6 Ocak 2014 Pazartesi

Makedonya - Üsküp

Yeni yılın ilk yazısına bir gezi yazısıyla başlayarak kendim ve sizler adına bu yılın gezi dolu olmasını diliyorum. Hepinize keyifli okumalar :)


Üsküp, Balkan turumun altıncı durağı olan Makedonya'nın başkenti ve en büyük şehri. Turumuza ilk olarak tüm şehri ayaklarımızın altına seren Vodno Tepesi ile başladık. Şehre yaz aylarında ayak basmamıza rağmen bulutlu ve serin bir hava vardı ama bulutların şehrin güzelliğine katılarak harika bir manzara oluşturduğunu itiraf etmek lazım.


Diğer bir itirafım ise, hiç ummadığım bir şekilde bu ülkeyi çok sevmem. Şimdiye kadar gördüğüm şehirlerden çok farklı. Şehrin ortasından geçen Vardar Nehri aynı Tuna Nehri gibi şehri ikiye ayırıyor ama Budapeşte'de olduğu gibi iki taraf arasında bir bütünlük yok. Tamamen birbirlerinden ayrılar, sanki iki farklı şehir, zaten isimleri de Eski ve Yeni Şehir olarak geçiyor.


Eski ve Yeni Şehir, şehrin en büyük simgelerinden biri haline gelen Taş Köprü yani diğer adıyla Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ile birbirine bağlanıyor. 


Üsküp'ü ilk olarak Vardar'ın doğu yakası olan Eski Şehir tarafından gezmeye başladık. Minik minik renkli evler, eski dükkanlar ve kahve benzeri mekanlarla tam bir nostalji rüzgarı esiyor bu tarafta. Ayrıca kendinizi ülkemizin eski kasabalarından birinde dolaşıyor gibi hissetmeniz de cabası. Camiler, hanlar, hamamlar ve tarihi yapılarıyla da Osmanlı izlerini rahatlıkla görebilirsiniz.


Üsküp Kalesi'nin de yer aldığı ve Eski Çarşı ya da Türk Çarşısı olarak bilinen yer Eski Şehir 'in en turistik yeri. Sevdiklerinize Üsküp'e ait anılar götürebileceğiniz yöreye özgü hediyelik eşya dükkanları ve yine Üsküp'ün damak tadını yansıtan restoranlar bu çarşı içerisinde yer alıyor. 


Eğer burada yemek yiyecekseniz, mutlaka bu meşhur kuru fasulye üstü köfteden yemelisiniz. Fasulyeden hiç haz etmeyen ben bile bu lezzete bayıldım.


Bir de burada çok yaygın bir içecek var, armut suyu. Türkiye'de çok sık rastladığım bir şey değil ama Üsküp'te çok tüketiliyormuş. Tadına baktım ve hoşuma gitti fakat gazlı olduğu için tamamını içemedim :)

Unutmadan, şehrin para birimi, Makedon Denarı. Ülkeyi gezdiğim 2013 Temmuz ayı içerisinde 1 Euro 60 Denar idi. Diğer ülkelere göre daha ucuz bir ülke fakat ufak tefek hediyelik eşyalar ve ülkeye özgü değişik şeylerin dışında alabileceğiniz pek fazla bir şey yok maalesef.


Eski Çarşı'da gezip, ufak tefek alışverişimizi de yaptıktan sonra Vardar Nehri'nin diğer tarafı olan Yeni Şehir tarafına doğru yola koyulduk. Köprüden geçmeden önce Eski Şehir'in bitiminde etrafta yer alan heykellerle yenileşme kendini göstermeye başlıyor. 


Makedonlar için Makedonya'nın en büyük kralı olan Büyük İskender'in yeri çok ayrı. Bu nedenle neredeyse şehrin her yerinde bir Büyük İskender heykeli bulunuyor. 


Benim en çok ilgimi çeken ise, Büyük İskender'in annesi Olympias'ın hamileliğinden Büyük İskender'in çocukluğuna kadar olan dönemi gösteren heykel oldu.


Köprünün tam ayağında bulunan bir diğer önemli heykel ise, Kiril alfabesini bulan Cyril ve Methodius kardeşlerin heykelleri. 


Yine Vardar Nehri'nin o güzel manzarası eşliğinde Yeni Şehir tarafına geçtik. Nasıl diğer tarafta Eski Çarşı önemli bir yere sahipse bu tarafta da ünlü Makedonya Meydan'ı  aynı değere sahip. 


Taş Köprü boyunca başlayan heykeller Yeni Şehir'in her noktasında kendini daha da bir göstermeye başlıyor. Üsküp için bir nevi heykeller şehri diyebiliriz. Çoğunun çok bir tarihi yok, yeni yapılmış fakat şehrin sokaklarına oldukça renk katıyor ve turistler tarafından da epeyce ilgi görüyor. 



Şehrin bu tarafı diğer tarafa göre çok daha Avrupai. Cadde boyunca hoş vakit geçirebileceğiniz cafeler, restoranlar ve alışveriş yapabileceğiniz mağazaların yanında Rahibe Teressa'nın evini, Eski Tren İstasyonu'nu ve Pella Meydanı'nı da görebilirsiniz.


Eski Tren İstasyonu şu an Üsküp Şehir Müzesi olarak hizmet vermekte. Binanın üzerinde bulunan saat 1963'teki büyük Makedonya depreminde 05:17'de durmuş ve depremin anısına günümüze kadar bu şekilde korunarak bir sembol haline gelmiş. 


Günün sonunda Yeni Şehir sokakları bizi yağmurla uğurladı.



Akşam yemeğini Tivoli'de yedikten sonra, otelimize geçtik.


 Biz Üsküp Holiday Inn'de kaldık ve tabii ki çok memnun kaldık :) Kesinlikle tavsiye ederim. Akşam ışıklandırmalarıyla birlikte Vardar Nehri'nin manzarası bir harika. Fotoğrafı odamın balkonundan çektim, tam seyirlik :)


Aynı manzaranın gündüz tarafıyla Üsküp notlarımın sonuna gelmiş bulunuyorum. Bundan sonraki durağımız Makedonya'nın bir diğer güzel şehri Ohrid olacak :)

Hem eski tarihini yaşatan hem de başını Avrupa'ya çevirmiş bu güzel şehirde ben ailemle birlikte çok güzel bir gün geçirdim. Kesinlikle görülmesi gerektiğini düşünüyorum. Şu an ülkemizde de Üsküp turları oldukça revaçta ve uygun fiyatlarla da gezginleri cezbediyor. 
Üsküp'e giderseniz, güzel vakit geçirmeniz dileğiyle...
Herkes adına bol gezip görmeli bir yıl olmasını diliyorum...

4 yorum:

  1. teşekkürler,umarım ben de gezerim,görürüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim, umarım gezme fırsatı bulursunuz :)

      Sil
  2. Çok güzel bir gezi yazısı olmuş, bayıldım! Hepimiz bol bol gezelim bu sene :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok mutlu ettiniz beni, umarım gezeriz hepimiz bol bol :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...