14 Ekim 2017 Cumartesi

Çavdar Tarlasında Çocuklar ve Asi



Epey uzun zaman oldu buraya yazmaya vakit ayırmayalı. Fakat dün akşam sinema salonunda büyülenmiş bir şekilde Sallinger'ın hayatını izlerken içimdeki yazmaya tutkun kelebek dürttü beni; hadi yaz! dedi.

Çavdar Tarlasında Çocuklar; tatlı sarı fon üstüne basılı mavi çerçeve içinde beyaz puntolarla adının yazılı olduğu kitap... Belki birçoğunuz okumuş, okumadıysa bile mutlaka görmüştür. Bir kitabı en popüler döneminde okumama huyumdan mıdır bilmem, ben yaklaşık birkaç ay önce Salinger'ın hayatı boyunca yayınmlanan tek kitabı olan Çavdar Tarlasında Çocuklar'ı okudum. Kitabın son sayfasını okuyup gözlerim noktayla birleşip kitabı kapattıktan sonra da; keşke daha önce okusaymışım dedim.

Kitabın başkahramanı olan Holden Caulfield, asi bir çocuğun yaşamından sıradan kesitleri öyle etkileyici bir dış sesle yazıya döküyor ki, etkilenmemek elde değil. O asi çocuk içindeki derinliği hissettiğinizde ise daha da bağlanıveriyorsunuz sayfalara. Sanırım uzun zamandan sonra ilk defa okuduğum bir kitaptaki sözler uzun süre aklımdan çıkmadı. Central Park'taki buz tutan göldeki ördekler ve büyük bir çavdar tarlasında oynayan çocuklar epey bir süre aklımda gezindi durdu. 

Kitaptan bu kadar etkilendikten sonra, hakkında bir şeyler araştırınca gördüm ki,  1951 yılında yayınlandıktan sonra ahlaki açıdan uygun görülmediği için belli bir dönem Amerika'da yasaklanmış. Hatta öğrendim ki, John Lennon'ı öldüren kişi, bu cinayeti bu kitabın etkisiyle işlemiş...



Kitabın etkisinde bu kadar kalmışken, kitabın yazım sürecini anlatan ve Salinger'ın biyografisi niteliğinde olan Çavdar Tarlasındaki Asi filminin vizyona girdiğini duyunca çok heyecanladım ve hiç vakit kaybetmeden izledim.

Öncelikle söylemeliyim ki, eğer kitabı okumadıysanız film size pek bir şey ifade etmeyecektir. Fakat benim gibi kitabı okumak bir kenara kitabı çok sevdiyseniz emin olun filmi çok beğeneceksiniz. Salinger'ın et pazarlamasıyla uğraşan babasına karşı çıkıp yazar olmak için yazarlık eğitimi almaya başlaması ile başlayan süreç, Salinger'ın yazmaya olan tutkusunun, tüm genel geçer kuralları hiçe sayıp kendi idealleri doğrultusunda ilerleyerek tek romanı olan Çavdar Tarlasında Çocuklar'ın yazım sürecini ustalıkla anlatıyor. Salinger'ın İkinci Dünya Savaşı'nda yaşadıkları, savaş sonrası travmaları ve giderek kendini dış dünyadan soyutlayarak yazıyla beslendiği içsel dünyasına yolculuğu seyirciye etkileyici biçimde anlatılıyor. Hayatında hiç sigara içmeyen biri olarak, kitabı okurken hissettiğim bir sigara yakma hissi, filmde de kendisini gösteriyor.

Salinger Çavdar Tarlasında Çocuklar yayımlandıktan sonra sadece kendi için yazmış ve başka hiçbir kitabının yayımlanmasını istememiştir. Buradan da anlayacağınız üzere, yazma tutkusu sadece kendisi içindir ve bana göre bu, yazmaya gerçekten meraklı kişiler için oldukça ilham alınması gereken bir durumdur.

2010 yılında hayata veda eden Salinger belki böyle bir filminin yapılmasını bile istemezdi kim bilir. Belki de her şey şu çok sevdiğim sözünde gizliydi: "Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra."...


2 Şubat 2017 Perşembe

Kadınlar Filler ve Saireler


Geçen akşam çok keyifli bir oyun izledim. Filler Kadınlar ve Saireler... 
Aynı apartmanda yaşayan birbirinden çok farklı gibi görünen ama özünde modern dünyanın kadınlara dayattığı aynı sıkıntıları, aynı acıları paylaşan üç kadın hikayesi.

"Filler, dünyanın en duygusal hayvanlarıdır...
Kalabalık bir şehirde kaotik bir apartman. Şiddet, seks, intikam, entrika ve yalan... Otuz iki kısım tekmili birden. Şehrin loş barlarında beyaz atlı prensini arayan nevrotik bir prenses. Genç yaşta ömrünü bir erkeğe ipotek etmiş intihara abone domestik bir hayalci. Son kullanma tarihi bir yıl sonra dolan rahmiyle dünyayı kurtarmaya soyunan ekolojik bir anarşist..."


Vahide Gördüm, Yasemin Çonka ve Açelya Topaloğlu'nun bu farklı kadın tiplerine hayat verdiği oyunda zaman zaman kendinizden bir parça bulacağınız sahnelere kahkahalarla gülerken aynı zamanda dünya düzenine karşı hayıflanmanız da kaçınılmaz. 


Oyunun temposu çok yüksek ve oyuncuların performansları çok başarılı. Ben en çok Yasemin Çonka'ya güldüm sanırım, bu kadar başarılı olduğunu televizyon ekranından fark edememiştim. İşte bu yüzdendir ki tiyatroyu çok seviyorum!


Oyunun dekoru da, son zamanlarda gördüğüm dekorlar içinde en iyisiydi hiç şüphesiz. Tüm ayrıntılar harikaydı!

İki saat boyunca çok keyifli dakikalar geçirip, çok eğleneceğiniz, bol bol güleceğiniz, aynı zamanda da düşüncelere dalacağınız garanti!

 Dönüşümlü olarak farklı sahnelerde perdelenen oyunun biletlerini biletix'den satın alabilirsiniz. 
Herkese iyi seyirler!...

30 Ocak 2017 Pazartesi

İstanbul DT'den 2 Çocuk Oyunu

Ara sıra çocuklara yönelik oyunları izlemeyi çok seviyorum. Neredeyse her pazar Devlet Tiyatroları'nın bir sahnesinde matinede çocuk oyunları perdeleniyor. Büyük oyunları gibi, biletler satışa çıktıktan kısa bir süre sonra hemencecik tükeniyor.


Dün izlediğim çocuk oyununun adı "Lay Lay Lom" idi. Şimdilerin genç bir bestecisi, geleceğin maestrosu, eserini bestelerken bir yerde tıkanıp kalıyor, tüm notalar birbirine giriyor, üretemiyor, ilerleyemiyor. Bestecimiz tüm bunları yaşarken, notalarda kendi dünyalarından oyuna dahil oluyor. Porte üzerinde teker teker sıralı do, re, mi, fa, sol, la, si... 
Sonuç olarak hepsi birlik olunca, bestecimiz de müziğe olan tutkusunu kaybetmeyince ortaya güzel bir sonuç çıkıyor. İnanılmaz derecede yaratıcı ve keyifli bir oyundu. Özellikle müzikle ilgilenen, müziğe yeteneği olan çocukların mutlaka izlemesini tavsiye ederim.


Bu sezon izlediğim bir diğer çocuk oyunu da, "Purnima ve Sırlar Ormanı"ydı. Oyun, güzel prenses Purnima'nın sonsuz güzelliğe kavuşabilmek için suyundan içmesi gereken nehre doğru ormanda çıktığı yolculuğu anlatıyor. Bu yolculuğu sırasında ormanda bir dolu hayvan dost edinir kendine Purnima. Bu dostların da yardımıyla en sonunda, hayattaki asıl güzelliğin ne olduğunu anlamaya başlar prenses. Görselliğin oldukça ön planda olduğu, çok renkli bir oyundu. Müzikal tadında, şarkılı danslı, çocuklar ve benim gibi çocuk oyunlarından keyif alan büyükler için oldukça keyifli bir oyun.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...