21 Nisan 2014 Pazartesi

Birkaç Kitap

Bir haftalık Paskalya tatilimin ilk gününden, sendromsuz bir şekilde geçmekte olan keyifli bir pazartesinden ve güneşli bir Ankara öğleden sonrasından herkese merhaba!
 Bugünkü postumuzun konusu kitaplar; benim artık kendileriyle çok haşır neşir olamadığım fakat onlara karşı derin hislerimin hiçbir zaman bitmeyeceği güzel varlıklar...
Evet, artık eskisi kadar çok okuyamıyorum ama yine de az biraz okumaya çalışıyorum. Mesela, şu bir haftacık tatil için bir dolu kitap alıp dizdim başucuma. Bitmeyeceğini bilsem bile, bir ondan bir şundan harıl harıl okuyorum, maksat tatili güzel değerlendirebilmek. 
Neyse, lafı çok uzatmadan son zamanlarda okuduklarımdan birkaç tanesini sizlerle paylaşıp gideyim hemen ben. 
Bu yıl ilk olarak Buket Uzuner'den Şiirin Kızkardeşi Öykü'yü okudum. Ben Buket Uzuner'le biraz geç tanıştım ama onun kalemini çok sevdim. Bilmem bu, kaçıncı kitabı okuduğum. 
Yazar, yaratıcı zekasıyla yine harika bir kelime oyunu yapmış kitabın adında. Kitabı oluşturan dört öyküden ilkinin adı olan Şiirin Kızkardeşi Öykü'yü okuduktan sonra anlayabileceğiniz bir oyun bu. Yazarın bu öyküsünü ve "dünyanın en büyük küçük mucizesi çok gençken iyi bir öğretmene rastlamaktır" sözlerini çok sevdim ben. Diğer öyküler de yazarın tarzına yakışır bir şekilde sürprizlerle ve beğenilerle bir çırpıda akıp gidiyor. Cinsel Öyküler başlıklı son öykü ise, zamanında  üniversite arkadaşı olan ve uzun süre aradan sonra tekrar bir araya gelen beş arkadaşın oynadığı tehlikeli bir oyunu anlatan çok akıllıca yazılmış bir hikaye beşleme. Beş farklı karakterin hayatlarına dair tüm bilinmezlikleri ortaya koyan bu öyküleri okurken, insanının içi sevinç, üzüntü ve şaşkınlık duygusuyla garip bir ruh haline bürünüyor. Fazlaca etkileyici bir hikaye. Ve çokça güzel bir kitap bana göre.



Kafka'nın başka birçok kitabını okumuş olsam da, Dönüşüm'ü okumadan kendimi, Kafka hayranı saymam büyük bir ayıp olurdu herhalde. Ayıbımı örtmek için, önceden alıp başucumda beklettiğim Dönüşüm'ü geçenlerde okudum. İncecik kitap, sayfalarına sığamayacak kadar çok ve anlamlı  şeyler veriyor okuyucuya. Herkesin bildiği gibi, kitapta bir adam bir gün uyanır ve kendini dev bir böceğe dönüşmüş şekilde bulur. Bu ilginç olay, çok şey anlatır aslında insana. Metamorfoza ve varoluşçuluğa yaptığı göndermeyle fazlaca bilimsel, aile yapısını ve yalnızlığı insana sorgulattığı için de fazlaca toplumsaldır bana göre. Her okura farklı bakış açısı katıp, düşündüren ve sorgulatan bir eser kuşkusuz. Farklı olana yapılan muamele, yalnızlık, çaresizlik ve daha bir dolu şey, Kafka'nın bundan yüz yıl önce yazdığı bu incecik kitapta gizli. Hala okumadıysanız, en yakın zamanda okumalısınız mutlaka.


Yekta Kopan'ın öykülerini çok seviyorum. Murat Gülsoy ve Buket Uzuner gibi ayrıdır onun öykülerinin bendeki yeri. Fakat, Kara Kedinin Gölgesi, biraz farklı bir öykü kitabı, hatta öykü kitabı yerine öykü görünümlü şiir kitabı demek daha doğru olabilir belki. Birer sayfalık hikayelerden oluşan kitaptaki cümlelerde sanki şiirler saklı. Bu nedenle, insanın ruhunu okşayan çok tatlı cümleler barındırıyor içinde. Ve yine bu nedenle, uzun yazmak kolaydır da, az sözle çok şey anlatmak kolay değildir diyerek bir tarz denemesi yapan Yekta Kopan, hedefine ulaşmış gibi duruyor bana göre.   Kitabın diğer ilginç bir yanı da, her öykünün ressam Temür Köran'ın desenleriyle sayfalarda kendilerine bir can bulmuş olması. Öyküleri anlatan bu çizimler gerçekten dikkat çekici. Yekta Kopan, Kara Kedinin Gölgesi için "hayatımın fragmanları bu kitapta" demiş bir de zamanında, yani epey bir özel anlaşılan yazar için. Fakat, sanırım ben tam bir klasik uzun öykü okuyucusu olduğum için bu kitap pek bana hitap etmedi. Kısa öykülerden, şiirlerden ve farklı tarzlardan hoşlanıyorsanız, eminim seveceksiniz.

Bu post için üç kitap ayırdım, diğer okuduklarımı ilerleyen günlerde paylaşmak dileğiyle, herkese bol kitaplı günler ve mutlu haftalar...

6 yorum:

  1. yekta kopanı okumak gerçekten çok keyif verici. de kara kedinin gölgesini aldığımdan beri okuyup bitirmek bana bir türlü nasip olmadı :D şimdi seni okuyunca heveslendim yine başlayayım da bitireyim inş. :D :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir çırpıda okunacak bir kitap zaten, umarım beğenirsiniz, keyifli okumalar :)

      Sil
  2. Yabanci yazarlarin kitaplarini genellikle Almanca okuyorum. Burada onlari edinmek daha kolay. Buket Uzuner'i bir türlü okuyamadim fakat okuyacagim muhakkak. Türkiye de de paskalya tatili var mi? Cahilligimi bagisa :) Sevgiyle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buket Uzuner'in çok tatlı bir dili var, eminim beğenirsin :)
      Boğaziçi'nde Bahar tatili adı altında, Paskalya tatili oluyor. Her okulda yok tabii :)
      Benden de sevgiler...

      Sil
  3. okumak, okuyabilmek çok güzel birşey. bende zorluyorum kendimi okumak için son günlerde. artık çoğu insan teknoloji manyağı olmuş. okumayı unutmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet maalesef artık teknoloji hayatımızda o kadar çok yer kaplıyor ki okumaya zaman bulamıyoruz fakat okumak lazım, teknolojiyle de ölçülü şekilde haşır neşir olunca sorun olmuyor :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...