10 Şubat 2015 Salı

Vanya Dayı


Tatil bitti. İstanbul'a döndüm. Okul başladı. Ankara'dayken bir çok güzel bir de eh güzel, iki oyun izledim. Önce çok güzelini anlatmak istedim...


Vanya Dayı, usta yazar Anton Çehov'un 19. yüzyılın sonlarında yazmış olduğu, Rusya'da çiftlikte yaşayan bir ailenin güncel ve önemsiz olaylarla boğuşurken yaşadıkları bunalımları ve içine düştükleri komik durumları, harika müzikler eşliğinde seyirciye yansıtan her ne kadar hüzün koksa da bana göre çok keyifli bir oyun.


Oyunun geçtiği dönemde, ülke ekonomi, eğitim, tarım alanında zorluklar yaşamaktadır. İnsanlar doğayı bilinçsizce katletmekte, tüm ülke salgın hastalıklardan nasibini almaktadır. Bir tarafta böylesine içler acısı bir durum varken, diğer bir tarafta da kendini aydın olarak gören bir grup insan kendi kişisel sorunlarını ve kalabalık içindeki yalnızlıklarını, diyaloglar içindeki monologlarla ifade ederek büyük bir umutsuzluğa sürüklenmektedir.


Profesör, Astrov, Sonya, Vanya Dayı ve diğerleri, hepsi kendi umutsuzluklarında kendilerine bir çıkış yolu arayan, hüznün içinde sürüklenen karakterler. Her Çehov oyunu gibi Vanya Dayı da bolca hüzün, umutsuzluk, bazen hüznün içine umut ve bol bol gönderme içeriyor. En son İstanbul'da izlemiş olduğum Çehov'un Üç Kız Kardeş'i gibi aynı duyguları hissettirip, aynı güzellikte seyirciyi etkisi altına almayı başarıyor.


Oyun, daha önce farklı oyunlarda izleme şansı bulduğum ve çok sevdiğim bir dolu tanıdık yüzü bir araya getiren epeyce kalabalık bir kadroya sahip. Oyuncular kadar kalabalık ve keyifli olan ve de benim çok hoşuma giden derdini en yalın şekilde anlatan çok hoş bir dekor var sahnede. Ve her Çehov oyununda olduğu gibi, sahnede görevi olmayan tek bir nesne yok, her nesne sırası geldikçe sözlerini alıp oyuna dahil oluyorlar. Ayrıca, oyunculara eşlik eden başarılı müzisyenler ve onların ruhunuzu okşayan şarkıları da ayrı bir güzellik katıyor oyuna.


İki perdeden oluşan ve iki saat süren oyun, genel olarak hafif tempoda, aşk, hüzün ve bana göre umut dolu olan harika bir klasik. Yine yaşamı, yaşadıklarımızı ve kendimizi sorgulamak adına mutlaka izlenmesi gereken bir oyun olduğunu düşünüyorum. Özellikle, Sonia ve Vanya Dayı arasındaki diyaloglara da özellikle kulak kabartılmalı. Başarılı oyuncular ve keyifli şarkılar da cabası. Tüm oyuncuları ve ekibe bir de buradan kocaman alkışlarımı yollayıp herkese iyi seyirler diliyorum...


 

4 yorum:

  1. Ah en çok izlemek istediğim oyun ! Klasiklerin yeri benim için bambaşkadır. Bir solukta okudum ellerine sağlık =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Umarım izleme şansı bulursunuz :)

      Sil
  2. Dekor çok güzel ama geniş bir alana yayıldığı için takip etmekte zorlandığım anlar oldu.Oyunun kasvetli bir havası var.Sonunu da malesef begenemedim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence genel olarak başarılı bir oyundu fakat siz de haklısınız tabii ki değindiğiniz konularda :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...