2 Şubat 2017 Perşembe

Kadınlar Filler ve Saireler


Geçen akşam çok keyifli bir oyun izledim. Filler Kadınlar ve Saireler... 
Aynı apartmanda yaşayan birbirinden çok farklı gibi görünen ama özünde modern dünyanın kadınlara dayattığı aynı sıkıntıları, aynı acıları paylaşan üç kadın hikayesi.

"Filler, dünyanın en duygusal hayvanlarıdır...
Kalabalık bir şehirde kaotik bir apartman. Şiddet, seks, intikam, entrika ve yalan... Otuz iki kısım tekmili birden. Şehrin loş barlarında beyaz atlı prensini arayan nevrotik bir prenses. Genç yaşta ömrünü bir erkeğe ipotek etmiş intihara abone domestik bir hayalci. Son kullanma tarihi bir yıl sonra dolan rahmiyle dünyayı kurtarmaya soyunan ekolojik bir anarşist..."


Vahide Gördüm, Yasemin Çonka ve Açelya Topaloğlu'nun bu farklı kadın tiplerine hayat verdiği oyunda zaman zaman kendinizden bir parça bulacağınız sahnelere kahkahalarla gülerken aynı zamanda dünya düzenine karşı hayıflanmanız da kaçınılmaz. 


Oyunun temposu çok yüksek ve oyuncuların performansları çok başarılı. Ben en çok Yasemin Çonka'ya güldüm sanırım, bu kadar başarılı olduğunu televizyon ekranından fark edememiştim. İşte bu yüzdendir ki tiyatroyu çok seviyorum!


Oyunun dekoru da, son zamanlarda gördüğüm dekorlar içinde en iyisiydi hiç şüphesiz. Tüm ayrıntılar harikaydı!

İki saat boyunca çok keyifli dakikalar geçirip, çok eğleneceğiniz, bol bol güleceğiniz, aynı zamanda da düşüncelere dalacağınız garanti!

 Dönüşümlü olarak farklı sahnelerde perdelenen oyunun biletlerini biletix'den satın alabilirsiniz. 
Herkese iyi seyirler!...

30 Ocak 2017 Pazartesi

İstanbul DT'den 2 Çocuk Oyunu

Ara sıra çocuklara yönelik oyunları izlemeyi çok seviyorum. Neredeyse her pazar Devlet Tiyatroları'nın bir sahnesinde matinede çocuk oyunları perdeleniyor. Büyük oyunları gibi, biletler satışa çıktıktan kısa bir süre sonra hemencecik tükeniyor.


Dün izlediğim çocuk oyununun adı "Lay Lay Lom" idi. Şimdilerin genç bir bestecisi, geleceğin maestrosu, eserini bestelerken bir yerde tıkanıp kalıyor, tüm notalar birbirine giriyor, üretemiyor, ilerleyemiyor. Bestecimiz tüm bunları yaşarken, notalarda kendi dünyalarından oyuna dahil oluyor. Porte üzerinde teker teker sıralı do, re, mi, fa, sol, la, si... 
Sonuç olarak hepsi birlik olunca, bestecimiz de müziğe olan tutkusunu kaybetmeyince ortaya güzel bir sonuç çıkıyor. İnanılmaz derecede yaratıcı ve keyifli bir oyundu. Özellikle müzikle ilgilenen, müziğe yeteneği olan çocukların mutlaka izlemesini tavsiye ederim.


Bu sezon izlediğim bir diğer çocuk oyunu da, "Purnima ve Sırlar Ormanı"ydı. Oyun, güzel prenses Purnima'nın sonsuz güzelliğe kavuşabilmek için suyundan içmesi gereken nehre doğru ormanda çıktığı yolculuğu anlatıyor. Bu yolculuğu sırasında ormanda bir dolu hayvan dost edinir kendine Purnima. Bu dostların da yardımıyla en sonunda, hayattaki asıl güzelliğin ne olduğunu anlamaya başlar prenses. Görselliğin oldukça ön planda olduğu, çok renkli bir oyundu. Müzikal tadında, şarkılı danslı, çocuklar ve benim gibi çocuk oyunlarından keyif alan büyükler için oldukça keyifli bir oyun.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...