22 Kasım 2014 Cumartesi

Geçtim Ama Tiyatrodan


Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba. Yazmaya başladığım günden beri, asla es geçmeyerek yazdığım oyunlar da olmasa, sanırım hiç sesim çıkmayacak. Hani filmleri, kitapları, yeni mekanları ve daha nicesini bekleme listesine atabiliyorum da tiyatroya gelince bir huzursuzluk kaplıyor içimi, ille yazılacak, bekletilmeyecek!


Geçtiğimiz hafta içi Küçük Sahne'de Geçtim Ama Tiyatrodan adlı oyunu izledim. Böylelikle, biraz geç olsa da, İstanbul'da da yeni sezonun açılışını yapmış oldum. Kosovalı yazar 
Yeton Neziray'ın kaleme aldığı oyun, Kosova Devlet Tiyatrosu'nda, uzun süredir paralarını almadan çalışan devlet sanatçılarının Kosova'nın bağımsızlığının ilan edildiği tarihteki trajikomik hikayelerini konu ediniyor.


Kosova bağımsızlığını ilan etmeye karar vermiştir. Bunun için, spor bakanının sekreteri görevlendirilir ve emrivaki bir kararla sanatçılardan, Kosova'nın bağımsızlığını ilan edeceği günde bir oyun sahneye koymaları istenir. Fakat, bağımsızlığın ilan edileceği gün belli değildir, hemen yarın da ilan edilebilir bir ay sonra da olabilir. İşin bir diğer garip tarafı ise, oyunculardan oyunun içerisine başbakanın bağımsızlık konuşmasının yerleştirilmesinin istenmesidir. Fakat, bu konuşma da henüz hazır değildir ve ancak bağımsızlığın ilan edildiği gün oyuncuların eline geçebilecektir.


Elleri mahkum oyuncular, apar topar provalara başlarlar. Gece gündüz çalışmaktan ve bağımsızlığın olabildiğince en geç tarihte ilan edilmesi için dua etmekten başka çareleri yoktur. 


Provalar devam ederken, spor bakanının sekreteriyle oyunculara gönderilen kısıtlamalar, oyuncuların işini daha da zor hale getirir. Konu ve sansür kısıtlamaları, alttan alta kendini hissettiren rüşvet ve çıkar ilişkileri oyunun gidişatını etkiler. 


Oyun biraz tutuk şekilde başlasa da ilerleyen sahnelerde güzel bir ivme kazanıyor. Özellikle ikinci perde o kadar keyifli ki, tüm seyirciyle birlikte alıp başını ilerliyor. Sanata, sanatçıya, sanata ve sanatçıya verilen değere, sanata uygulanan sansüre, baskıya, ifade özgürlüğüne, haksızlığa ve adaletsizliğe dair harika göndermeler içeriyor. 


Geçtim Ama Tiyatrodan, konusu itibariyle bana en son Ankara'da izlediğim Yeşilçam oyununu anımsatmış olsa da, oyunun özgün bir senaryoya sahip olmaktan ziyade, konuyu ele alış biçimine önem verdiği zaten ortada. Oyuncuların performansları da bununla paralel şekilde oldukça başarılı. Bu oyunda benim favorim, Rosie karakteri oldu. As god is my witness ile başlayan ve tüm seyircilere kahkahalar attıran o repliği hala aklımda. Ayrıca, oyuna eşlik eden orkestranın çaldığı parçaları dinlemek de çok keyifliydi.

  
Eğer gitmeyi düşünüyorsanız, tereddüt etmeden en kısa sürede sahnenin karşısındaki yerinizi almanızı öneririm. Keyifli bir hafta sonu etkinliği olarak ya da hafta içi akşam iş yorgunluğunu atmak için güzel bir seçenek olabilir.
Şimdiden herkese iyi seyirler ve mutlu bir hafta dilerim şekerler :) 

2 yorum:

  1. Gitmek isteyipte gidemediğim tiyatro oyunu, arkadaşım 2 hafta önce tavsiye etti tembelliğimden gidemiyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman tembelliği elden bırakıp en yakın sürede gitmeniz dileğiyle :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...