31 Ocak 2014 Cuma

Tatile çıkıyorum! :)


Yeni yılın en büyük dileklerini sağlıktan sonra gezmek için diledim, yeni yılın ilk yazısını gezi üzerine yazdım (ki tüm yıl gezebileyim diye), yazın gezip de yazamadığım ülkeleri sırayla harıl harıl yazdım (ki ardından gelenlerle birlikte daha fazla birikmesin diye) ve taa taaam! Yarın sabah, birkaç yıldır dünyayı dolaşma hayallerimin ilk sıralarında yer alan ve çok merak ettiğim Benelux turuna çıkıyorum. Bir hafta boyunca 5 ülkenin farklı farklı şehirlerini gezeceğim. Paris ve Amsterdam, içlerinde beni en çok heyecanladıran şehirler...
Bu güzel sebepten dolayı bir hafta boyunca buralarda olamayacağım fakat seyahatim sırasında benden haberdar olmak ve gezdiğim yerleri görmek isterseniz beni instagram hesabımdan takip edebilirsiniz. 
Güzel bir seyahat geçirmem ve dönüşte tüm ayrıntıları sizlerle paylaşmak dileğiyle, hoşçakalın....

27 Ocak 2014 Pazartesi

Yunanistan - Kavala


Bu yaz herkes Mykanos'ta, Stantori'ni de tatil yaparken biz anca Kavala'yı gezdik desem Kavala'ya çok büyük bir haksızlık yapmış olurum. Sadece kurabiyesini bildiğim şehrin bu kadar güzel olacağını  gerçekten hiç tahmin etmezdim.


Sabah kahvaltımızın ardından Selanik'ten ayrılıp Kavala'ya doğru yola çıktık. İki şehir arası yaklaşık iki saatlik bir mesafe. Kara yolu çok eğlenceli çünkü yolculuk sırasında size harika manzaralar eşlik ediyor.


Kavala, denizin etrafına hilal şeklinde konumlanmış çok şirin bir sahil kasabası. Masmavi deniz, beyaz badanalı tatlı evler, dar sokaklar, palmiye ağaçları ve martılar... 
Huzur bulup, mutluluğu hissedebileceğiniz şehirlerin en başında geliyor.


Su Kemeri, İbrahim Paşa Camisi ve Kavala Kalesi gezilip görülecek yerler arasında, fakat gözlerinizi denize çevirip onun derinliğinde kaybolmak, hiç bilmediğiniz sokaklarda fütursuzca gezip size heyecan verecek keşiflerde bulunmak, asıl yapmanız gereken şeyler bu güzel kasabada.

Bu nedenle ben çok konuşmuyorum ve  sözü fotoğraflara bırakıyorum Kavala'nın güzelliğini anlatması için...











Tüm bu güzellikleri gözlerinizin derinliklerine ve fotoğraf makinelerinize kaydettikten sonra sahildeki restoranlardan birinde bir balık ziyafeti çekmelisiniz mutlaka. Ardından da kutu kutu Kavala kurabiyesi alıp Türkiye'nin yolunu tutmalısınız. Yani, en azından biz öyle yaptık. Arkamızdan bize el sallayan Kavalalı martı bey eşliğinde önce Selanik'e oradan da İstanbul'a doğru yollanarak iki hafta süren ve bana çok iyi gelen Balkan turumuzu noktaladık.

Tüm Balkan ülkelerini gezmeyi düşünmüyorsanız bile belki bir gün herhangi birine ufak bir kaçamak yapmak isteyebilirsiniz. Eğer tercihiniz Kavala olursa, kara yoluyla İstanbul'dan 480 km uzaklıkta bu şirin kasaba. Biz her yaz yazlığımıza gitmek için bile daha fazla mesafe katediyoruz. Bu nedenle, ekonomik bir tatil için ilk akla gelen adreslerden olabilir. Ayrıca, biz gitmedik fakat Kavala'nın plajları da birbirinden güzelmiş. Bu yazın tatil planlarında belki kendilerine yer verebilirsiniz. 


Yine uzun süren bir gezi dizisiyle karşınızda olmak ve herkesin seyahat etmek istediği yerleri bir an önce keşfetmesi dileğiyle, bol gezmeli günler herkese...

26 Ocak 2014 Pazar

Yunanistan - Selanik


Selanik; İzmir'in kız kardeşi, Atamızın doğum yeri, Yunanistan'ın en büyük ikinci kenti...
Geride bıraktığımız yazda gezdiğim şehirlerden en çok aklımda kalanı ve beni en çok mutlu hissettirenlerden biri...


Selanik'e ayak basar basmaz tabii ki ilk ziyaretimizi canım Atamızın doğduğu eve yaptık.




Restorasyon nedeniyle maalesef içeriyi gezemedik. Sadece bahçesine girip, evi dışarıdan izlemekle yetinmek zorunda kaldık. Fakat, Atatürk'ün doğduğu evin bahçesinde bile vakit geçirmiş olmak, 
hüznün yanında büyük bir gurur verdi bana.


Ardından, Atatürk'ün eviyle aynı cadde üzerindeki Yunanistan'ın en büyük katedrali olan ve UNESCO dünya kültür mirası olarak da ilan edilen Aya Dimitrios Katedrali'ni gezdik.


Kliseyi gezerken, Kudas olarak bilinen Hristiyanların ekmek ve şarabı kutsayarak yaptıkları töreni de izledik.


Şehrin güzelliğini daha iyi görmek ve doyasıya seyretmek için en güzel yerlerden biri olan Selanik Kalesi'nin en tepesindeki konumumuzu aldık.


Bizans surlarından oluşan ve önemli bir tarihi yansıtan kale, bütün şehri çevreleyecek şekilde milattan önce inşa edilmiş. Konumu nedeniyle, özellikle turistler tarafından en uğrak mekan haline gelen kaleden, kırmızı çatıların ardına saklanan şehri ve mavinin en güzel tonlarının dans ettiği denizi izlemek gerçekten harika.


Kale, tüm şehre hakim olduğu için sahilden yürüyerek çıkmak oldukça yorucu. Biz de kaleye tur otobüsüyle çıktık fakat, dönüşte o şirin Selanik sokaklarını keşfetmek ve şehri daha yakından tanımak amacıyla yokuş aşağı kendimizi bıraktık.








Selanik sokakları gerçekten çok renkli ve keyifli. Neredeyse her sokaktan görünen deniz, rengarenk boyalı şirin evler, yeşillikler ve etrafta dolaşan kedilerle insanın kendini mutlu hissetmemesi için hiçbir neden yok. 






Bu şehirde etrafta,  fotoğraflık  fazlaca malzeme ve  yüzünüzü gülümsetip size huzur veren bir dolu küçük ayrıntı bir arada.



 Şehrin sokaklarını yavaş yavaş keşfederek indiğimiz sahilde şehrin en önemli simgelerinden Beyaz Kule tüm heybetiyle karşıladı bizi. Osmanlı döneminde inşa edilen kule, şu an müze olarak kullanılıyormuş.


Kuleye şöyle bir bakıp, ardından daha çok ilgimi çeken deniz kenarına attım kendimi. İzmir'den hiçbir farkı yok Selanik'in, boşuna kız kardeş demiyorlar onlara. Deniz, gökyüzü, martılar ve kordon boyu hiç yabancı gelmiyor insana.


 Dilerseniz, kulenin önünden belirli aralıklarla kalkıp daha çok turistler tarafından tercih edilen deniz turlarına katılabilirsiniz. Hatırladığım kadarıyla, teknelere ücretsiz olarak katılabiliyorsunuz fakat sadece tur boyunca teknede bir şeyler içmeniz gerekiyor.





Selanik'i bir de denizden görmek için gerçekten güzel bir fırsat bu turlar. Yaklaşık yarım saat sürüyor ve çok keyifli geçiyor. Mutlaka tavsiye ederim.


Bu tekne turu sırasında ben, ilk olarak Selanik'te yapılan, bu nedenle Selanikliler'in en favori içeceklerinden olan ve Selanik'e geldiyseniz mutlaka içmeniz gereken Frappe içtim. 



Bu keyifli turun ardından Selanik'in en meşhur yerlerinden Aristoteles Meyadanı'na gittik. Meydan boyunca, bir dolu cafe, restoran ve alışveriş dükkanı var. Çok canlı ve güzel bir meydan burası. Her yer bıcır bıcır insan kaynıyor. 
 Meydanda özellikle çeşit çeşit ayakkabı mağazası var ve fiyatları da çok uygun. Bu Balkan turu sırasında, en çok alışveriş yaptığım şehir Selanik oldu. Ayakkabıdan çantaya, hediyelik eşyalardan ev gereçlerine bir sürü şey aldım. Bir de Tiger diye bir mağaza keşfettim ki, resmen kendimi kaybettim. Türkiye'de bu mağaza var mı bilmiyorum ama eğer yoksa en yakın zamanda açılsın lütfen :)



Aristoteles meydanının paralelinde Eleftherios meydanı bulunuyor ve burada daha çok Yunan restronları yer alıyor. Yemek yemek için, biz de o restoranlardan birini seçtik.


Yemeğin ardından Selanik sokaklarında birazcık daha dolandık.



Daha sonra, yorgunluktan ölmüş bir şekilde kalacağımız otele doğru yol aldık. Biz Makedonia Palace Hotel'de kaldık ve çok memnun kaldık. Hem şehir merkezinde hem de denizin kenarında.




Günün farklı saatlerinde oda manzaram yukarıda gördüğünüz gibiydi. Tam anlamıyla huzur ve mutluluk dolu bir tatil oldu benim için. 



Bu güzel manzaralar eşliğinde Selanik maceramın sonuna gelmiş bulunuyorum. Gerçekten hayran kaldığım bir şehir oldu kendisi. Mutlaka bir kaçamak yapıp gitmeli ve gezmelisiniz. Ayrıca daha fazla fotoğraf için instagram hesabımı da ziyaret edebilirsiniz. 
Bundan sonraki yazımda Kavala ile karşınızda olmak dileğiyle.
 Bol gezmeli günler herkese...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...