6 Şubat 2016 Cumartesi

Shine


Kafanı kaldırıp uzaklara bak! Güneşin mahmur mahmur uyanıp, en sevecen haliyle gülümsediği sıcacık bir yaz günündeyiz. Tekneler peş peşe sıralanmış limana. Sahi hala yapamadık o çok istediğim, ufacık bir tekneyle koy koy gezme işini. Başbaşa. Yine kaldı başka yazlara...
Bak bak şurada, tam köşede, pembe binanın altında en sevdiğim pub. Ne de güzeldir mojitoları. En sevdiğim masasının altında belki bir kedicik vardır. Miyav miyav... 
Dalgaların okşadığı sulardaki balıkları mı düşünüyordur kediler?
Şu sarmaşık, ne de büyümüş. Pek sırnaşık. Dolanmış sarı binanın omuzlarına...
Hangisiydi hani o ilk kez ellerimizin birleştiği yer? 
Yine böyle bir yaz günüydü, yürüyorduk bu sahilde. Ben gözüm teknelerde, yine o çok istediğim koy koy gezme merakımdan bahsediyordum, senin heyecandan yenmiş tırnakların ceplerinde...
Sonra bir anda yaklaşmıştın da tutuvermiştin ya ellerimi, hiç bırakmayacakmışcasına. Ha işte tam da şu krem renkli binanın önündeydi, tabii o zaman bembeyazdı bu bina...


Uzun zaman olmuştu, fırçayı elime almayalı ve yaptığım resimleri sizlerle paylaşmayalı. Ama daha da uzun zaman olmuştu, yaptığım resimlere hikayeler uydurup paylaşmayalı.
Bu soğuk ve karlı Ankara gününde, sıcacık bir yaz resmi yapmak istedim, rengarenk duvarlı binalı, tekneli, dalgalı ve bol hikayeli. 
Kendisi 2016'nın ilk resmi olarak arşivimdeki yerini aldı.
Bu yıl ellerimin daha çok boya kokması dileğiyle...

4 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...