16 Nisan 2014 Çarşamba

Bir Delinin Harita Defteri


Lafa tam olarak nereden, nasıl başlasam bilemiyorum aslında. Ve yine aslında, benim bu postu çok önce ya da çok sonra yazmam gerekiyordu fakat canım şimdi yazmak istedi. Gezi blogu olma yönünde bir iddiam da olmadığına göre introductionımda biraz laga luga yapabilirim diye düşünüyorum :) 

Sanırım bundan iki ya da üç yıl önceydi, ben ya üniversite ikinci sınıfta ya da üçüncü sınıftaydım. O zamanlar şu an gezmiş olduğum 12 ülkenin daha hiçbirini gezmemiştim fakat yeni yerler keşfetme arzusuyla yanıp tutuşuyordum. Work and Travellar, Interraillar, çalışma kampları ve onlarca tur programı her gün mütemadiyen gezindiğim sayfaların başlığını süslüyordu. Ha tabii bir de, her zaman hem imrenerek hem de kıskanarak izlediğim dünyayı geziyorum programları. 

Küçüklüğümden beri çok ilgimi çekmişlerdir onlar. O programlar sayesinde, bir gün Avrupa'nın en zengin ülkesinde en kokoş şehrinin sokaklarında güzel parfüm kokuları eşliğinde dolaşmış, başka bir gün Afrika'nın en fakir ülkesinde adını hiç duymadığım bir şehrin derme çatma sokaklarında yine adını hiç duymadığım ilginç meyvelerin kokusunu içime çekmişimdir. Gördüğüm her yere gitmek, hayran kaldığım her yeri canlı canlı yaşamak istemişimdir.

İşte o bahsettiğim iki ya da üç yıl önce, yine yurt dışına açılma duygusuyla dolup taşmış ve arkadaşlarımı gaza getirirken (ve niyeyse, gezme dürtümün beni yoklayışı, her zaman olduğu gibi bir vize veya final dönemiydi) televizyonda bir Belçika programına denk geldim. Öyle çok dikkatli izleyemesem de, şehrin tüm tarihini ve güzelliğini bir kenara bırakarak, o iki güzelliğin birlikteliğine tüm kalbimle vurulmuştum; çikolata ve peynir, çikolatalı eritme peynir!

Sonra hemen internetin başına geçip Belçika turlarını aramaya koyuldum, aklıma koymuştum bir kere Belçika'ya gidecek, önce şehri güzelce keşfedecek, sonra da sıcak peynire çikolatamı eşlik ettirip doyasıya tadını çıkaracaktım. Tek bir Belçika turu yoktu fakat Belçika'yı da içine alan Benelux turları vardı, oh bu daha iyiydi, hem Belçika hem de yanında dört ülke daha!

Ertesi gün gidip arkadaşlarıma çıtlattım hemen konuyu, Benelux turuna çıkalım dedim. Zaten hepimiz birbirimizden hevesli olan biz, başladık planlar yapmaya, ciddi ciddi koyduk kafaya, hadi bu yaz gidiyoruz dedik. 

Sonra yaz geldi, biz gidemedik, seneye gideriz dedik, okul bitsin gideriz dedik ama mutlaka gideriz dedik, yıllıklarımıza bile yazdık.

Daha sonra okul bitti, biz arkadaşlarla Benelux turuna yine çıkmadık ama ben mezuniyetimi kutlamak için ailemle birlikte Balkanlar'ı ve Orta Avrupa'yı içeren 7 ülkelik bir tura çıktım, ilk gezdiğim ülke Romanya, en çok sevdiğim şehir Budapeşte oldu. Çok gezmiş, çok görmüş, çok eğlenmiş ama hala Belçika'ya gidememiştim.

Ardından, mastera başladım, winter breake az bir süre kalmışken yine bir sınav öncesi Benelux düştü aklıma, aslında kışın da güzel olabilir dedim; Fransa, Hollanda, Almanya, Lüksemburg ve tabii ki Belçika...

Bu sefer arkadaş grubuma değil, o grup içerisinde olan en yakın arkadaşıma, dostuma haber verdim, hadi bu kış tatilinde Benelux yapalım dedim, o da olur dedi, aileme haber verdim, bu da Boğaziçi'nde mastera başlamamın şerefine bir hediye olsun dedim (ki yazınki yurt dışı seyahatimiz hem mezuniyetimi hem de Boğaziçi'ne kabul almamı içeriyordu fakat öyle minnoş bir aileye sahibim ki bu konuya başka bir postta ayrıca değinirim ;) ) onlar da hemencik kabul ettiler ve biz de yine aynı hemencilikle işlemlere başladık. Ve 15 gün sonra, dostumla birlikte Belçika uçağında, Brüksel semalarına doğru uçarken buldum kendimi.

Şimdi bunları size niye anlattım bilmiyorum ama amacım yazacağım Belçika yazıma sadece bir giriş yapmaktı. Baktım ki, introductionım çok uzamış bu tek başına bir post olsun dedim ve başlığı da eğer bir gün bir gezi blogu açarsam adını vereceğim "Bir Delinin Harita Defteri" olarak değiştirdim.

En son olarak, Belçika'da peynire çikolata bulayıp yedin mi diye soracak olursanız, yemedim fakat yine de çok güzel bir tatil geçirdim. Bundan sonraki ilk gezi postumu Belçika hakkında yazacağıma söz veriyorum fakat geziye dair fotoğraflarımı, bilgilerimi, hatıralarımı ve daha da önemlisi sözlerimi toplamak için çok uzun süre ayırmam gerektiğinden, bu sözümü ne zaman yerine getireceğim hakkında sizlere bir fikir beyan edemiyorum. En yakın zamanda yazmak dileğiyle diyerek içimdeki gezici kelebeğin ruhuyla hepinize sevgiler gönderiyorum... :)

6 yorum:

  1. Senin adıma sevindim, içten stenen dilenen, için için arzulanan hatta olmuş gibi planlanan hayallerin gerçek olacağına dair inancım vardır benim, kendi hayatımda da yansımalarını gördüm. Ben de bu aralar tatil özlemiyle yanıp tutuşuyorum, kendimi ara ara yolculuk esnasında yolda seyir halinde yakalıyorum, hadi insallah bu yaza diyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet galiba çok istedim ve oldu, inanmak lazım cidden çok istenen şeyin gerçekleşeceğine :)
      Umarım siz de dilediğiniz tatili gerçekleştirirsiniz bu yaz, şimdiden iyi tatiller bol bol gezip görmeler :)

      Sil
  2. Yurt dışına çıkma konusunda herkes istekli ama arasan birini bulamıyorsun, hep lafta kalıyor plânlar. Siz ne güzel gitmişsiniz, biz kaç senedir ha bugün ha yarın gideceğiz mutlaka. :D Belçika yazısını bekliyorum merakla. Biz bir günlük arkadaş grubuyla Hollanda'dan otobüsle gitmiştik Brüksel'e. Pek ayılıp bayılacak bir yer değildi ama çok da kötü sayılmazdı tabii. :)) Yeni bir gezi blogu açmak yerine bu blogun ismini değiştirip tasarımla da geziye uygun olarak biraz oynarsan daha iyi olur gibi. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet cidden iş ciddiye binince, o istekli, maceraperest, gezmeyi seven arkadaşlar bir anda yok oluyor ama neyse ki benim çok kafa dengi bir arkadaşım var, arkadaş gurubuyla gitsek bu kadar keyif almazdım sanırım :)
      Belçika'da Brüksel'e ben de çok bayılmadım fakat güzel bir şehirdi yine de ama asıl hayran kaldığım şehir Brugge oldu, onu da Brüksel'in ardından hemen yazmayı planlıyorum :)
      Yeni bir blog açmak gibi bir düşüncem yok zaten ama blogumu sadece gezi konseptiyle sınırlayacak bir düşüncem de yok yine aynı şekilde. Çok yönlü, çok sesli olamak çok daha güzel değil mi :) Bir de acaba sen benim bloguma bir laf mı ettin çaktırmadan :)

      Sil
  3. Brugge herkesin önerdiği bir yer gerçekten ama gitmek kısmet olmadı. Yaz da okuyarak gitmiş kadar olalım. :D
    Yok niye laf edeyim? :D "Gezi blogu açarsam" diye okuyunca yeni açma, bunun tasarımında oynarsın demek istedim. Yoksa çok seslilik iyi tabii, seviyorum senin blogunu. ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa bu yorumu okuyacağını bile düşünmemiştim, gönlümü aldın şu an tekrar bir yorum yaparak ki alınmamıştım zaten öylesine takılmıştım :)
      Umarım bir gün gidersin Brugge'e, ölmeden önce görülmesi gereken yerler listesinde zaten, tam senlik :)
      Bu arada ben de senin blogunu seviyorum, çok teşekkür ederim :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...