22 Ocak 2014 Çarşamba

Before Midnight


Aslında bugün şirin mi şirin bir mekan önerisinde bulunacaktım sizlere fakat biraz önce izlediğim Before Midnight'ı vakit kaybetmeden taze taze yazmaya karar verdim.

Daha önce sizlere anlattığım Before Sunrise ve yazmak için söz verip de maalesef yazmadığım, Before Sunrise'ın devamı olan Before Sunset benim en sevdiğim filmlerin başında gelir. İki filmi de sayısız kere izledim. Hatta çok daha keyifli olduğunu düşündüğüm için çoğu kez ikisini art arda izledim. İlk filmde Viyana sokaklarında geçen, tam bir gençlik aşkı anlatılır. İkincisinde ise, aşıkların tanışmasından 9 yıl sonra Paris'te tekrar birbirlerini bulmaları, geçen bu süre içerisinde yaşadıkları, zamanla olgunlaşmaları ve hayata bakış açılarının değişimi anlatılır.


İkinci film çıkana kadar sonunun seyirciye bırakıldığı ilk film ve ikinci film, her ikisinin de sonu gözle görülür bir gerçekliğe kavuşmaz. Seyircinin hayal gücünde türlü türlü senaryolarla yaşar karakterler. Fakat, çoğu izleyici Celine ve Jesse'nin sonsuza kadar birlikte ve mutlu yaşamış olmasını umut eder.

Bu bilinmezlik nedeniyle oluşan merak yüzünden mi yoksa hikaye çok sevildiği için biraz daha para kazanalım düşüncesiyle mi bilmem, geçen yıl serinin üçüncü filmi olarak Before Midnight gösterime girdi, yine bir öncekinden 9 yıl sonra.


Bu sefer filme mekan olup, güzelliklerini yansıtacak ülke olarak Yunanistan, zaman dilimi olarak da öğle vaktinden gece yarısına kadar olan süre seçilmiş. Celine ve Jesse artık kırklı yaşlarına gelmişler ve bir önceki filme göre, gözle görülür derecede çok yaşlanmışlar. Celine kilo almış, Jesse'nin kırışıklıkları artmış. Tabii bu yaş almayla birlikte, hayata dair yeni dertler ve sıkıntılar edinmişler kendilerine. Dahası, küçük de bir sürpriz var filmde ama spoiler vermiyorum, zaten ilk sahnelerde göreceksiniz siz de.


Bu üçüncü film ilk ikisinden biraz farklı. Filmin başından itibaren Celine ve Jesse birlikteler, yani onları bir bilinmezlikle bıraktığımız dokuz yıl öncesinden beri hiç ayrılmamışlar. Ve bu yüzden bu sefer, birbirlerinin gönlünü kazanmak için o mahcubiyet durumlarına, yanak kızarmalara, utanıp, çekinmelere girmiyorlar. Ayrıca, bu sefer belki de birbirlerine hiç olmadığı kadar acımasızlar.


Ve üçüncü filmde ilk ikisinden farklı olarak o büyük aşk, kendini farklı bir boyuta bırakıyor. Onların elinde olmadan, zamanın ve yaşanmışlığın getirdiği kaçınılmazlık olarak. 
Yine bir diyalog filmi olarak uzun uzun repliklerden oluşuyor film. Ama bu sefer, geleceğe olan bakışları ve geçmişte kalan yılları sorgulamaları, tutkunun azalıp şüphenin baş göstermesiyle şekilleniyor.


Ve hiç şüphesiz, artık bu hikayenin sonu geldi diye bangır bangır bağırıyor film. Yani artık bir devam filmi gelmeyeceğini kapanışı yaptıklarını anlatıyor.


Bu son filmi diğer ikisi kadar beğendim mi diye soracaksanız, cevabım kesinlikle hayır olacak. İlk film, Before Sunrise'a bayılmıştım, Before Sunset onun kadar olmasa da yine de epeyce beğenimi kazanmıştı ama son filmde ne yazık ki ilk iki filmde olduğu kadar keyif alamadım. Bazı sahneler çok uzatılmış ve bazı konular çok abartılmış. 
Fakat, bu hikaye için bu film, serinin son filmi olma özelliğine yakışmış mı diye soracak olursanız, bu sefer de cevabım kesinlikle evet olacak. Çünkü, belki de filmin en güzel repliği olan son sahnedeki şu sözler, aslında 18 yıl öncesinden şu ana kadar, her şeyi anlatır nitelikte: Eğer gerçek aşkı istiyorsan işte bu o. Bu gerçek hayat. Mükemmel değil ama gerçek....

Herkese iyi seyirler...

2 yorum:

  1. Before Sunrise ve Before Sunset benim de defalarca izlediğim filmler arasında. ama ben before sunseti daha çok seviyorum, paris yüzünden olma olasılığı çok yüksek:))
    Before Midnight'e gelecek olursak.. onu daha izlemedim. filmin vizyona girmesini sabırsızlıkla bekleyip, izlememem. sanırım o büyünün bozulmasından ve bu filmi sevmemekten çekiniyorum.
    ama yunanistan da beni kendine çekmiyor değil.. neyse izlersem bir gün yazarım bende; okursun belki:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Elif :)
      Ben de filmin vizyona girmesini sabırsızlıkla bekleyip sonrasında burun kıvırıp gitmedim, anca şimdi izleyebildim. Gördüğüm kadarıyla bir grup bu son filmi çok beğenirken bir grup da hiç beğenmemiş. Bense, belirttiğim nedenlerle hem beğendim hem de beğenmedim. Bakalım sen izleyince ne düşüneceksin, yazdığın zaman tabii ki büyük bir keyifle okurum :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...