14 Ocak 2014 Salı

Lütfen Kızımla Evlenir Misiniz?



Geçtiğimiz pazar günü İstanbul'daki ikinci tiyatromu izledim. Lütfen Kızımla Evlenir Misiniz? bu yıl Ankara devlet tiyatrolarında bulamadığım ve epeyce özlemiş olduğum o hoş tadı nihayet tekrar tatmamı sağlamış oldu.


Naif bir komedi yazıyordu oyunun kitapçığında; herhalde bu oyunu anlatacak bundan daha güzel sözcükler olamazdı. Çok komik, çok eğlenceli, çok keyifli ama olabildiğine naif...
Nurhayat, 40 yaşını geçmiş ve hala evlenmemiş bir banka memuru, yani toplumun ona verdiği isimle tam bir evde kalmış kadın. Annesi, ki hayatımda gördüğüm en ton ton en tatlı anne tiplemesi, toplumun koyduğu bir takım saçma kurallarla evliliğine yön vermiş, hayattaki en büyük gayesi beş yıl önce ölen eşine yemek pişirip kahve yapmak olan ve kızının da kendi gibi evlenip sırasını savması gerektiğini düşünen ve tüm erkekleri potansiyel bir damat olarak gören şirin mi şirin bir kadın. 


  Annesinin bitmek bilmez koca arayışı, kızının ise her seferinde bıkmaksızın annesine hiçbir zaman evlenmeyeceğini kabul ettirme çabası...
Aslında ikisinin de kendine göre haklı sebepleri var. Oyunu izlerken ne anneye yeter artık bu kadarı faza diyebiliyorsunuz ne de kızına...
Yılarca kocasını sevmiş ya da bir şekilde sevmeyi öğrenmiş bir kadın var ortada. Eşinin ölümünden sonra bile onun koltuğuna kimseyi oturtmayan ve hala yaşarcasına onunla sohbet eden yalnız bir kadın. Onun tek endişesi, ileride kızının yapayalnız kalması, tıpkı dallarını uzatıp sarılmak için birilerini gözleyen koca bir yalnız ağaç gibi. Diğer tarafta ise, sırf toplum istiyor diye yaşam şeklini değiştirmeyecek kadar kararlı bir kadın var. Onun isyanı ne annesine ne ona koca bulmaya çalışan karşı komşuya ne de onunla evlenmek isteyen mimar Çoşkun Bey'e. İsyanı sadece insanı zorla şekillendirmeye çalışan toplumsal bakış açısına...


Ben oyunu o kadar çok beğendim ki, bu sezon izlediğim en harika oyun unvanını verdim hemen kendilerine. İşlenen konunun ele alış biçiminden karakterlere, dekordan müziklere her şey çok keyifliydi. Tempo hiç düşmüyor, seyirciye hüznü koklattıkları anlarda bile hemen toparlayıveriyorlar yürek burkan durumu. Ama favorim kesinlikle anne rolündeki Hanife Şahin. Muhteşem oyunculuğuyla tüm salonu kahkahaya boğdu. Hüznün de bile bir komik taraf vardı. Dans edişi, yürüyüşü, dil sürçmelerini oyuna dahil ettiği doğallığı tek kelimeyle şahaneydi. 


Oyunun yazarı olan Muzeffer İzgü'nün daha önce hiçbir oyununu izlememiştim ama tarzını çok beğendiğimi belirtmem lazım. İzgü güzel bir iz bırakmış bu oyunda. Her şey yerli yerinde ne bir abartı var ne de bir eksiklik. İki buçuk saatin nasıl geçtiğini anlamadan su gibi akıp gidiyor oyun. Tüm oyuncuları ve ekibi bir de buradan alkışlıyorum sizlerin huzurunda :)


Oyun, İstanbul devlet tiyatrolarının bu sezon sahneye koyduğu bir oyun fakat daha uzun yıllar seyirciyle buluşur gibime geliyor. Şu an Beyoğlu Küçük Sahne'de oynuyorlar ama programdan değişimi takip edebilirsiniz. Tercihim oyunun anne kız izlenmesi ama olmadı eş dost, çoluk çocuk da izleyebilirsiniz ama yeter ki izleyin :) Eminim siz de benim gibi çok beğeneceksiniz. Herkese şimdiden iyi seyirler...

6 yorum:

  1. Bayılıyorum oyun yorumları okumaya.
    Devlet tiyatroları sık takip ettiğim bir kurum değil ama oyunu merak ettim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de oyun postlarını çok severek yazıyorum :) İstanbul devlet tiyatrolarında bu sezon iyi oyunlar var tavsiye ederim :)

      Sil
  2. Teşekkürler Greta. Annem çok sever böyle oyunları ve ben onun için oyun seçecektim, ne zamandır ihmal ediyordum. Hemen girdim MyBilet'e, haftaya cuma günü için bilet aldım ikimize. Tesadüf bize pek uzak olmayan sahnedeymiş o gün. Tam denk geldi, iyi ki yazmışsın:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar sevindim anlatamam :) Umarım siz de beğenirsiniz ve keyifli bir gün geçirirsiniz, iyi seyirler :)

      Sil
  3. hımm,not edildi,teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim, umarım izlersiniz :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...