17 Eylül 2016 Cumartesi

Akyaka Nadir Usta'nın Yeri



Akyaka yazımda bahsettiğim gibi Akyaka'da Azmak kenarında birçok balıkçı var. Biz tercihimizi Nadir Usta'dan yana kullandık ve oldukça memnun kaldık. Hangisini seçerseniz seçin, eminim ki enfes manzara ve nehir keyfi hepsinde hemen hemen benzer olacaktır fakat önemli olan lezzet ve hizmet.


 Nadir Usta'nın balıkları çok lezzetli ve taze. Ben ilk defa sinarit balığının tadına burada baktım. Sinarit, etle beslenen yırtıcı bir balık türü aslında, her denizde de yetişmiyor. Büyük ve doyurucu bir balık ama lezzetli olması için mutlaka ızgara olmalı, denemenizi tavsiye ederim. Ben aslında çok balık seven bir insan değilim balık yerine meze eşliğinde rakımı yudumlamak çok daha keyif veriyor bana. Eğer balık yiyorsam da balığın tadını iyi almak adına, mezeyle karnımı çok doldurmam. Bu nedenle sinaritin yanına eşlikçi olarak sadece karides güveç ve salata seçtim. Karides, şimdiye kadar yediklerim içinde en güzellerinden biriydi sanırım. 
Harika manzara eşliğinde hayatımın en huzurlu yemeklerinden birini yedim burada. Suyun insanı rahatlatan sesi, ördeklerin vak vaklamaları ve teninizi yalayıp geçen rüzgar... 
Akyaka'ya yolunuz düşerse bir uğrayın derim, şimdiden herkese afiyet olsun!

14 Eylül 2016 Çarşamba

Akyaka'dan Akyaka'ya


Bu yaz birçok farklı denizin suyuna daldım, dalgalarıyla oynadım ve kumsallarında kızgın kumların üzerinde güneşin tadını çıkardım. İlkbahar'dan sonra hep en çok yazı sevdim. Tenimde bıraktığı izler hep mutlu etti beni. Fark ettim ki yavaş yavaş vedalaşmaya başladığımız bu sarışın güzelle bu yıl aynı yerde buluşup aylar sonra yine aynı yerde vedalaştık.


Bu yaza ilk merhabayı haziranın başında Akyaka'da dedim. Bir yıl öncesine kadar bu saklı cennetten haberim bile yoktu. Akyaka, hayatıma giren okyanus gözlü güzel insanın Türkiye'deki en sevdiği tatil mekanı, huzur deposu, mutluluk kaynağıydı. Ben de onun sayesinde Akyaka ile tanıştım ve ilk andan itibaren bu huzur kokan şirin kasabaya tutuldum!


Akyaka, Muğla'nın Ula ilçesine bağlı bir mahalle aslında. Gökova Körfezi ile Azmak nehrinin öpüştüğü mavi bir cennet. Sahilden yukarı doğru, her türlü bütçeye uygun birçok otel, apart ve yazlık bulunuyor. Hem halk plajı hem de birçok özel beach var. Camping için de özel bir alan bulunuyor ayrıca. Gökova Körfezi'nde yüzmek, suyun tadını çıkarmak harika. Yer yer Azmak'tan çıkan suları hissederek serinlemenin keyfi de ayrı bir güzel. Kendine güvenenler Azmak'ın serin sularına da bırakıyor kendini ama belirteyim ki bu su gerçekten buz gibi. Azmak'ta yüzmek yerine kayıklarla gezintiye çıkmak da farklı bir alternatif. Beni en çok cezbeden kısım ise, nehir boyunca hepsi birbirinden güzel bir dolu balıkçının bulunması. Mutlaka burada kendinize bir balık ziyafeti çekmelisiniz. Ben çektiğim ziyafeti bir sonraki postta sizlerle paylaşacağım.


Akyaka'nın Bodrum, Marmaris gibi birçok tatil beldesine yakın olması da arı bir güzellik. Bir haftayı burada geçirmek yerine ikişer üçer günlük farklı güney Ege kıyıları turunuza Akyaka'yı da dahil edebilirsiniz. Dilerseniz günübirlik tekne turlarıyla koyların da tadını çıkarabilirsiniz.  Ben ilk gidişimde üç günümü Akyaka'da geçirdim, bir günümü de koyları gezmeye ayırdım. Bu gezi sırasında gittiğim Sedir Adası, Kleopatra Plajı Türkiye'nin en güzel plajları arasında yer alıyor. Antik tiyatrosuyla, pırıl pırıl turkuaz suyuyla, harika doğasıyla mutlaka görülmesi gereken bir yer.


Akyaka'nın gece hayatı da oldukça renkli. Dikkatim çeken buraya tatile gelen kitlenin çoğunluğunun gençlerin ve yabancı turistlerin oluşturması. Her kesime hitap eden birçok farklı mekan var. Dekorasyonları harika. Benim en çok beğendiğim ilk defa rastladığım, market fiyatının üzerine çok az bir farkla dolaptan kendinizin alıp ardından masanıza oturduğunuz mekan Meyland Shop&Pub oldu. Çalan müzikler de oldukça güzel.


Akyaka'nın bir diğer özelliği ise, kiteboarding sevenlere ev sahipliği yapıyor olması. Gökyüzünde süzülen renkli kiteları her an görmeniz mümkün. Böyle bir merakınız varsa da, Akyaka sizin için harika bir tercih olacaktır.


Akyaka'da yaza merhaba dedikten sonra geçen haftalarda çıktığım Dalyan, Göcek tatilimin ardından yine Akyaka'ya uğradım ve deniz kum güneş tatiliyle Akyaka'da vedalaştım. Deniziyle, kumsalıyla, yeşilliğiyle insana huzur veren mutlu bir cennet Akyaka. Eskiden el değmemiş ve saklı bir mekan olmasına rağmen, şu an oldukça popüler olan Akyaka bundan sonra benim de her yaz uğrak mekanım olacak gibi gözüküyor. Yolu düşeceklere şimdiden iyi tatiller!




13 Eylül 2016 Salı

İmparator Çay Bahçesi




Yine, hemen bitmesin korkusuyla sayfalarını usul usul çevirip tüm cümleleri yavaşça içime çektiğim inanılmaz keyifli bir Nazlı Eray kitabının daha sonuna geldim. Bu sefer bambaşka bir dünyaya davet ediyor Nazlı Eray okuyucularını. Dolambaçlı yollar, daha önce hiç görülmemiş insanlar, Casino Venüs'ün renkli kumar makineleri, Taşhan'ın hayal kadınları, sona meydan okuyan sonsuz aşklar, afrika menekşeleri, İmparator Çay Bahçesi, ve bu sihirli bahçenin ölümsüz insanları...

Dört aylık roman yazma sürecini birebir okuyucuya yansıtarak yine fantastik bir gerçekliğin içine sürüklüyor Nazlı Eray okuyucularını. Tüm karakterler, farklı zamanlarda farklı yerlerde hayatın sillesini yemiş, hayatla birebir hikayelere sahip olan insanın adeta içine dokunan ruhlar. Fakat usta yazar bu gerçekliği yine, yeniden öyle bir fantastikleştiriyor ki belki de bu yüzden en sevdiğim yazar ve yine belki de bu yüzden çok severek okuyorum onun gerçeklik kokan gerçek üstü her bir cümlesini. Her kitabında Ankara'ya selam yollaması da kalbimde okları hissetmemde büyük bir etken tabii ki.

Tezimi yazma sürecinde başucumda bulunan üç Nazlı Eray kitabından birisiydi İmparator Çay Bahçesi. Şimdi sırada diğer iki kitabı var. Biliyorsunuz, taktım mı takıyorum bir yazara. Ama Nazlı Eray'ın yeri epey ayrı benim için. İçimdeki yazmaya tutkun kelebeği yine harekete geçirdiği de doğrudur. Hala onun fantastik dünyasında kendinize bir yer edinmediyseniz acele edin, çok şey kaçırıyorsunuz!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...