10 Ocak 2014 Cuma

Oradan Buradan...


Canım çok yazmak istedi ama ne yazmak istediğimi bilmiyorum. Tam bir alık balık sendromu yani. Aslında Makedonya seyahatimin ikinci durağı olan Ohrid bekliyor sırada ve başka ülkelerden başka şehirler. Ama gezi yazılarını yazmak için neredeyse bir günümün yarısını harcamam gerekiyor. Şu an o kadar vaktim yok. Sadece biraz kendimi rahatlatacak kadar vaktim var. Bu aralar en büyük problemim vakitsizlik. Bakın, farkında olmadan bir konu buluverdim kendime. Evet, vakitsizlik büyük dert. Bir dolu şey yapmak isterken hiçbir şey yapamadan gelip geçen günler çok rahatsız ediyor beni. Yine bu yüzdendir ki, buralarda da çok fazla görünemiyorum. Acaba beni merak edenler oluyor mudur bu zamanlarda? Nerede bu kız, ne yapıyor acaba falan diye düşünen? Yok yahu, hiç sanmıyorum. Burası benim kimliğimi belli etmeden hayatımı arşivlemek istediğim için yazdığım, yazarken de kendimi mutlu hissettiğim sanal bir günlük. Sonuç olarak, hayatımı ifşa etmek için yazmıyorum sözüm ona kendini ünlü zanneden bir dolu blogger gibi (!) Ooo, benden hiç beklenmeyecek sözler. Yok vallahi kimse üstüne alınmasın, onlar benim blogumu okumaz, zaten de okumasınlar, gerekmez. Fakat cidden gülüyorum bu insanlara, şöyle bir dokundurmadan geçemedim. Neyse döneyim ben şimdi tekrar kendime. Ne diyordum, vakit diyordum. İşte vakit bulamasam da aklım hep buralarda. Her gün bir post girdiğim günleri özlüyorum. O günlerde çokça kitap okur, çokça tiyatroya gider, çokça da resim yapardım. Ama artık bunların hiçbirini çokça yapamıyorum. Fakat yine de yapıyorum, azca. Bu pazar günü epeyce merak ettiğim bir oyun izleyeceğim mesela. Öncesinde hoş bir mekanda kahvaltı, beğenirsem hemen mekan önerilerimdeki yerini alacak kendisi. Sonra, pazartesi çok ciddi bir sınavım var; sezonun son sınavı pardon dönemin. Sonra da ver elini Ankara! İstanbul'a alıştım aslında ama ailemi ve ait olduğum yuvamı çok özlüyorum, iyi ki facetime var! Bir ay sürecek tatilimde bol bol gezmek ve yazmak en büyük temennim. Nereden girdim nereden çıktım ben de anlamadım ama fena bir yazı olmadı sanki, ne dersiniz? Siz ne derseniz deyin, değer verip yazımı sonuna kadar okuduğunuz için ben hepinize kocaman bir teşekkür ediyorum. Sonra da uzanıp kendime bir iyi geceler öpücüğü konduruyorum. Mutlu bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle güzel insanlar...

6 yorum:

  1. Vakti ayarlayamamak ne kötü bir duygudur. Yığılmış okunmayı bekleyen gazeteler, dergiler. Her birinden 20 - 30 sayfa okunmuş kitaplar. Yazılmayı bekleyen raporlar. Hafiften hafiften hallederiz inşallah. Sınavınızda başarılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğiniz gibi çok kötü bir duygu ama insan bazen mecbur kalıyor bu vakitsizliklere, insanı bunaltmadığı sürece koşuşturmaca da ayrı bir güzel aslında :) Çok teşekkür ederim :)

      Sil
  2. benim geniş vakitlerim olduğunda bi şaşkınlığım olur,ufacık zamanlara çok şey sıkıştırmaya alıştığım için.zaman bol olunca üretim de az olur,bi tuhaflık işte:))
    ii haftasonları

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız aslında ben de yaşarım çoğu zaman bu koşuşturma içerisinde kendime vakit bulmayı ama bu sefer gerçekten fazla yoğunum ve hafif de bir tutukluk var üzerimde :)

      Sil
  3. Sevgili Greta, ben merak ediyorum mesela:) Güzel bir üniversitede yüksek lisans yapmak kolay iş değil. Hakkını verebilen için tabii. O yüzden zamanın olmaması çok normal. Pazartesi günü için başarılar diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Sezer Hanım, beni çok mutlu ettiniz ne güzel övgüler bunlar tüm iyi dilekleriniz için teşekkür ederim :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...