19 Ocak 2014 Pazar

Anish Kapoor Sergisi


Şubat ayına kadar uzatıldığını öğrendikten sonra gitme tarihini birazcık ertelediğim Anish Kapoor sergisini geçen hafta gezdim. 

Öncelikle, Sakıp Sabancı Müzesi'ni çok seviyorum. Hem o harika manzarası ve bahçesi hem de dünyaca ünlü sanatçılara verdiği değer nedeniyle. Ankara'dayken bile sırf sevdiğim sanatçıların eserlerini izlemek için gelirdim. Sanırım artık İstanbul'da yaşamamın en güzel yanlarından biri de, SSM ve İstanbul Modern gibi iyi eserlerin sergilendiği yerlere daha kolay ulaşabiliyor olmam.

Açıkçası, Anish Kapoor İstanbul'a gelene kadar kendisi ve eserleri hakkında pek bir bilgim yoktu. Sanatın bazı dallarıyla ilgilenmeme rağmen, heykel her zaman bir adım geriden baktığım bir dal olmuştur. Hem çok ilgimi çekmez hem de çok anlamam. Cansız koca bir kütle gibi yaklaşmam eserlere ama sanatçının duygularını da hissedemem genelde. Ne yalan söyleyeyim çoğu zaman resim kadar estetik de gelmez bana. Fakat, bu sergi ilk andan itibaren tüm bu düşüncelerimi bir kenara bırakmam gerektiğini kulağıma fısıldadı. 


Sergiye gitmeden önce Anish Kapoor hakkında biraz bilgi topladım. Aslen Hint asıllıymış fakat eğitimini İngiltere'de almış ve İngiliz Kraliyet Akademisi'nin de bir üyesi olmuş. Sadece heykeltıraş değil ayrıca ressam, fotoğrafçı ve mimar unvanlarına da sahip olan sanatçı şimdiye kadar birçok ödüle layık görülmüş. Minimalist heykeltıraşların belki de en çarpıcısı olan Anish Kapoor'un çoğu eseri devasa boyutta ve ağırlıkta.

Bu sergi, şimdiye kadar eserleri birçok ülkede sanatseverlerle buluşan Anish Kapoor'un Türkiye'deki ilk kapsamlı sergisi ve aynı zamanda çoğu daha önce sergilenmemiş olan taş eserlerine odaklanan ilk sergi olma özelliğini de taşıyor.




Sergiyi gezeceğiniz zaman eminim sizlerin de dikkatini çekecek olan durum, serginin bir klasik taş heykellerden bir de daha önce hiç görmediğim ve benim ilgimi daha çok çeken duvara monte edilmiş sanırım soyut heykel olarak adlandırılan eserlerden oluşması. Anlam verebildiğim ve bir şeylere benzetebildiğim bu taş heykeller güzeldi. 




Fakat asıl, o duvara monte edilmiş ve boyalar kullanılarak yapılmış eserler çok daha güzeldi. Sanki bu eserler, sizle akıl oyunu oynar gibi fena şekilde şaşırtıyor izleyenleri. Özellikle koyu renkli olanlar duvara asılmış bir obje gibi durup, dokunsanız değeceksiniz hissi veriyor insana. Ama gerçek olan, ne ad verildiğini bilmediğim bu eserlerin içe doğru gidiyor olması. Gözlerde oluşan üç boyutlu his, aslında sanatçının dördüncü boyut diye adlandırdığı akıl almaz bir ustalıkla yaratılıyor. Ve belki de bu sayede, benim gibi heykelle pek haşır neşir olmayan kişilere bile hitap edebiliyor Anish Kapoor.


Sanatçının eserleri çok büyük olunca, sergide sergilenen eserler maalesef belli sayıda. Sergi için üç kat ayrılmış fakat dolu dolu değil tabii ki. Hayranları için belki tatmin edici bir sergi olmamış olabilir ama Sakıp Sabancı Müzesi Anish Kapoor için gerçekten çok emek harcamış. Eserlere uygun olacak şekilde salonlar tekrar düzenlenmiş ve diğer ülkelerde hiç görülmeyecek derecede anlayış gösterilmiş. Ayrıca, Chicago'daki o meşhur fasulye olmasa da müzenin bahçesinde o cinsinden eserler ve Gök Ayna da yerini almış.

Kimini anladığım kimini kendimce yorumladığım eserleri çok keyif alarak izledim. Sizlere de tavsiye ederim. Bu arada, sergiye gittiğiniz zaman sanatçıya ve eserlerine ait olan videoyu mutlaka izlemelisiniz. Eminim, videodan sonra baktığınız ya da bakacağınız eserler çok daha anlamlı gelecektir. Son olarak, Sakıp Sbancı Müzesi çarşamba günleri ücretsiz ve akşam saat sekize kadar açık. 2 Şubat tarihine kadar yolunuz düşmesi ve sanat dolu günler geçirmeniz dileğiyle...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...