19 Haziran 2014 Perşembe

Nasıl anlatsam nerden başlasam, Brugge Brugge...



Gerçekten nasıl anlatacağımı ve nereden başlayacağımı bilmiyorum. Bir şehir düşünün; huzurun eve, ağaca, kanala ve kuğuya dönüşmüş hali. Sadece bu kadar da değil; çikolata kokusu ve dantel asaleti var şehrin dört bir yanında. Çikolata ve dantelden çok daha fazlası hatta...
Ya da şöyle düşünün; bir gün gözünüzü açıyorsunuz ve kendinizi yıllar yıllar öncesinde, bir daha geleceğe dönmek istemeyeceğiniz dünyanın en güzel küçük şehrinde buluyorsunuz. Güzel bir masalın ya da etkileyici bir filmin içindesiniz sanki. At arabaları, kuğu çığlıkları, kanallardan akan sular, yansımalar ve tarih kokan binalar da bu geçmişe yapılan güzel yolculukta eşlik ediyor size. 
Aslında çok daha fazlasını barındırsa da Brugge denince, ilk hissettiğim şeyler işte bunlar...


Brugge, Belçika'nın batısında yer alan, kuzeyin Venedik'i olarak bilinen, günümüze kadar korunup gelmiş bir Ortaçağ şehri. Şehrin tarihi öyle güzel korunmuş ki, modern bir yapı görmeniz imkansız. Şehirdeki en yeni bina, bundan 100 yıl önce yapılmış. Ayrıca, bu tarihi şehir, ölmeden önce görülmesi gereken yerler listesinde de yer alıyor. 


Bir şubat sabahı Brüksel'den Brugge yollarına düşmemize rağmen, güneşli ve ılık bir hava karşıladı bizi Brugge'de. Belki de şehrin o sıcak atmosferi nedeniyle hissettim bu ılıklığı. Eminim yaz aylarında da çok güzeldir Brugge fakat benim gibi tıklım tıklım turist popülasyonundan hoşlanmıyorsanız, şehri daha da yakından hissetmek için kış ayları en ideal zaman.


Aslında Brugge'e gitmeden önce böylesi güzel bir manzarayla karşılaşacağımın bilincinde değildim. Evet duymuştum çok güzel bir şehir olduğunu ama ne çok bir bilgim vardı ne de mutlaka gitmem gereken yerler listemde yer alıyordu kendileri. Her şeyden önemlisi, Brugge'ü gezerken ben daha In Brugge filmini izlememiştim, izlemeyi geçin daha filmden haberim bile yoktu.



Çikolata, rahibeler ve rahibelerin yaptığı danteller diye söze başlamıştı rehber ilk olarak. Sonra da rahibelere ait evlerden bahsetti. Eğer beyaz, altı siyah çizgili evler görürseniz, bu o evin bir rahibeye ait olduğu anlamına geliyormuş.


Bu beyaz evlerden çok daha ilgi çekici olanı, hiç kuşkusuz kanal üzerinde yer alan, gölgeleri kanalı renklendiren ve tarih kokan güzel evler. İnsanın içinden, Brugge'de yaşayıp bu evlerden birinde oturası geliyor adeta.




Köprülerden kanalları aşıp, şehrin kokusunu buram buram içime çekip Brugge'ün güzel sokaklarını arşınlamak çok keyifliydi. Kanal, yansımalar ve kuğu manzaraları kadar bu sokakların da ayrı bir güzelliği var. 









 Brugge sokaklarında çok cici cafeler ve restoranlarla da karşılaşmanız mümkün ve tabii ki en çok da çikolata dükkanlarıyla. Sanırım Belçika çikolatasının en güzel olduğu yer Brugge. Buradan çikolata almayı sakın unutmayın :) Brugge'de ne yeyip içeceğiz diye sorarsanız da, Brüksel ile hemen hemen aynı; waffle, patates kızartması be Belçika birası hatta direkt Kwak! :)



Brugge ile özdeşleşen bir diğer simge de, danteller. Bu el emeği, göz nuru dantelleri satın alabileceğiniz birçok yer var ama fiyatları epeyce bir pahalı :) Yeri gelmişken, Brugge Brüksel'e göre maalesef daha pahalı bir şehir. 







İçimi ısıtan sokaklardan geçtikten sonra tekrar kanallar ve o güzel evler çıkıyor karşımıza. Ben manzaraya hayran hayran bakmaktan fotoğraf çekmeyi bile unutuyorum zaman zaman...




Şehrin bir diğer güzel sakinleri olan atları da selamladıktan sonra Brugee'ün ünlü meydanı Markt Meydanı'na varıyoruz.


Brüksel'in Grand Place Meydanı kadar güzel bir meydan burası, hatta bana göre çok daha güzel. Koca heybetli bina Belediye Binası. Bu binanın sol tarafında, magnetlerini tüm souvenir dükkanlarında görebileceğiniz meydanın en renkli, en güzel yapıları yer alıyor.




Tam karşı tarafta ise, In Brugge filminin de en heyecanlı sahnelerinin geçtiği Belfry yani Çan Kulesi bulunuyor. Kadraja sığdırmakta zorluk çektiğim kulenin tepesine 366 basamağı tırmanarak ulaşabilir ardından harika bir Brugge manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Ne yazık ki ben bu deneyimi yaşayamadım fakat bir daha Brugge'e yolum düşerse ilk yapacağım şeylerden biri olacak.


Markt Meydanı'ndan ayrılıp, beni büyüleyen şehir Brugge'ün diğer sokaklarını hiç hız kesmeden keşfetmeye devam ettik.



Kanal kenarındaki evleri yine hayran hayran izlerken, kanal turu yapan turistlerden de bir poz yakaladım hemen :) Dilerseniz bu kanal turlarına katılıp Brugge'ü bir de sular üzerinden izleyebilirsiniz.




Brugge'ün diğer bir vazgeçilmezi olan kuğuları eşliğinde, Brugge'deki masalımızın sonuna geldik. Sanırım bu tatilde gezdiğim şehirler arasında beni en çok büyüleyen, en çok huzur veren ve yaşamak için can atacağım en romantik şehir olarak gezi notlarımdaki yerini aldı Brugge.
Her ne kadar bu rüyadan çıkmak istemesem de, Brugge'ü Brüksel'den Paris'e geçiş yolunda gezdiğimiz için yolumuza devam etmemiz gerekiyordu. Belki Brugge çoğu insan için günlerce kalıp tatil yapılacak bir yer değil ama en azından iki ya da üç gün geçirilmeli bu güzel şehirde. Gerçi bana soracak olursanız ben burada bir ömür yaşayabilirim...


Dünya üzerinde bu kadar çok gezilecek yer varken tekrar aynı yere gitme lüksüne sahip değilim sanırım ama eğer elime bir imkan geçerse mutlaka Brugge'e tekrar gitmek isterim.
Bu yaz, siz de Ortaçağ'a yolculuk yapıp, huzur dolu birkaç gün geçirmek ve şehrin romantizminin tadını çıkarmak isterseniz tatil planlarınıza Brugge'ü ekleyebilirsiniz, hatta kesinlikle eklemelisiniz. 
Son olarak, Brugge'ü gezdikten sonra, keşke Brugge'e gitmeden izleseymişim dediğim yazı boyunca da sürekli bahsettiğim In Brugge filmini izledim. Belki ilerleyen günlerde ayrı bir post yazarım filme dair fakat Brugge planları yapanlara tavsiyem, gitmeden önce filmi izlemeniz. Bir gezi filmi olmamasına rağmen, filmin geçtiği sahneleri gidip görünce eminim kendinizi mutlu hissedeceksiniz.
Herkese Brugge'de masal gibi bir gün geçirmesi dileğiyle, iyi gezmeler...


8 yorum:

  1. Eşim gitmişti Brugge'a.O da çok beğenmiş.Ben de fotoğrafları görünce büyülenmiştim.Kimbilir belki benim de yolum düşer :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten büyülenmeyecek gibi değil, umarım gidersiniz, eminim gözlerinizle canlı canlı görünce çok daha etkileneceksiniz :)

      Sil
  2. Başlığı görür görmez hemen posta balıklama daldım. muhteşem fotoğraflar. brugge benim ölmeden önce görülmesi gereken yerler listemde birinci sıradaydı ve görünce doğru sıraymış demiştim. bu masal şehre bayıldım, her sokağına, yüzyıllar gerisinde sanki bir masalın içinde hissetmemi sağlayan şehrin genel dokusuna her şeyine bayıldım. Çok etkileyici bir yer. ben bir gece kaldım keşke iki gece kalsaydım diyorum. hava buz gibi olmasına rağmen, çok mutlu bir gün geçirdik. kesinlikle tavsiye ediyorum. kwak da on numara. burayı sevdiysen hollanda da delft şehrini seversin, tavsiye ederim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin yazdığın postu da hatırlıyorum, hatta ben gezerken instagramdan yaptığın yorumları da :) Benim listemde öyle bir sıralamaya sahip olmasa da, gezdikten sonra gerçekten hakettiğini düşündüm, masal gibi bir şehir, bir gün değil bir ömür geçirilebilir. Maalesef Hollanda'da sadece Amsterdam'ı gezdim ama belki Delft'e de bir gün yolum düşer. Yorumun için çok teşekkürler Lulucum, umarım bol gezmeli bir yaz geçiririz :)

      Sil
  3. Muhteşem bir şehir olduğunun ve gidersem çok beğeneceğimin farkındayım. Ve senin fotoğraflar da şahane Greta! Ellerine sağlık.

    YanıtlaSil
  4. Çok teşekkür ederim Sezer Hanım, beğenilmeyecek gibi bir yer değil gerçekten, umarım gitme ve gezip görüp bol bol tadını çıkarma fırsatınız olur, şimdiden iyi gezmeler diliyorum :)

    YanıtlaSil
  5. her yer vafıl kokuyo yaa :)

    YanıtlaSil
  6. brugges'in resmini yapsanaaa. ne güzel olur değil miiii :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...