17 Haziran 2015 Çarşamba

Jurassic World


Jurassic World, Amerika sinemalarında izlediğim ilk film olarak dün gece kişisel tarihimdeki yerini aldı :) Filme kısaca değineceğim fakat ilk olarak asıl bahsetmek istediğim konu, Amerika'daki sinema salonu kültürünün bizden birazcık farklı olması.

İlk olarak farklı gelen durum, biletlerin numarasız olması. Evet, sinemaya gidip seansı seçip biletinizi alıyorsunuz fakat koltuk numarası yok. Hatta aynı durum şehirler ya da eyaletler arası otobüslerde de geçerli :) Bu nedenle, erken giderseniz istediğiniz yere oturabilirsiniz ama son dakikada salona girerseniz, en önde kafanızı tepeye dikerek filmi izlemek zorunda kalabilirsiniz.
Diğer bir farklılık ise, sizinle hiç kimsenin ilgilenmemesi. Sadece ana girişte biletinize bakılıyor, sonrası size kalmış. Yani, isterseniz başka bir filme girip onu izleyin. Ya da normal aldığınız biletle gidip 3D film izleyin kimsenin ruhu duymayacak :)
En can alıcı farklılık ise, film arasının olmaması. O yüzden, filmin ilk yarısı gibi yorumlarda bulunamayacağım, şimdiden söyleyeyim :) Özel ihtiyaçlar için pek hoş olmayabilir bu durum ama bence kesintisiz film izlemek güzel. Fakat, çok sıkışanlar film anında çıkıp girdiği için biraz dikkat dağınıklığı yaratabiliyor :) 


Filme gelirsek, tıklım tıklım koca bir salonda izledim. Tek bir koltuk bile boş değildi. Bu kadar ilginin olacağını tahmin etmiyordum. Aslında bu durum filmden çok yaşadığım yerle ilgili. Burası küçük bir kasaba olduğu için bu yoğun ilgi gerçekten beni şaşırttı.

Jurassic World, artık klasikleşen ve özellikle benim gibi 90larda çocuk olan nesil için gerçekten ayrı bir anlam ifade eden Jurassic Park serisinin dördüncü filmi.


22 yıl aradan sonra, ilk filmde hayal edilen dinozor tema parkı Jurassic World ismiyle kurulmuştur fakat çok ilgi çekememektedir. Bu nedenle, ilgiyi arttırmak adına dinozor genleriyle oynayarak farklı bir dinozor türü yaratılır. Ve tahmin edeceğiniz üzere, bu yeni türle ilgili macera dolu olaylar gelişir.


Doğruyu söylemek gerekirse, ben epey bir keyifle izledim filmi. Genetiğin, DNA'nın, etolojinin hatta dinozoru eğitme düşüncesinin işin içine girmesi güzel. Filme sanatsal anlamda bir izleyici olarak çok diyecek lafım da yok açıkçası. Eğreti duran pek bir şey bulamadım. Görsel efektler ve ses efektleri benim baya bir heyecan yapıp gerilmemi sağladı. 


Tabii absürt gelen bazı mantık hataları yok değil. Tüm film boyunca o kadının o bembeyaz kıyafetler ve topuklu ayakkabılarla dinozorlarla mücadele etmesi gibi.


Fakat genel olarak, diğer Jurassic Park filmleri tadında, bol bilim kurgu ve macera dolu ve her zamanki gibi artık bir saygı duruşu gibi nitelendirebileceğimiz ilk filme göndermelerle gayet başarılı bir iki saat sizi bekliyor diyebilirim.

Film Türkiye'de de aynı tarihte vizyona girmemiş olsaydı şu an çok havalı olacaktım ama maalesef hiç öyle bir havaya bürünmüyorum  şu an :) 
Herkesin beğenmesi dileğiyle, iyi seyirler!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...