattığım an kadar mutlu olmak dileğiyle, hoşçakal Hacettepe, seni her zaman güzel hatırlayacağım...

9 Temmuz 2013 Salı

Gezdim. Geldim.


Her şey çok hızlı gelişti. Son zamanlarda hayatımın her anında olduğu gibi. Apar topar bavulumu hazırladım; bir dolu kıyafet, bir kitap, not defterim, telefonum, pasaportum... Her şey hazır. Sonra ver elini gezmece, tozmaca...
İki haftada yedi ülke gezdim. Romanya'da Çavuşesku'nun evi olarak yaptırdığı kocaman parlamento binasını hayran hayran izledim. Budapeşte'de çevirdim başımı Tuna Nehri'ne, kaybolup gittim verdiği huzurda. Yaz yağmurunda ıslandım, geceleri sokaklarda üşüyerek dolaştım. Buda'ya da Peşte'ye de aşık oldum. Hırvatistan'da tüm Zagreb halkıyla birlikte Avrupa Birliği'ne girdim, şarkılarına eşlik edip dans ettim. Bosna'da çeşmelerden kana kana su içtim. Mostar köprüsünde onlarca fotoğraf çekip Neretva Nehri'nde ayaklarımı serinlettim. Belgrad'ın İstiklal'i Knez Mihajlova'da sokak çalgıcılarıyla eğlendim, cebimdeki son dinarları önlerine serptim. Ohrid Gölü'nde resmini yaptığım kayığı buldum sazlıklar arasında, geçtim karşısına doyasıya izledim. Vardar Nehri'ne nazır odamın balkonundan şehri seyrettim. Selanik'te atamın doğduğu evi ziyaret ettim. Selanik sahilinde yürüdüm, Aristotales meydanında alışveriş yaptım. Kavala'da denizin tadını çıkardım.
Budapeşte'de gulaş, Mostar'da balık, Kavala'da kurabiye yedim... Kutu kutu after eight aldım. Kalelere çıktım, kiliseleri, camileri gezdim. Ayaklarım şişene kadar yürüdüm. Hiç bilmediğim sokaklarda en büyük eşlikçim kahkahalarımla oradan oraya dolanırken leyleği havada gördüm.Yüzüm eskiyene kadar fotoğraf çekindim, her adım başı ayrı bir poz verdim. Her ülkede ayrı para hesabı yapmaktan beynim bulandı. Anahtarlık koleksiyonuma her ülkeden yeni parçalar ekledim, bir ara onun evinin İspanyol anahtarlığını hatırlar gibi oldum sonra alaycı bir gülümsemeyle umursamadan gözümü kapatıp geçtim. Yeni erkeklerle tanıştım, sohbet ettim, fotoğraflarını çektim, fotoğraflarımı çektirdim. Günlerim o kadar dolu geçti ki birilerinin aklıma gelmesine fırsat bile kalmadı. 
Özledim, unuttum, iyileştim, çok eğlendim...
Ama şimdi yarın bir gidip kepimi atayım, sonra her şeyi uzun uzun anlatırım...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...