27 Aralık 2013 Cuma

Son Çıkan Işığı Söndürsün


Yılın son oyunuyla karşınızdayım. Prömiyer biletleri hemen tükendiği için ve anca iki gün sonraya bilet bulabildiğim için, oyunla ilgili beklentilerim çok yüksekti. Yine konusunu bilmiyordum fakat keyif alabileceğim bir oyun olacağını tahmin ediyordum.

Oyun, yıkık dökük bir evde açılmayı bekleyen koliler arasında sıkışıp kalan evin kızı ve hizmetçisinin kendi aralarında konuşmalarıyla başlıyor. Bu konuşmalardan anladığımız kadarıyla, bu aile son yıllarını hep taşınmakla geçirmekte ve kendilerini hiçbir zaman hiçbir bir yere ait hissedememektedir.


Ailenin babası genel müdürlükten kovulma seviyesine gelmiş, anne ailesini terk edip gitmiş, yıllar önce evden ayrılan evin oğlu ansızın çıka gelmiş, evlilik planları yapan evin kızının sabırları son raddeye gelmiş, evin hizmetçisi ise çoktan başka alemlere geçmiş...


Zaten bu açılmayı bekleyen eşyalar da onlara ait değilmiş. Taşınma sırasında bir karışıklık olmuş. Olsun ama, ne olurmuş sanki bu eşyalarla yaşamaya başlasalar, insanoğlu nelere nelere alışıyormuş, buna mı alışamayacakmış?


Aslında bu ev de onlara ait olmayabilir, hatta böyle bir aile bile olmayabilir. Yaşanan her şey bir hayal ya da gerçeğin ta kendisi olabilir.


Oyunun taşıdığı derin anlamın pek de farkına varmadan ilk perdeyi çok keyifli şekilde izledim. Fakat  tabii yine olayı çözmek için bin bir soru işareti dolanıyordu zihnimde.
 Evin babası çok başarılıydı ama benim favorim evin hizmetçisi oldu. O kadar tatlıydı ki kahkahalarla güldüm tüm hareketlerine. 
Sonra ikinci perde başladı ve oyun bir anda bitti. Ne olduğunu anlayamadım. Sonu seyirciye bırakılan filmler gibiydi. Oyunun adına yakışır bir sona bağlandı hikaye ama çok zoraki ve ansızın. Bu kötü sonla ilk perdenin tüm güzelliği de uçup gitti. 
Oyunun ne anlatmak istediğini gerçekten anlayamadım. Günümüzde insanların birbirine ne kadar yabancılaştığını anlatmak istiyor gibi geldi bana ama yine çok zoraki bir anlam.
Devlet tiyatrolarının bu huyunu hiç sevmiyorum işte. Her oyun zorlama mesaj kaygısı taşıyor. Çoğu oyun bu konuda hakkını veriyor, saygı da duyuyorum fakat biraz da sadece kafa dağıtmak için oyunlar sahnelensin artık. Bu konuda özel tiyatroları taktir ediyorum doğrusu.

Anlayacağınız üzere, bu sezonun diğer oyunlarında olduğu gibi Son Çıkan Işığı Söndürsün'ü de maalesef beğenmedim. Ne oluyor bu Ankara Dt'ye, nazar mı değdi diyeceğim ama çok iyimser davranmış olurum herhalde.

Neyse sevgili okurlar, kendime tiyatroya olan tutkumu kaybetmememi, sizlere de mutlu bir hafta sonu diliyorum...

4 yorum:

  1. bu ara bu kadar tiyatroya gitmek isterken herkes oyun postları paylaşıyo ya kıskanıyom :)

    YanıtlaSil
  2. du buna da gideyim.
    :)
    ben de yazıyom artık tiyatro yaa.
    arapsaçı ile başladım.
    sona araf ve killer joe filan işte.
    oda ve adam filan.
    :)

    hımmm eğitim ve sevgi yaşamın sona resim de herşeyin huzurlu keyifli olsun gelecek yıl.
    :)

    YanıtlaSil
  3. Oyun, hayatın getirmiş olduğu zorluklar karşısında insanın ne kadar çaresiz olduğunu işliyor ancak konu bütünlüğünü yansıtması bakımından zayıf denilebilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oyunda bir şeyler eksikti, belki de dediğiniz konudadır bu eksiklik.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...