11 Haziran 2014 Çarşamba

La Vie En Rose



Düzenli olarak yazamasam da, İstanbul'da bir dolu yeni mekan keşfettim son zamanlarda. Bunların içinde beni en çok heyecanlandıranların başında La Vie En Rose geliyor.

La Vie En Rose, Yeniköy'de Sait Halim Paşa Yalısı'nın karşı tarafında, tıpkı Edith Piaf'ın La Vie En Rose şarksında olduğu gibi pembe bir hayat sunuyor tüm konuklarına. 


İştah açıcı tatlılarını tatmak amacıyla yola çıktığım La Vie En Rose'da çok şirin bir dünyayla karşılaşmak beni çok mutlu etti. Tam bir Fransız cafesi konseptiyle tasarlanan mekan, içeriye adım attığınız ilk anda size kocaman gülümsüyor.


La Vie En Rose'a ilk olarak mart ayında gittim ve menüsüne çok da göz gezdirmeden gitme amacım olan pancakelerden yedim.

   Red&Blue Velvet Pancake

Yanında meyvelerle birlikte sunulan Red&Blue Velvet'in porsiyonu oldukça büyük, biz iki kişi bir porsiyonu zor yedik. Özellikle Red Velvet çok lezzetliydi ve ben bu tada bayıldım. Tatlılarımıza eşlik eden kahveler de oldukça güzeldi.

Aslında bu ilk ziyaretimin ardından, bu güzel mekanı hemen sizlerle paylaşmayı düşündüm. Fakat daha sonra, birkaç kez daha ziyaret ettikten sonra daha bol fotoğraflı bir post hazırlamaya karar verdim.

La Vie En Rose'a ikinci kez, benim gibi yeni yerler keşfetmeye meraklı olan Ankara'dan beni ziyarete gelen çok yakın bir arkadaşımla birkaç hafta önce gittik. Bu sefer, ilk gelişimde aklımda kalan tezgahta sergilenen Charlotte Cake'lerin tadına baktım.


Tam bir Oreo sevdalısı olduğum için tabii ki Oreolu Charlotte seçtim. Fakat ne yazık ki, pancake kadar hoşuma gitmedi bu tatlıların tadı.



Ama yine de, yazla gelen güzel hava ve ortamın şirinliği nedeniyle keyfimizi bozmadan La Vie En Rose'un tadını çıkardık.

Son zamanlarda giderek daha da popüler hale gelen mekanda bahsettiğim tatlıların dışında göze çarpan diğer lezzetler ise cupcakeler. Fakat, canım Ankaramın Very Cupcake'ini hiçbir yere değişmeyeceğim için ben pek fazla ilgilenmedim onlarla. 


Bu ikinci ziyaretimde bir de garson azizliğine uğradık ne yazık ki. Mekanın bazı garsonları sanki garson terbiyesine pek sahip değil gibi. Böyle hoş bir mekana açıkçası hiç yakıştıramadığım hareketler sergiliyorlar. Yazımı yetkili bir kişi okur mu bilmiyorum ama eğer okursa, bu konuyla ilgilenilsin lütfen.

Sonuç olarak, tat açısından bir harika bir de eh işte diyebileceğim iki tecrübe yaşadım La Vie En Rose'da. Fakat, bir de yemeklerinin tadına bakmadan kesin bir yargıda bulunmak istemiyorum. Fakat, ortam olarak gerçekten çok tatlış bir mekan. Umarım, diğer lezzetlerinin tadına baktıktan sonra, işi ortamın hoşluğuyla götüren bir mekan olarak kalmaz benim için.

Bu arada, bahsetmeyi unuttum, bu hoş mekanın sahibi Koç Üniversitesi İşletme mezunu genç bir bayan. La Vie En Rose'a ve güzel lezzetlere dair yazılarını yazdığı bir de blogu var. İlgilenenler şuraya bir tık tık yapabilir. La Vie En Rose'a da daha çok Koç Üniversitesi öğrencilerinin takıldığını ama bir Boğaziçi öğrencisi olarak bizim de çok sevdiğimizi belirtip, fiyatlar ve merak ettiğiniz diğer konularda bilgi edinmeniz için sizi mekanın internet sayfası ile başbaşa bırakıyorum. 
Şimdiden herkese afiyet olsun...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...