17 Şubat 2016 Çarşamba

Bir Yazarı Çok Sevmek: Nazlı Eray

Üst Bilgi: Bu yazı, 1 yazar, 3 kitap ve çok şey hakkındadır...

Maalesef artık eskisi kadar çok kitap okuyamıyorum. Bir defterim vardı bir zamanlar, okuduğum kitaplar başlıklı; her yıl, ay ay eklenirdi kitaplar. Bir ayda sekiz kitap okuduğum günler vardı, bir ayda üç kitap okudum diye üzüldüğüm zamanlar...

Şimdi bir ayda üç kitap okuyabilsem, ooo iyisin iyi! diyorum kendime. Ama az okumanın da bir güzel yanını keşfettim, o da öz okuyor olmam. Her elime geleni okumuyorum, çok seçiyorum. Takılıyorum iyi bir yazarın peşine, tüm eserlerini okuyorum. İşte Nazlı Eray'ın peşine takılmam da böyle oldu.

Maalesef ben çok geç tanıştım Nazlı Eray'la. İki yıl önce, kendisinin de dahil olduğu bir söyleşiye katılmıştım. Kırmızı saçlarıyla, süper tatlı konuşmasıyla, büyük bir iştahla ve ballandıra ballandıra yazdığı fantastik eserlerden bahsediyordu karşımdaki tatlış kadın. Sadece adı geçen eser isimlerinden bile büyülenmiştim. Ekmek Arası Rüya, Düş İşleri Bülteni, Kız Öpme Kuyruğu ve daha nicesi...
Yine o gün , bir de Ankaralı olduğunu öğrendim, Tunalı aşığı olduğunu, kitaplarını benim Ankara günlerimde neredeyse her gün önünden geçtiğim Tunalı Hilmi'deki Elizin'de yazdığını, kalabalık içinde yazmanın onu hiç rahatsız etmediğini...
Söyleşi bitti, gittim yanına fotoğraf çektirdim, ileride en sevdiğim yazarlardan biri olacağından habersiz birlikte objektiflere gülücük saçtık...


İlk okuduğum kitabı, Kızları Öpme Kuyruğu oldu. Tabii ki adı çok ilgimi çektiği için ilk olarak bu kitabı tercih ettim. Ha bir de, o ciltli hoş baskısı. Nazlı Eray, 4. kitabı olarak 1982 yılında yazmış bu kitabı. Kızları Öpme Kuyruğu, Fantastik Öyküler ve Benden Bana Mektuplar adlı iki bölümden oluşan ve içinde birçok hikaye barındıran bir öykü kitabı. İsmini de bu öykülerin birinden alıyor. İki yıl oldu bu kitabı okuyalı, öyküler hayal meyal hatırımda ama Nazlı Eray'a onun da ötesinde Türk fantastik edebiyatına ilk merhaba dediğim kitap olduğu için yeri bende epey değerli. 

Aslında Murat Gülsoy'un rüyalarıyla, Buket Uzuner'in bazı hikayeleriyle fantastik öykülere hafif aşinalığım olsa da, hiç bu kadar açık seçik dahil olmamıştım fantastik edebiyata. Şimdi fantanstik deyince, çoğumuzun aklında Harry Potterlar, Açlık Oyunları ya da bilim kurgu tarzı şeyler canlanıyor ama Nazlı Eray'ın fantastik dünyası hiç öyle zannettiğiniz gibi değil. Evinde yemeğini yapan kadının, aşk acısı çeken bir adamın ya da gazetedeki sıradan bir ilanın fantastik hikayesini anlatıyor Nazlı Eray. Yani gerçek ve gerçek ötesi öğeleri birbirine bir güzel harmanlıyor. Zaten belki de bu yüzden bu kadar güzel ve ilgi çekici benim için.

Birçok yerde Nazlı Eray eserlerine başlangıç için ideal deniyor Kız Öpme Kuyruğu hakkında. Şüphesiz ki, diğerlerine oranla fantastik öğeleri daha az bulundurduğu için böyle denmiş ama direkt girseniz de onun üstün fantastik dünyasına bence hiç zorluk çekmezsiniz. Her şey bir kenara, tüm satırlarda zeka kokusu var ve bu bilgelik o kadar fütursuz ki, sımsıcak bir dille hayaller ve gerçekler arasında konforlu bir yolculuğa sürüklüyor sizi. Korkacak hiçbir şey yok çünkü Nazlı Eray süper profesyonel bir fantastik pilot!


Farkında olmadan başlangıç için ideal kitapla başlamış olsam bile, ikinci olarak belki epey sert olacak Orphee'yi seçtim ve bir anda kendimi Yunan mitolojisinin romantik kahramanı Orphee ve sevgilisi Eurydice'in hikayesinin içinde buluverdim. 
Ankara'dan 12 saat süren otobüs yolculuğuyla kıyı kentine varan Eurydice, Bay Gece, İmparator Hadrian, yeraltı şehri, mektup taşıyan güvercinler, kıyı şehrine yerleşmeye karar veren Ankara, Ankara'nın Tunalı Hilmisi, Tunalı Hilmi'nin 2 numaralı EGO otobüsü, Paris'te Son Tango filmi... Peki Orphee, Eurydice'in yüzünü görmesin diye mi yaşananlar hep geceydi?

Eminim ki, mitolojiye ilgili olanlar bu kitabı çok daha severek ve anlamlı bir şekilde okuyacaklardır ama ben bile Orphee'yi o kadar çok sevdim ki yazarın gerçek ve gerçek üstü birliktelik ustalığını bu eseri sayesinde daha da iyi anlamış oldum.


Ve son olarak, daha birkaç gün önce son sayfasını çevirip, ellerimin arasına alıp hayallere daldığım Aşık Papağan Barı'nı okudum. Beni tam anlamıyla allak bullak eden, süper kurgulanmış bir kitap Aşık Papağan Barı. Ameliyattaki kadının hayata tutunma hayalleriyle başlıyor önce hikaye. Kalbine siyah bir Opel Vectra saplanmış, arabanın teybinden yükselen Felli'nin film müzikleri (şu an bu satırları yazarken ben de açtım dinliyorum aynı müzikleri), arabadan çıkarılmaya çalışılan adam. Melek Hasan'ın koruyuculuğunda, Ankara semalarına yükselerek, yemyeşil mis gibi Eden parfüm kokulu gölden geçerek Las Vegas'ta bulur bu üçlü kendini. Casino, yıllar önceki o otel odası ve Aşık Papağan Barı. Kırmızı saçlı kadına aşık papağan, Cinci Kebir, muska, dudak, sır perdesi, girmek istenilen rüyaya kesilen biletler, mafya babası Müslüm, uçan arabalarda içilen şampanyalar,  her zamanki gibi bir kadeh cuba libre...

Kitap okuyucuda bitmek bilmeyen ve sürekli başa dönen bir rüya etkisi yaratıyor. Zamansız bir ortamda, beynin kıvrımlarında çadır kurmuş hiç unutulmayan en güzel, en duygusal anılara yolculuğun hikayesi. Aslında aşkı öğrenmek isteyen bir erkeğe aşkı öğretmek için yazılmış, tam bir gerçek ötesi aşk romanı Aşık Papağan Barı. 

Diğer kitaplarla kıyasladığım zaman, beni en çok etkileyen ve gerçekçesine yaşatan kitap oldu Aşık Papağan Barı. Yine Tunalı'ya ve daha bu yazımı geçirdiğim Miami'ye gönderilen selamlarla daha da bir içimi ısıttı. 

Fantastik kitapların hikayesini anlatmak da epeyce zormuş, bunu anladım. Bu nedenle benim daha uzun uzun anlatmam yerine bence siz bir Nazlı Eray ile tanışın da o anlatsın size hikayelerini, en birinci ağızdan, en gerçeküstü, hayal haliyle...

Mutlaka Nazlı Eray'ın fantastik dünyasına bir kafa uzatın derim, ayaklarınızı da sokmak için eminim ki sabırsızlanacaksınız. Keyifli okumalar!

3 yorum:

  1. Bu yazını mutlaka Twitter'da paylaşıp, mention ekleyerek Nazlı Eray'ı haberdar etmelisin sevgili Greta:) Çok hoş bir yazı olmuş. Senin de bildiğin gibi o kadar tatlı bir insan ki muhakkak dönecektir. Çok yakın bir arkadaşım kendisiyle tanışıp arkadaş oldu, sosyal medya arkadaşlığı değil üstelik normal bir arkadaşlık, çok samimi güzel yürekli bir kadın. Romanlarının da farklı dünyalara götürüp hayaller kurdurtan etkileyici eserler olduğunu düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay güzel yorumunuzla çok mutlu ettiniz beni Sezer Hanım. Kesinlikle çok tatlı bir insan Nazlı Eray, kitapları hakkında da aynı fikirdeyim sizinle. Maalesef Twitter kullanmıyorum ama başka şekilde ulaştırırım. Tekrar çok teşekkür ederim. Sevgiler...

      Sil
  2. ciddi anlamda merak ettim, hem de fantastik bir yazar. Gerçek insanların fantastik hikayelerinin anlatılmasına büyülü gerçeklik deniyor acaba Nazlı Eray bu tarzda yazıyor olabilir mi? Hemen bir tane alıp okuyacağım :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...