4 Şubat 2016 Perşembe

Sessizliğin İçinden


Geçtiğimiz hafta, İstanbul Devlet Tiyatrolarında Sessizliğin İçinden adlı oyunu izledim. Yeni prömiyer yapmış bir oyun, bu nedenle oyuna dair tek bir fotoğraf bile yoktu ben biletimi alırken ama konusunun işitme engelliler üzerine olduğunu okuyunca hiç tereddüt etmeden izlemeye karar verdim.


Oyun, işitme engellilere özel eğitim veren bir okulda geçmekte. Sahne birbirinden ayrı birkaç parçaya bölünmüş bir dekora sahip. En büyük dekoru da işitme engelliler için ders yapılan sınıf oluşturuyor.
James Leeds, bu okulda yeni öğretmenlik yapmaya başlamış ve öğrencileriyle etkili iletişim kurarak tüm öğrencilerin gözdesi olmuştur. Fakat  Bay Leeds, aynı zamanda okulda temizlik görevliliği yapan Sarah ile, iletişim kurmak da zorluk ekmektedir. Sarah, dudak okumayı ve ses çıkarmayı reddeden inatçı bir kızdır.


Bay Leeds, onun konuşması için zamanının çoğunu Sarah'la geçirmeye başlar ve çok zaman geçmeden bu asi kıza aşık olur. Ancak, önce Sarah'ın öfkesini yenmesi ve sessizliğin içinde kalbine ulaşması gerekmektedir. 


Mark Madoff'a ait olan senaryo, tiyatroda çok sık rastladığımız türlerden değil. Sahnedeki çoğu oyuncu, işitme engelli rolünde. Bu nedenle, oyun boyunca işaret dili ve zorlukla dudaklardan süzülen sesler seyirciyle buluşuyor. Oyuncular, işitme engelli rolleri için özel eğitim almışlar ve tüm replikleri denetlenmiş. O kadar başarılıydılar ki, etkilenmemek elde değil. Hiç abartısız, ilk sahneden son sahneye, sahne geçişlerindeki su görüntülerinde çalan tüy ürpertici müziğe kadar oyun boyunca her an beni fazlasıyla etkiledi.


Sarah rolünü canlandıran Ebru Aytürk Evren dışında, diğer iştitme engelli rolündeki oyuncular birazcık da olsa konuşabiliyorlar fakat Sarah yaklaşık iki saat süren oyun boyunca tek kelime etmeden, verdiği emeği her halinden belli olan ayakta alkışlanası bir performans sergiliyor.


Oyun böylesi ince bir konuyu ele aldığı için, duymayan insanların haklarına, haksızlıklarına ve onların koca sessiz dünyalarına dair de birçok gönderme içeriyor. 


Tüm bu övgülerimin dışında, Sarah ve James'in ortak bir dünya yaratma çabasında, seyirci olarak bana hissettirdikleri bu ortak dünya algısının yetersiz kaldığını düşünüyorum. James elinden gelen her şeyi yapıp, Sarah'nın sessiz dilini öğrenmeye çabalarken, Sarah James'in dünyasını öğrenmeyi reddediyor ve esssiz dünyasının olduğu gibi kabul edilmesini diretiyor. Oyun, bangır bangır ortak bir noktada buluşma mesajı verirken, Sarah'nın bu tavrı oyunun genelinde epey bir tezatlık oluşturuyor. Eğer oyunun alt metni, duymayanların dünyasını olduğu gibi kabullenmek olsaydı, bu durum rahatsız edici olmazdı.


 Fakat oyunun genelini düşünürsem, sırf verilen emek için ve işitme engellilere dair böyle oyunlar olmadığı için kesinlikle izlenmesini tavsiye ediyorum. Oyunda kullanılan işaret dili sayesinde, duymayan seyircilerin de oyunu rahatlıkla izleyebileceğini düşünüyorum. Ayrıca, zaten uzun zamandır işaret dilini öğrenmek için kanatlarını çırpmaya başlayan içimdeki kelebeğin bu duygusu, bu oyunla birlikte daha da bir pekişti. Umarım, en yakın zamanda fırsat bulur ve beni oldukça etkileyen bu dili öğrenirim. Tüm ekibi, onların selamdaki sessiz alkışlarına karşılık, en kuvvetli şekilde alkışlıyor ve tebrik ediyorum. Seyirciniz bol olsun! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...