16 Eylül 2013 Pazartesi

Bosna Hersek - Mostar, Poçitel: Mavi ve Yeşil



Mostar için Balkanlar'ın en güzel şehri diye iddialı bir giriş yapsam mübalağa yapmış olmam sanırım. Mavinin ve yeşilin en güzel tonları, harika doğası ve o tarihi dokusuyla adeta ülkenin göz bebeği. Şehir, bu yaz yapmış olduğum gezi maratonu boyunca kendimi en mutlu hissettiğim yerlerin başında geliyor. 

Öncelikle, bu doğa harikası yeri anlatmaya başlamadan en az Mostar kadar güzel başka bir yer; Poçitel'den bahsetmek istiyorum.


Poçitel, ülkenin Hersek bölgesinde yer alan şirin bir Osmanlı köyü. Göğe yükselen minaresiyle, tepedeki kalesiyle, bizim Safranbolu'yu anımsatan evleriyle ve tabii ki yemyeşil doğasıyla insanın hem gözüne hitap ediyor hem de ruhuna.



Arnavut kaldırımlı yollardan geçip kalenin tepesine ulaşmak biraz yorucu olsa da sizi burada bekleyen manzara için gerçekten buna değer. Bosna'nın nazar boncuğu Neretva Nehri, köyün kenarından öyle güzel kıvrılıyor ki, ince beliyle dans eden güzel bir kadın misali.




Tuna alınmasın ama bir nehrin rengi ancak bu kadar güzel olabilir. Resmen turkuaz, resmen güzel, resmen harika, gözlerimi alamadım üzerinden...

UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine de alınan Poçitel, sanırım henüz turistler tarafından çok keşfedilmiş bir yer değil. Turistlerce tıklım tıklım olan yerlerden çok daha güzel olmasına rağmen Poçitel çok daha tenha ve huzur verici. Yine de turistler için hediyelik eşya dükkanları ve burayla özdeşleştirdiğim ufak kese kağıtlarında fazlasıyla lezzetli meyveler satan köylü kadınlar göze çarpıyor.





Poçitel'e hayran kalıp tüm güzel görüntüleri hafızamıza kazıyıp köye dair hatıraları da çantamıza doldurduktan sonra köyle vedalaşarak Mostar'a doğru yolumuza devam ettik.

Size de tavsiyem, Mostar'a gitmeden önce yol üzerindeki bu köye mutlaka uğramalısınız. Duyduğum kadarıyla Dubrovnik'e de birkaç saatlik mesafedeymiş. Dubrovnik tatil planları yapanlar yarım günlerini bu güzel köye ayırarak hem manzaranın tadını çıkarabilir hem de farklı bir ülke topraklarına ayak basma şansına erişebilirler.


Mostar'a doğru yol alırken yine harika doğa manzaraları eşliğinde bir yolculuk gerçekleştirdik. Saraybosna'yı anlatırken dediğim gibi başkentte doğanın güzelliği gölgelenmiş fakat şehirden çıkıp kendinizi yollara atınca gerçek Bosna ile yani mavinin ve yeşilin en güzel tonlarıyla iç içe oluyorsunuz.

Mostar yolu  üzerindeki II. Mehmet Köprüsü'ne de uğramadan geçmeyin derim.



Unutmadan, Mostar yolculuğu sırasında mutlaka Blagay Tekkesi'ne uğrayıp balık yemelisiniz. Saraybosna'da köfte, Mostar'da balık...
Ayrıca Blagay'daki hediyelik eşya fiyatları Mostar'a göre çok daha uygun, bu da aklınızda bulunmuş olsun.



Evet, karnımızı da doyurduktan sonra nihayet en güzel ana ulaşıyoruz.
Mostar, Hersek bölgesinin en büyük şehri. Şehre ismini veren Mostar Köprüsü Neretva'nın üzerinden tüm güzelliğiyle kendisini ziyarete gelen halkı ve turistleri selamlıyor.


Doğa ve tarih hiç bir yerde birbirine bu kadar güzel yakışmamıştır sanırım. Bir yanda tarihe meydan okuyan Mostar Köprüsü bir yanda mavinin en güzel tonlarını barındıran Neretva Nehri. Bu ikili, şehrin kokusunu değiştiren yeşillikleri de peşinden sürükleyince işte ortaya bu harika tablo çıkıyor. Meydana ayak bastığım anda gördüğüm manzara karşısında büyülendim. 


Bu güzelliğin ardında da yine hüzünlü bir hikaye var aslında. Şehir, savaş sırasında büyük zarar görmüş. Mimar Sinan’ın öğrencilerinden Mimar Hayreddin’in inşa ettiği  köprü Hırvatlar tarafından yıkılmış. Boşnaklar şehrin doğusunda Hırvatlar batısında yaşamaya başlamış, Sırplar ise şehri terk etmiş.
Daha sonra 2004 yılında Türkiye’nin de büyük desteğiyle orijinal malzeme ve dönemin inşa teknolojisiyle yeniden yapılan köprü, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki yerini de almış. Muhteşem doğasıyla da iş birliği yaparak şehrin eski hüznünü ortadan kaldırmayı başarmış.

Mostar, ülkenin en turistik yerlerinden biri. Köprüye doğru giden yol üzerinde sayısız hediyelik eşya dükkanı ve resim sergileri var ve de hepsi turistler tarafından oldukça ilgi görüyor. Esnafın çoğu Türkçe biliyor, en azından anlıyor, herhangi bir anlaşma problemi yaşamıyorsunuz. Ben Mostar'dan magnet, yelpaze ve cüzdan aldım. Özellikle Mostar Köprüsü resimli yelpazeler çok hoş.









Köprünün üzerinden görünen manzara da böyle. Aşağıda nazlı nazlı akan Neretva, dört bir yanda yeşillikler ve harika manzara.



Köprü bu kadar güzel ve ünlü olur da hikayesi olmaz mı hiç. Mostar'ın hikayesi de duyduğuma göre şöyleymiş; Şehrin erkekleri evlenmeden önce eşi olacak kişiye cesaretini kanıtlamak için köprüden atlarmış. Tabii artık bu gelenek uygulanmıyormuş fakat yine turistik amaçlı köprünün ortasındaki demirlerde bir adam bulunuyor ve köprüden geçenlerden para topluyor. Eğer toplanan para belli bir miktara ulaşırsa, ki en az bin lira civarında olması gerekiyormuş, köprüden atlıyor. Para toplanmazsa da paraları geri iade ediyor ve aşağıda heyecanla atlamasını bekleyen insanların heyecanını kursaklarında bırakıyor.  Evet, bizim de heyecanımız kursağımızda kaldı ama Neretva'nın kıyısına oturup ayaklarımı suda serinletmek bana çok daha eğlenceli geldi.


Nehirle bire bir temas edip bir de objektiflere bir dolu poz verdikten sonra istemeye istemeye olsa da geldiğimiz yolu geri dönerek şehirle vedalaştık.


Ben Mostar'ı çok beğendim, çok sevdim. Doğası bir ayrı tarihi bir ayrı okşuyor insanın ruhunu. İnsan ne gözünü ayırabiliyor üzerinden ne de ayaklarını.
Kesinlikle Bosna Hersek'e gelip de Mostar'ı görmemezlik yapmayın, Mostar'ı mutlaka ziyaret edin ve Neretva'nın tadını doyasıya çıkarın.

Böylece Bosna Hersek serüvenini de burada noktalamış oluyorum. Belki Avrupa ülkelerinden çok uzak bir havaya sahip ama sahip olduğu yeşili ve mavisi ülkeye kesinlikle çok daha güzel ve özel bir hava katıyor.
Bize çok yakın olan bu toprakları herkesin gezme fırsatı bulması dileğiyle. Kendinize iyi bakın ve her daim gezmeye devam edin...

2 yorum:

  1. Ben natali_kontes:)zaten blogdan da arkadaşmışız:)
    Mostar köprüsü beni çok etkileyen bir köprü hatta yakın zamanda bir kitap çıktı bu isimle...
    Gezi belli ki çok güzel geçmiş ve çok güzel anlatmışsın, sanki ben de beraber gezdim, çok teşekkür ederim.
    Bu aralar oldukça yoğunum bu sebeple bloguma da uğrayamıyorum ama geçmiş gezi yazılarını da fırsat buldukça okuyacağım.
    Çok sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa ne hoş bir tesadüf olmuş, gerçekten çok sevindim :)
      Mostar'ın karşısında etkilenmemek elde değil ama ben gezene kadar böyle güzellikte olacağını tahmin etmemiştim, kitabını da şimdi senden duyuyorum mutlaka okumak isterim :)
      Gezmiş hissini verebildiysem ne mutlu bana, asıl ben teşekkür ederim :)
      Her zaman beklerim, benden de sevgiler :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...